Tuberoses türkçesi Tuberoses nedir

Tuberoses ingilizcede ne demek, Tuberoses nerede nasıl kullanılır?

Tuberose : Ur. Yumrulu. Yumru. Pürtük. Kabarcık. Sümbülteber.

Tuberositas : Tuberositas teres minor. Kol kemiğinin ön yüzündeki linea m. tricipitis’in üstündeki çok küçük çıkıntı.

Tuberosity : Yumru. Tüberozite. Hırçın. Ur.

Adiposis tuberosa simplex : Adiposis dolorosa. (tıp veya medikal terimi) anders hastalığı. Lipmatoz. Dokunuşa duyarlı olan ağrılı bölgesel yağ kitleleri ile tanımlanan hastalık (karın boşluğu veya ekstermitelerde).

Phalaris tuberosa poisoning : Phalaris tuberosa zehirlenmesi. Yumrulu kanyaş zehirlenmesi.

Tuber crops : Yumrulu mahsul. Yumru bitkiler.

Tuber feeds : Toprak altındaki dallarında besin maddelerini depo eden, patates, tatlı patates, yer elması ve tapiyoka gibi yumrular veya rizomları. Yumru yemler.

Tuberous rooted : Yumru köklü.

Tubercle bacillus : Tüberküloza sebep olan bakteri (tıp veya medikal terimi). Tüberküloz bakterisi.

Tuber : Kök. Tüber. Ufak ur. Lobus sinister hepatis’te, lig. venosum'un solunda bulunan tümsek. Yumrukök. Yumru kök. Ufak yumru. Yumru. Tuber omentale.

İngilizce Tuberoses Türkçe anlamı, Tuberoses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tuberoses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Growths : Ürün. Gelişme. Büyüme. Sürgün. Büyümüş şey. Filiz. Geliştirme.

Tubercle : Ufak ur. Şişlik. Küçuk yumru. Küçük yumru. Şiş. Çivi. Yumrucuk. Kurtarmak.

Ampulla : Genişlemiş kısım. Hacı şişesi. Kutsal yağ şişesi. Damar. Ampulla. Ampul. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ampül biçimindeki şişkinlik, kabarcık. Zardan yapılmış herhangi bir kesecik. omurgalılarda kulağın yarım daire kanallarının uçlarındaki genişlemiş yapılar. 3.derisi dikenlilerde su kanal sistemine bağlı halka kanal üzerindeki küçük iç su depoları. 4.keski solungaçlılarda duygu kanallarının uçlarındaki kesecikler. 5.dişilerde fallop kanalının bir parçası. 6.erkeklerde vas deferensin bir kısmı. 7.böceklerde malpighi tüplerinin bağırsağa bağlandığı bölge. ampulla.

Knobbiest : Topuzlu. Budaklı. Tokmak gibi. Yumru yumru.

Papule : Papül. Kabarcık (botanik terimi).

Bulla : Mühür. Bulla. İri kabarcık. Baloncuk. Resmi bir papalık mektubuna basılan mühür. Kabarcık; balıklarda gaz kesesinin çeperleri kalınlaşmış ön ucundan çıkan iki ince kanalın açıldığı, içi zarla örtülü, alt kısmı gaz, üst kısmı perilenf içeren bölmeli çukurluk. Bül.

Globular : Globüler. Küreciklerden oluşan. Küre biçiminde. Yuvarlak biçimde özdek parçası özelliğinde olan (yuvarsıl önbesi özdecikleri vb.). Yuvarsı. Yuvarlak. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Katı damla biçiminde. Küresel. Yuvarsıl.

Gallnuts : Meşe palamudu. Mazı. Meşe mazısı.

Tumour : Tümör. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Şişkinlik. Organizmadaki hücrelerden herhangi birinin özerklik kazanarak sınırsız, amaçsız, ilerleyici ve kontrol edilemez tarzda çoğalmasıyla oluşan, düzenli bir doku organizasyonuna sahip olamayan, başlatıcı neden ortadan kaldırılsa dahi gelişmeye, en azından var olmaya devam eden, yeni ve normal dışı doku kitlesi, neoplazi, neoplazm, neoplazma. genel bir anlamda herhangi bir yerel şişkinlik, yangının belli başlı belirtilerinden bir tanesi. Şiş. Hücrelerin anormal çoğalmasıyla oluşan büyüme. çoğalan hücreler ya o bölgede kalır (iyi huylu tümör) ya da çoğalmaya devam eden hücreler organizmanın diğer bölgelerine yayılarak metastaz yapar (habis tümör: kötü huylu tümör). neoplasm.

 

Bump : Çarpmak. Gümbürtü. Vurmak. Gafleten. Sarsıla sarsıla gitmek. Vurma. Çarpma. Güm diye. Toslamak. Aniden.

Tuberoses synonyms : family tuberaceae, order tuberales, tuberaceae, ascomycotina, ascomycota, subdivision ascomycota, subdivision ascomycotina, fungus order, growth, nodulated, nodular, gallnut, nodulate, tuberous, papula, calculi, lumpiest, excrescence, knobby, knobbier, nubby, pimples, burl, condylus, blisters, bleb, nodal, papilla, pimple, condyloid, nodulous, blowhole, pimpling.