Trendier türkçesi Trendier nedir

  • Modayı izleyen.
  • Moda.
  • Enson modayı izleyen.
  • Modaya uyan.
  • Eğimli.
  • Trendi.
  • Son moda.

Trendier ingilizcede ne demek, Trendier nerede nasıl kullanılır?

Trendiest : Moda. Enson modayı izleyen. Modaya uyan. Trendi. Eğimli. Modayı izleyen. Son moda.

Trending : Eğilim belirleme. Eğimli olmak. Yönelmek.

Cotrending time series : Birlikte eğilimli zaman serisi.

Detrending : Yönsemeyi giderme. Eğilimsizleştirme.

Heartrending : Yürek parçalayıcı. Yürekler acısı. Üzücü. Çok acıklı.

Trend stationary process : Eğilim-durağan süreç. Tsp.

Trend in prices : Fiyatların eğilimi.

Trend line : Eğim çizgisi.

Trend stationary : Ts. Eğilim durağan.

Trend plus noise model : Eğilim artı rastsal model.

İngilizce Trendier Türkçe anlamı, Trendier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Trendier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Faddish : Modaya meraklı. Gelip geçici heves. Heves gibi olan. Heveslenen.

Inclined : Yatkın. Eli yatkın. İstekli. Eğik. Yetenekli. Yatmış. Mütemayil. Meyilli. Yamuk.

Tube : Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Radyo ışıtacı. Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü. İçlastik. İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi. Uzun, içi boş ve bir ucu kapatılmış boru. 2-yüksek basınçtaki gazların içinde saklandığı özel metal kap (bunlara bomba da denir.). Tüp. Motorlu taşıtlarda dıştaki koruyucu lastiğin içinde yeralan ve içine hava doldurulan lastik. Alıcı ışıtacı. Yeraltı treni.

 

Computerise : Bilgisayar programına almak. Bilgisayar aracılığı ile yürütmek veya üretmek. Bilgisayara yüklemek. Bilgisayarlaştırmak. Bilgisayarla donatmak. Bilgisayar ile donatmak. Makineleştirmek (also computerize). Bilgisayarla hesaplamak. Bilgisayar kurmak. Bilgisayar ortamına almak.

Provision : Hazırlama. Kayıt. Gelecekte ya da uzakta olan bir durumu ussal dayanağı olmadan önceden ya da görmeden sezme yetisi. Gerekli şeyleri vermek. Karşılamak. Yargılar. Madde. Erzağını sağlamak. Hazırlık. Hüküm.

Dashy : Dikkat çekici. Gösterişli. Modaya uygun. Göz alıcı. Şık. Fiyakalı. Havalı.

Railroad : Hızla bir yasayı onaylamak. Tren yolu. Demiryolu ile taşımak. Mecbur etmek. Demiryolu. Şimendifer. Meclisten hızla geçirmek. Demiryollarında çalışmak. Zorlamak. Demiryolu ile donatmak.

Flood : Çok sayıda olmak. İçine veya üstüne fazla su koymak. Kabarma. Sel. Akın etmek. Sel gibi taşmak. Su basmak. Sel gibi akmak. Taşmak. Sel basmak.

Curved : Kıvrılan. Bombeli. Çarpık. Eğilmiş. Kıvrık. Eğmeçli. Eğri. Kavisli.

Innervate : Sinir jüyesine bağlamak. Sinir sistemine bağlamak. Cesaretlendirmek. Sinirle donatmak. Sinirlerini kuvvetlendirmek. Canlandırmak.

 

Trendier synonyms : machicolate, copper bottom, terrasse, bewhisker, transistorise, kern, reflectorise, victual, reflectorize, give, all the rage, alphabetize, equip, subtitle, heat, index, bed, buy in, seat, stint, latest fashion, curving, trendy, edge, partner, voguish, patch, catawampus, headline, cleat, skimp, acclivitous, top.

Trendier zıt anlamlı kelimeler, Trendier kelime anlamı

Take : Tutma. Etkili olmak. Götürmek. Hasat. (fotoğraf) çekmek. Reaksiyon. Çevirmek. Yakalamak. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Ele almak.

Old : İhtiyar. Deneyimli. Eski. Yaşlı. Pişkin. Eskimiş. ...yaşında. Köhne. Eski zamanlar. İhtiyarlamak.

Trendier antonyms : kern.