Uyan nedir, Uyan ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Atın gem, dizgin gibi takımları.

Teknik terim anlamı:

At yuları. (Yukarıbozkuyu Kadirli Adana).

Dizgin, gem, yular.

Uyan ile ilgili Cümleler

  • Yarın sabah yedide beni uyandırabilir misin?
  • Uyanık görün.
  • “Fakat bu mektubun yazısı önceki gün gelen zarf üzerindeki yazıya çok benzediği için genç adamın yüreğinde bir kuşku uyanıyor.”
  • Uyandı.
  • Dün uyanmadım.
  • Sen uyanık olmak zorundasın.
  • “Bu sahneyi mangalın başında Havva Hanım bize kaç defa tekrar etti, hatırlayamam. Ama her defasında bizde büyük bir alaka uyandırıyordu.”
  • “O, çok kere, korkulu rüya görmektense uyanık yatmak evladır diye sabaha kadar uyumamaya çalışır.”
  • “Öyle bir renk olmalı ki hemen karşıdan hem ilgi uyandırmalı hem de insan etkilenmeli.”
  • Bebeği uyandırma korkusuyla oturmaya devam etti.
  • “İlkokulu, liseyi birlikte okuduk, belki onda nostalji uyandırıyorum.”
  • Uyanık kalmalısın.
  • “İnsanda ille de saçını, yanağını okşamak isteğini uyandıran güzel kız çocuklarını andırırdı.”
  • O uyandıktan sonra ıssız bir adada olduğunu fark etti.
  • “Sanki Orhan Veli'nin okuyucuyu gaflet uykusundan uyandırmak için yazdığı mısra rakı şişesinin içindeymiş gibi.”
  • Uyanık kal.
  • Beni saat yedide uyandırabilir misiniz?
  • “Çünkü Ömer Bey, başka birinde son derece nefret uyandıran bir kabalık, bir kusur sayılması lazım gelen o gurur ve azamet buhranları içinde bile bir çocuk saflığını saklıyordu.”
  • “Memleket dışında bile birtakım yankılar uyandırmaya başlamıştı.”
  • “Kızın en çok merakını uyandıran şey, Hasan'ın yeni kıyafetiydi.”
  • Ali gecenin ortasında uyandı ve bütün bir torba kurabiyeyi yedi.
  • Ben tehlikeye uyandım.
  • Uyan ve gülleri kokla.
 

Uyan hakkında bilgiler

Uyan, Tarkan'ın 2008 yılında çıkardığı tekli albümdür. Bu albümde Orhan Gencebay ile birlikte çalışmıştır.

Uyan ile ilgili Atasözü veya Deyim

akis uyandırmak : bir konu üzerinde düşünülmesine, tartışılmasına yol açmak, ilgi veya tepki yaratmak.

alaka (veya alakasını) çekmek (veya toplamak veya uyandırmak) : ilgi çekmek.

ateşi uyandırmak : sönmek üzere olan ateşi canlandırmak.

duygu uyanmak : bir duygu oluşmak.

gaflet uykusundan uyandırmak : bilgisizlikten, idraksizlikten kurtarmak.

ilgi çekmek (veya uyandırmak) : çevresinde ilgiyi, dikkati ve merakı üzerine toplamak, alaka çekmek, alaka toplamak veya alaka uyandırmak.

infial uyandırmak : kızgınlığa yol açmak, öfke yaratmak.

istek uyandırmak : istemesine, arzu duymasına yol açmak.

korkulu rüya (veya düş) görmektense uyanık yatmak evladır (veya yeğdir) : “tehlikeli bir işe girişmektense o işin sağlayacağı kazançtan vazgeçmek daha iyidir” anlamında kullanılan bir söz.

kuşku uyanmak : kuşku oluşmak.

merakını uyandırmak : merak etmesine sebep olmak, meraklanmak.

nefret uyandırmak : nefret etmesine sebep olmak.

nostalji uyandırmak : özlem duygusu canlandırmak.

şüphe uyanmak : kuşku uyanmak.

 

umut uyanmak : umut doğmak, umut belirmek.

ümit uyanmak : umut uyanmak.

yankı uyandırmak : bir olgu çevrede duygusallık, düşünce, dedikodu gibi tepki yapmak.

Uyan tanımı, anlamı

İmir uyanık olmak : İçi geçmek, yarı uyur yarı uyanık olmak

Olgun uyanış çağı : (Resim, Heykel, Mimarlık) İtalya'da 1500-1530 yılları arasında Uyanış Çağının en olgun yapıtlarını verdiği dönem. Resimde Leonardo, Rafaello, Michelangelo, heykelde Michalengelo, mimarlıkta Bramante gibi sanatçıların yapıt verdikleri çağ. a. bk. Ön Uyanış Çağı, Uyanış Çağı.

Ön uyanış çağı : (Resim) Aşağı yukarı 1420-1500 yılları arasında İtalya'da başlayan Uyanış Çağının ilk aşaması. Dikkatli doğa incelemesi, ışık-gölgenin ele alınmayışı, anatomi çalışmaları, çizim egemenliği, kapalı kompozisyon gibi özellikleri taşıyan resimler. Heykelde: Antik anlatıma bağlı özellikler. Mimarlıkta: Yatay ve dikey çizimli öğelerin egemen olduğu ve kubbe ile birlikte merkezsel yapı biçiminin önem kazandığı dönem.

Tamak uyan : Damaklı gem.

Uyan tamağı : Gemin ağzına giren kısmı.

Uyan urmak : Gem, dizgin takmak.

Uyan urulmak : Gem, dizgin takılmak.

Uyanabilme : Uyanabilmek işi.

Uyanabilmek : Uyanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Uyandık : Diyarbakır şehri, Pirinçlik nahiyesine bağlı bir yer. Elâzığ ili, Çaybağı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Uyandırabilme : Uyandırabilmek işi.

Uyandırabilmek : Uyandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Uyandırılma : Uyandırılmak işi.

Uyandırılmak : Uyanması sağlanmak.

Uyandırmah : Uyarmak: Bu işi men bilmezdim sen uyandırdın.

Uyandumak : Uyandırmak.

Uyanık olmak : Uyumamak, uykusuz kalmak.

Uyanış çağı üslubu : (Resim, Heykel, Mimarlık) Avrupa'da 1. y.y.da Eski Yunan ve Roma sanatının klasik öğelerini Orta Çağ sanatı öğelerinin yerine alan ve onlara sanatçı kişiliğini de önemli bir değer olarak katan ülkücü, klasik sanat anlayışı ve üslûbu. a. bk. Ön Uyanış Çağı, Olgun Uyanış Çağı, Geç Uyanış Çağı.

Uyanıverme : Uyanıvermek işi.

Uyanıvermek : Ansızın uyanmak.

Uyanlamak : Hayvana gem vurmak. Ağzına gem takılmak, dizgin vurulmak.

Uyanma dönemi : Hayvanların anesteziden çıkmaya başladıkları dönem.

Uyanma odası : Hayvanların anesteziden rahatça ve komplikasyonsuz olarak çıkmaları için hazırlanmış oda.

Uyanma özeği : Beyinde uyku ve uyanma durumlarını düzenlediği varsayılan özek.

Uyanugelmek : Uyanıvermek.

Uyanuh : Uyanmış.

Uyanuk : Agâh, haberdar.

Uykudan uyanmak : Dalgınlığı geçmek, gözü açılmak, gerçeği anlamaya başlamak.

Çerağ uyandırma : Cem ayinlerinde, güneşin batışıyla çerağın yakılması.

Uyandırma : Uyandırmak işi. Anıları zihinde yeniden canlandırma.

Uyandırmak : Uyanmasına yol açmak. Aklını başına toplamasını sağlamak, gözünü açmak. Herhangi bir sebeple dernekteki üyeliğin dondurulmasından vazgeçerek çalışmalara katılmasına izin vermek. Çıra, lamba, soba vb. ışık veren şeyleri yakmak, tutuşturmak. Üstü küllenmiş ateşi yeniden canlandırmak.

Uyanık : Uyumamış, bidar. Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan, müteyakkız. Açıkgöz, kurnaz, cingöz. Bilgisizlikten kurtulmuş, bilgili. Uykudan uyanmış.

Uyanıklaşma : Uyanıklaşmak durumu.

Uyanıklaşmak : Uyanık duruma gelmek.

Uyanıklık : Uyanık olma durumu, anıklık, saklık, teyakkuz.

Uyanış : Uyanma işi. Uyanma, intibah. Bilgisizlikten kurtulma durumu. Avrupa'da özellikle İtalya'da XV. yüzyılda başlayan genel sosyoloji ve felsefe öğretileri bütünü, Rönesans.

Uyanma : Uyanmak durumu, intibah. Uyku durumundan çıkma.

Uyanmak : Uyku durumundan çıkmak. Gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek. Cinsel yönden hazır duruma gelmek. Bilgisizlikten kurtulmak. Bitkiler canlanıp yeşermeye başlamak. Belirmek, ortaya çıkmak, depreşmek.

Uyur uyanık : Yarı uyur yarı uyanık, yarı uykulu bir biçimde.

Diğer dillerde Uyaktaş beşerli anlamı nedir?

Osmanlıca Uyaktaş beşerli : muhammes-i müzdeviç