Uptake türkçesi Uptake nedir

Uptake ile ilgili cümleler

English: Ali's pretty quick on the uptake.
Turkish: Ali anlamada oldukça hızlı.

English: He's a good kid - very quick on the uptake and he does whatever needs to be done.
Turkish: O iyi bir çocuk - kavramada çok hızlı ve yapılması gerekeni yapar.

Uptake ingilizcede ne demek, Uptake nerede nasıl kullanılır?

Uptake 1 : Geri emilim 1. Adrenerjik sinir ucu tarafından kavşak aralığına salıverilen noradrenalinin geri alınması, uptake 1, nöronal uptake.

Uptake 2 : Geri emilim 2. Ekstra nöronal uptake. Kavşak aralığına salıverilen noradrenalinin diğer hücreler tarafından geri alınımı, uptake 2, ekstra nöronal uptake.

Uptake shaft : Hava çıkış kuyusu.

Amine precursor uptake and decarboxylation cells : Apud hücreleri. Sindirim kanalı epitelinin bazal laminaya bitişik bölgesinde yer alan, polipeptit sentezleyen endokrin hücrelere verilen genel ad.

Amine precursor uptake and decorboxylase cells : Apud hücreleri. Yaygın nöroendokrin sistem hücreleri.

Uninterruptable power supply : Elektrik kesildiğinde sisteme elektrik sağlayan cihaz. Kesintisiz güç kaynağı.

 

Be slow on the uptake : Geç anlamak. Zor kavramak. Ağır kavramak veya adapte olmak.

Neuronal uptake : Geri emilim 1. Nöronal uptake.

Be quick on the uptake : Çabuk kavramak. Çabuk öğrenmek veya kavramak. Çabuk anlamak.

Slow on the uptake : Algılama sorunlu. Kalın kafalı. Jetonu geç düşen.

İngilizce Uptake Türkçe anlamı, Uptake eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Uptake ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Argus : Argus (mitoloji terimi). Tetikte. Yüz gözlü prens. Yüz gözlü canavar. Yüz gözlü bir şahıs. Tedbirli. Açıkgöz. Dikkatli veya tedbirli nöbetçi.

Intelligences : Anlayış. Beyin. Kafa. Akıllı kimse. İstihbarat. Akıllılık. İdrak. Akıl. Haberalma.

Amplification : Mübalağa. Büyültme. Ayrıntıları ile açıklama. Yükseltim. Elektronik aygıtlarda yüksek erke gerektiren çeşitli örgenlere gönderilmek üzere, bir elektrik akımının gerilim ya da yeğinliğini artırma işlemi. yayın sırasında çok zayıflamış olan imin, varış noktasında güçlendirilmesi işlemi. Abartma. Ontogeni ve filogenide yapısal ve görevsel kompleksliğin gittikçe artırılması yönündeki değişiklikler. bir dna parçasının kopya sayısının in vitro ya da konak hücresi içinde fazla üretilerek artırılması. Bir ses sinyalinin güçlendirilerek hoparlör için hazır hale getirilmesi süreci. Genişletme.

Awake : Bilinçli. Harekete geçmek. Uyandırmak. Uyanmış. Bilincinde. Gözünü açmak. Uyanmak. Kışkırtmak. Uykudan kalkmak. Farkında olan.

Composition : Görünge kurallarına dayanılarak, varlıkları ve nesneleri uzayda en uygun biçimde yerleştirme yoluyla görüntüye derinlik kazandırma çabası. işlikteki ışık kaynaklarının, görünçlüğün gereklerine, oyuncuların ve alıcının devinimlerine göre yer, yön, yeğinlik bakımından hazırlanması. Kompozisyon. Bir özdeğin hangi kimyasal türlerden oluştuğunu belirleyen verilerin tümü. Bileşim. Terkip. Kişinin kişisel bilgi ve görgüleriyle yeteneklerini başkalarının bilgi ve görgüleriyle birleştirerek bir yapıt yaratması. Yapıt yaratma. Yazı. Bir kimyasal bileşiği oluşturan öğelerin ya da daha yalın bileşiklerin nicel değeri.

 

A clay : Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin. Beyaz kil.

Drink : Yutmak. İçkiye harcamak. İçki içmek. Buyurmak. Bitirmek. Alkol almak. Şerefine içmek. İçki. İçmek. Emmek.

Imbibition : Emilme, sıvının katı madde tarafından emilmesi. Emme. İmbikleme. İmbibisyon. Alma. Embibisyon. Massetme. İçine alma. İçme.

Suction : Emiş. Emme. İndükleme. Vakumlu. Çekme. Emme işlemi. Emiş gücü. Vakum.

Defeasance : İptale bağlı ayrıştırma. Fesih. İptal. Lağvetme.

Uptake synonyms : re uptake, body process, bodily function, human process, bodily process, reuptake, perceptive, argus eyed, a amplitude mod, deglutition, a band, ennobling, awakes, endurance, airways, airshaft, insights, binding piece, air shaft, elevations, swallow, ingestion, aware, abolishment, apprehensions, a c deformity, annulment, insight, apercu, activity, elevation, intellection, fathomed.

Uptake ingilizce tanımı, definition of Uptake

Uptake kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A flue leading upward. To take into the hand. To take up. To help. The pipe leading upward from the smoke box of a steam boiler to the chimney, or smokestack.