Usher türkçesi Usher nedir
- İn içeri getirmek.
- Getirmek.
- İçeri getirmek.
- Tiyatro alanında kullanılır.
- Yol göstermek.
- Yer göstermek.
- Başlatmak.
- Yerini göstermek.
- Açmak.
- Seyircilere yerlerini göstermek için görevlendirilmiş kişi.
- Yer gösterici.
- Eşlik etmek.
- Tiyatrolarda seyirciye biletinin değerine, çeşidine, numarasına göre bir yer gösteren, çoğu kez program da satan görevli.
- Götürmek.
Usher ile ilgili cümleler
English: He ushered me to the hall.
Turkish: O bana salona kadar yol gösterdi.
English: Ali ushered Mary into his office.
Turkish: Ali Mary'ye ofisine kadar eşlik etti.
English: I was ushered to my seat.
Turkish: Beni yerime götürdüler.
Usher ingilizcede ne demek, Usher nerede nasıl kullanılır?
Ushered : Başlatmak. Eşlik etmek. Yerini göstermek. Açmak. İn içeri getirmek. Götürmek. Getirmek. Yol göstermek. İçeri getirmek. Yer göstermek.
Usherette : Yer gösterici bayan. Yer gösterici kız.
Usherettes : Yer gösterici kız. Yer gösterici bayan.
Ushering : Götürmek. Yol göstermek. Başlatmak. Eşlik etmek. Yerini göstermek. Yer göstermek. İçeri getirmek. Açmak. Getirmek. İn içeri getirmek.
Ushers : Yol göstermek. Yer göstermek. İçeri getirmek. Yerini göstermek. İn içeri getirmek. Eşlik etmek. Başlatmak. Götürmek. Getirmek. Açmak.
Crusher jaw : Konkasör çenesi. Konkasör çenesi. Kırıcı çenesi.
Cone crusher : Eksantrik kırıcı. Konik kırıcı. Konik konkasör. Konik konkasör.
Blushers : Yüzü kızaran. Allık.
Brusher : Fırçacı veya süpürgeci. Fırça makinesi. Fırçalayan insan veya şey. Fırçacı.
Beetlecrushers : Kocaman ayakkabı.
İngilizce Usher Türkçe anlamı, Usher eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Usher ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Alley theme : Çıkmaz konu. Çözüm yolu olmayan, sonucu kimseyi doyurmayan oyun konusu. Sonucu kimseyi doyurmayan ve çözüm yolu inandırıcı olmayan oyun konusu.
Carries : Üzerinde bulundurmak. Satışa sunmak. İletmek. Bulundurmak. (toplama ve çarpmada sayıyı sonuncu basamağa) geçirmek. Çekmek. Menzili olmak. Taşımak. Sevketmek. Kaldırmak.
Began : Başlamak. Koyulmak. Önayak olmak. Doğmak. Girişmek. Meydana gelmek.
Conduct : Geleneklere, göreneklere, aktöreye, güzellik kurallarına ve ilkelerine göre değerlendirilen ya da yöneltilen kişi davranışı. insanı hayvandan ayırt eden bilinçli, özgür istence dayalı davranış. İdare etmek. Davranış. Yürütmek. Yönetmek. Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Sevk ve idare etmek. Rehberlik etmek. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Gidiş.
Get start : Harekete geçirmek. Faaliyete geçmek. Etkinleştirmek. Başlamak. Kurmak.
Bear away : Sallanmak (gemi). Yönünü değiştirmek. Taşımak.
Begun : Önayak olmak. Doğmak. Meydana gelmek. Koyulmak. Başlamak. Girişmek.
Convoying : Yoldaşlık etmek. Korumak. Refakat etmek. Yol arkadaşlığı. Katar. Birlikte gitmek. Konvoy.
Acrobacy : Akrobasi. Oyuncunun göz pekliğini ve gövdesel esnekliğini arttıran, aynı zamanda önemli sahnelerde hiç düşünmeden güç bir davranışı başarabilme yeterliğini sağlayan hareket. cambazlık.
Broach : Konu açmak. Delmek. Şiş. Konuya girmek. Del. İleri sürmek. Şişlemek. Açmak (bir konuyu). Delik açmak.
Usher synonyms : show him his place, be intimate, acumination, arrest, get the ball rolling, take, companion, consorts, broaching, bring into, begins, get going, ushered, begin singing, abstract theatre, convoys, bares, alto, bonk, begin, get the show on the road, brought, analyze, bring in, brings, lead off, bare, attended, fronted, break open, bared, commenced, ushering.
Usher ingilizce tanımı, definition of Usher
Usher kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An officer or servant who has the care of the door of a court, hall, chamber, or the like. To introduce or escort, as an usher, forerunner, or harbinger. To forerun. To usher forth the guests. Sometimes followed by in or forth. As, to usher in a stranger. Hence, an officer whose business it is to introduce strangers, or to walk before a person of rank. Also, one who escorts persons to seats in a church, theater, etc. To usher a visitor into the room.

Bu kısımda Usher kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Usher ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Usher anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Usher ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.