Tride türkçesi Tride nedir

  • Filo.
  • Filo güzergahı.

Tride ile ilgili cümleler

English: She stabbed him with a golden trident.
Turkish: O, altın bir üç bacaklı zıpkınla onu bıçakladı.

English: Ali seems to be taking things in stride.
Turkish: Ali işleri normal karşılıyor gibi görünüyor.

English: He sat astride over the main door.
Turkish: O ana kapı üstünde ata biner gibi oturdu.

Tride ingilizcede ne demek, Tride nerede nasıl kullanılır?

Trident : Üçlü çatal. Neptün'ün simgesi zıpkın. Üç çıkıntı gösteren. Üç dişli gladyatör mızrağı. Üç uçlu mızrak. Üç dişli mızrak. Üç çatallı zıpkın. Üç dişli çatal. Çatal şeklinde zıpkın. Üç çatallı.

Tridentate : Üç uçlu. Tridentat. Üç dişli. Üç dişi olan.

Tridentiferous : Zıpkını olan. Zıpkın taşıyan.

Tridents : Üçlü çatal. Üç uçlu mızrak. Üç dişli mızrak. Üç çatallı zıpkın. Üç çatallı. Neptün'ün simgesi zıpkın. Üç dişli çatal. Üç çıkıntı gösteren. Çatal şeklinde zıpkın. Üç dişli gladyatör mızrağı.

Astride : Ata biner gibi. Bacaklarını ayırarak. Bacakları iki yana açık olarak. Birbirinden ayrı olarak. Ata biner gibi bacakları birbirinden ayrı olarak.

Bestride : Her iki yakasında olmak. Aşmak. Ata biner gibi oturmak. Üzerinden geçmek. Bacaklarını ayırarak binmek. Üzerine binmek. İdare etmek. Hükmetmek. Her iki tarafında uzanmak. Ayaklarını açıp oturmak.

 

Astride of a road : Yolun karşı tarafına.

Astride vault backward : Makaslama atlama. Araçlar üzerinden atlarken, bacakları havada çaprazlayıp yön değiştirerek düşme.

Bestrides : Her iki yakasında olmak. Bacaklarını ayırarak binmek. İdare etmek. Ayaklarını açıp oturmak. Üzerine binmek. Ata biner gibi oturmak. Her iki tarafında uzanmak. Her iki tarafında bulunmak. Üzerinden geçmek. Hükmetmek.

Boron nitride : Bor nitrür. Bor nitrürü.

İngilizce Tride Türkçe anlamı, Tride eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tride ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wheel : Tekerlekli bir şeyi itmek. Çark ettirmek. Direksiyon. Yuvarlanmak. Pedal çevirmek. Çark. Teker. Gitmek (tekerlekli bir araç). Çark etmek.

Shippings : Gemiler. Nakliyat. Sevk. Tonaj. Gönderme. Siparişi alıp gönderme. Sevkiyat. Kargo. Ticaret filosu. Gemi trafiği.

Outride : Daha iyi sürmek. Atlatmak (fırtına vb.). Önden gitmek.

Cycle : Aşama. Seri. Motosiklet. Bisiklete binmek. Salınım. Siklus. Dolaşım. Zaman. Çoğalan bir değişkenin art arda gelen minimumlar ya da maksimumlar aralıkları ve bu aralıklardaki değişme biçimleri özdeş değilse bu olayın dönümünden söz edilemez. onun yerine art arda gelen her minimum ya da maksimum çifti arasındaki değişim bir çevrim olur. sözgelişi, güneş lekeleri sayısı tekrarlı olarak azalır çoğalır. bir tarihde gözlenen leke sayısı sıfır iken bir süre sonra bu sayı artar, en büyük değeri alır ve sonra tekrar sıfır olur. böylece bir çevrim tamamlanmıştır; ondan sonra ikinci çevrim başlar, başka hızda ve değerlerde çoğalır, yeniden sıfıra iner. bu da ikinci çevrimdir. güneş leke çevrimlerinin süresi 9 ile 13 yıl arasında değişir. Bisiklet sürmek.

 

Squadrons : Zırhlı birlik. Takım. Süvari taburu. Süvari bölüğü. Bölük. Hava filosu. Birlik takımı. Yüz yirmi ile iki yüz kişiden oluşan süvari birliği. Ufak gemi filosu.

Taxi : Pist üzerinde ilerlemek (uçak). Birini taksiyle götürmek. Taksi. Taksi ile gitmek. Uçağı pist üzerinde ilerletmek. Pist üzerinde ilerlemek. Uçağın alandaki yollarda hareketi. Taksiyle gitmek. Yere yakın uçmak. Uçak pist üzerinde ilerlemek.

Gallop : Dört nala gitmek. Dörtnala gitmek. Acele götürmek. Dörtnala koşmak. Eşmek. Vücudu yerden iten son art bacağın yere ilk olarak bastığı, bu nedenle diğer koşma ve yürüyüşlerde görülmeyen tek ayak basışı ve sesinin duyulduğu, bu iki tek ayak sesi arasında çok çabuk cereyan eden bir üç ayak basışının görüldüğü, böylelikle beden ağırlığını tek bacağın taşıdığı, atların bir koşma şekli. Ilgarlamak. Ilgar. Dörtnala gitme. Koşturmak.

Drive : Topu genellikle arka çizgi yakınlarına düşürecek biçimde ve topa gidiş yönünde bir dönme hareketi vererek yapılan vuruş. Coşku. Sürmek. (arabayla) gitmek. Dürtü. Kullanmak. Güç sağlamak. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi. Sürücü. Saplamak.

Cab : Aracı kullanan kişinin yeri. Taksi ile gitmek. Kiralık araba. Makinist yeri. Kabin. Kasa. Tek atlı binek arabası. Lokomotif veya kamyon sürücüsünün oturduğu kapalı bölüm. Fayton. Operatör yeri.

Joyride : Keyif yolculuğu (araba veya uçakla yapılan). Çalıntı araç kullanma. Çalıntı araba ile gezme. Otomobil gezintisi. Araba ile yapılan ehlikeyif gezintisi.

Tride synonyms : locomote, tool around, ride herd, ride horseback, prance, train, extend, shipping, canter, hitch, chariot, override, armada, travel, sit, flying unit, fleeted, piggyback, pedal, squadron, fleeter, motorcycle, tool, fleetest, bus, sled, go, rail, thumb, move, boat, tube, armadas.

Tride zıt anlamlı kelimeler, Tride kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Walk : Dolaştırmak. Eşlik etmek. Taşımak (iterek). Yürüyüş biçimi. Dolaşmak. Yürüme. Yürüyüş. Yürüyerek gitmek. Adımla ölçmek. Gezdirmek.

Tride ingilizce tanımı, definition of Tride

Tride kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Fleet. Short and ready. A term used by sportsmen. As, a tride pace.