Veinlet türkçesi Veinlet nedir
- Küçük damar (yaprak).
- Jeoloji alanında kullanılır.
- Damarcık.
- Mineral ya da madenle dolmuş küçük ince çatlak.
- Küçük damar.
Veinlet ingilizcede ne demek, Veinlet nerede nasıl kullanılır?
Veinlets : Küçük damar (yaprak). Küçük damar. Damarcık.
Veinless : Damarsız.
Veinlike : Damarımsı. Damar biçiminde. Damarlı.
Vein dre : Damar tözü.
Be in the vein for : Canı istememek.
Coronary vein : Koroner toplardamarı. Kalp damarı. Yüreğin toplardamarları. koroner ven.
Fissure vein : Damar. Bir maden ya da mineralle doldurulmuş kayaç çatlağı.
Deep vein thrombosis : Derin toplardamar pıhtılaşması. (tıp veya medikal terimi) uzun yolculuk sırasında meydana gelebilen bacakların içinde derinde olan kan pıhtılaşması. Derin ven trombozu.
Milk vein : Süt damarı.
Jugular vein : Şahdamarı. Boyunda bulunan en büyük damar. Boyun toplardamarı.
İngilizce Veinlet Türkçe anlamı, Veinlet eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Veinlet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Fjord : Fiyort. Denizin dar, uzun ve dik çeperli bir kolu; genel olarak, kara içine doğru uzanan batmış oluk biçiminde bir buzul koyağı. Haliç. Fiyord. Eksenucu bölgesine komşu kıyılarda dördüncü çağ buzullarının oluşturdukları dik yamaçlı, derin eski buzul koyaklarının aşağı kesimlerinin, deniz altında kalmasıyla oluşan körfezlerden her biri. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır.
Absolute age : Kesin yaş. Salt yaş. Mutlak yaş. Bir kayacın ya da bir katmanın yıl ve sayıyla belirtilen yaşı.
Abysal environment : Derin ova. 2000 m.nin altındaki derin deniz dibi ortamı.
Agricultural geology : Tarım ve toprak konularıyle uğraşan yerbilim dalı. Tarım yerbilimi. Tarımsal jeoloji.
Abyss : Boşluk. Dibi olmayan çukur. Abis. Cehennem. Derinlik. Uçurum. Yerde bulunan, çok derin ve dipsiz kuyu. Tamu. Varta.
Alkali rocks : Alkali kayaç. Öteki bileşenlere oranla, alkalilerin çokluğu gibi ayırt edici bir özellik gösteren ve genel olarak sodyumlu piroksen, sodyumlu amfibol ya da feldspatsıları kapsayan magmatik kayaçlar. Alkali kayaçlar.
Fiord : Bkz.fjord. Haliç. Fiyort. Fiyord. Dar ve derin körfez.
Abrasive power : Aşındırıcı güç. Akarsuyun aşındırma gücü. Akarsuyun ve akarsuyla taşınan katı maddelerin, devimsel enerjileri arasındaki orantı.(akarsuyun devimsel m . v2 enerjisi = m . v2; taşınan maddelerin devimsel enerjisi = -»- dir. m = suyun kütlesi, v = akarsuyun hızı, m = maddelerin kütlesi, v = taşınan maddelerin hızı.). Aşındırıcı kuvvet.
Cove : Körfez. Kovuk haline getirmek. Koyak. Barınak. Sığınak. Kemer. Dik yamaçlarla çevrili vadi. Kovuk. Ahbap. Koy.
Veinlet synonyms : body of water, veinlets, absolute chronology, advance of aglacier, venule, adventive cone, adjacent rock, alcalic fumarole, algonkian, lake, sea, loch, after shock, acid fumarole, acrozone, venula, aggregats, water, recess.
Veinlet zıt anlamlı kelimeler, Veinlet kelime anlamı
Unveiled : Gözler önüne serilmiş. Belirginleşmiş. Açığa çıkmış. Peçesini kaldırmak. Açılışını yapmak. Ortaya çıkarmak. Açılışı yapılmak. Açığa vurmak. Örtüsünü açmak. Açıklamak.
Plain : Yalın. Düz ya da azıcık eğimli, az çok kalın taşınmış toprak ve lığlarla örtülü, akarsularla parçalanmamış, daha yüksek yer biçimleriyle çevrelenmiş ve oluşum kökenleriyle ayrımlı türleri bulunan ana yer biçimlerinden biri. Sade bir biçimde. Ova. (sürekli) şikayet etmek. Düz. Süssüz. Açıklık. Sade.
Veinlet ingilizce tanımı, definition of Veinlet
Veinlet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small vein.

Bu kısımda Veinlet kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Veinlet ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Veinlet anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Veinlet ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.