Underpaid türkçesi Underpaid nedir

  • Hakkettiğinden veya gerekenden az ödeme yapılan.
  • Düşük ücret ödenen.
  • Az ödenmiş.
  • Düşük ücret alan.
  • Hak etttiğinden daha az ücret almış.

Underpaid ile ilgili cümleler

English: The workers are overworked and underpaid.
Turkish: İşçiler çok çalıştırılıyor ve az para ödeniyor.

Underpaid ingilizcede ne demek, Underpaid nerede nasıl kullanılır?

Underpants : Tuman. Külot. Don.

Underpart : Altında olan parça. Altında olan kısım. Alt parça.

Underparts : Alt parça. Altında olan kısım. Altında olan parça.

Underpass : Yeraltı geçidi. Demiryolu vb'nin altından geçen yol. Altgecit. Taşıtların ya da yayaların bir anayolun bir yanından öbür yanına, anayolu kullanmaksızın ve anayoldaki gidiş gelişi aksatmaksızın güvenle geçebilmelerini sağlayan ve anayoldan daha aşağı düzeyde bulunan geçit. Kısa bir tünel aracılığıyla bir karayolu. Alt geçit. Altgeçit.

Underpasses : Altgeçit. Alt geçit. Demiryolu vb'nin altından geçen yol. Yeraltı geçidi. Kısa bir tünel aracılığıyla bir karayolu. Altgecit.

Underpeopled : Yeterli insanı olmayan. Büyük yeterli bir nüfusu olmayan. Nüfusu az.

Dunderpates : Mankafa. Ahmak.

Underperform : Beklenenden daha düşük performans göstermek. Piyasa ortalamasının altında değere sahip olmak. (depozito hakkında) pazar ortalamasının daha altında bir oranı takdir etmek veya değer biçmek (finans). Umulandan daha düşük veya daha yavaş bir seviyede performans göstermek. Tahmin edilen performansın altında kalmak.

Underperformed : Tahmin edilen performansın altında kalmak. Beklenenden daha düşük performans göstermek. Umulandan daha düşük veya daha yavaş bir seviyede performans göstermek. (depozito hakkında) pazar ortalamasının daha altında bir oranı takdir etmek veya değer biçmek (finans). Piyasa ortalamasının altında değere sahip olmak.

Dunderpate : Mankafa. Ahmak.

İngilizce Underpaid Türkçe anlamı, Underpaid eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Underpaid ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Call : Uğramak. Ziyaret etmek. Bağırmak. Demek. Seslenmek. Davet etmek. Söylemek. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Aramak (telefon). Çağırmak.

Support : Deneyliklerde kimi aygıtların ya da düzeneklerin uygun konumlarda durmaları için kıskaçlarla tutturuldukları, sağlam tabanlı düşey demir çubuk. romolecule]. Üstlenmek. Bakmak. Üçayak. Destek olmak. Destek çıkmak. Tarafında olmak. Taraftarı olmak. Yatay borunun üzerine oturduğu destek. Güç vermek.

Hold : Günlük çekimler arasından asıl filmde kullanılmak üzere ayrılmış başarılı çekim. Tutmak. Gözaltına almak. (ağırlık) taşımak. Dayanmak. (elinde) (bir şey) tutmak. (uçak veya kap) (yolcu veya su vb) taşımak. Kaldırmak. Alıkoymak. Geçerli olmak.

Hold up : Gecikmek. Desteklemek. Direnmek. Arzetmek. Göstermek. Alıkoymak. Geciktirmek. Sabit kalmak. Tutmak. Korumak.

Sustain : Kabul etmek. Katlanmak. Finanse etmek. Para sağlamak. Sürdürmek. Sürem. Çökmesine engel olmak. Ayakta tutmak. Maruz kalmak. Hakkını vererek yapmak.

Bid : Elde etmeye çalışmak. Girişim. Davet. Teklif etmek. Fiyat teklifi. İhale. İş, mal ve hizmetlerin, açık ve rekabetçi bir ortamda eksiltme veya artırma yöntemleriyle en uygun teklifte bulunana verilmesi. krş. açık artırma, açık eksiltme, kapalı artırma, kapalı eksiltme. Deklarasyon. Teşebbüs. Davet etmek.

Underpaid zıt anlamlı kelimeler, Underpaid kelime anlamı

Straight : Düz. Düz (çizgi). Düz çizgi. Dosdoğru. Doğruca. Uyuşturucu kullanmayan kimse. Yarış çizgisi. Düz hat. Doğru. Düzgün.

Disagree : Çelişmek. Aynı düşüncede olmamak. Sürtüşmek. Uyuşmamak. Uymamak. Karşıt görüşte olmak. Yaramamak. Atışmak. Dokunmak. Bozuşmak.