Versional türkçesi Versional nedir

  • Belli bir form veya bir şeyin çevirisini verme.
  • Tek tarafın bakış açısını gösterme.
  • Versiyonal.

Versional ingilizcede ne demek, Versional nerede nasıl kullanılır?

Transversional mutation : Transversiyonel mutasyon. Dna üzerinde pürin yerine pirimidin veya tersi girmesi sonucu oluşan mutasyonlar.

Diversionary : Oyalayıcı. Şaşırtmaya yönelik. Taktik. Dikkati başka yöne çeken.

Diversionary tactic : Şaşırtma taktikleri. Yanıltma taktikleri. Başka bir kimseyi yanlış yöne saptırmak için yapılan manevralar. Düşmanı yanıltmak için geliştirilmiş olan planlar.

Reversionary : Miras intikaline ait. İntikal ile ilgili. Miras olarak kalma ile ilgili. İntikale ait. Asıl zilyetliğe ait. İlk türe dönüş ile ilgili.

Reversionary annuity : Bir şahsın ölümünden sonra bağlanan maaş. Yıllık gelir poliçesi. Şahsın ölümünden sonra başlayan rant. İki şahıstan sağ kalana bağlanan maaş.

Excel research version user : Excel araştırma sürümü kullanıcısı.

Version number : Sürüm numarası.

Version information : Sürüm bilgisi.

Version update : Versiyon güncelleştirme. Mevcut bir programın işlevselliğini geliştirme ve yeni bir versiyon ilan etme.

Version conflict : Sürüm çakışması.

İngilizce Versional Türkçe anlamı, Versional eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Versional ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Personalized : Canlandırmak. Kişileştirmek. Kişilik vermek. Özel kullanıma ayırmak.

Private : Asker. Takım taklavat. Müstakil. Deniz veya kara kuvvetlerinde rütbesiz asker. Özel. Ç. Nefer. Cinsel kılganlar. Gözlerden uzak.

In the flesh : Etten kemikten. Kendisi. Gerçek yaşamda. Canlı. Bizzat. Dünya gözüyle. Bu dünyada. Gerçekte.

Face to face : Yüz yüze. Karşı karşıya. Karşılıklı olarak.

Individualised : Ayırt edici veya bireysel yapmak (individualize olarak da yazılır). Kişiselleşmek. Ferdileştirmek. Ferdileşmek. Kişiselleştirmek. (britanya ingilizcesi) bireyselleştirmek. Bireyselleşmek. Bireyselleştirilmiş.

Subjective : Özneyle ilişkisi olan; öznede oluşan. nesnelerin gerçeği yerine öznenin düşünce ve duygularına dayanan. Subjektif. Kişiye göre değişen. Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sübjektif. Öznel. Hayali. Yalnızca hasta tarafından hissedilen. Düşsel. Kişisel bakış açısı ile ilgili.

Individual : Belirli bir tür içinde kimi özellikleriyle öbürlerinden ayrılan ve bölünmez bir bütünlüğü olan varlık. 2-bir toplumu oluşturan birimlere verilen ad. Şahsi. Özgün. Birey. Tekil. Biyoloji, eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kişi. Başlıbaşına. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, istençsel nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri. Kişisel.

In person : Bizzat. Yüz yüze. Kendi. Şahsen. Bizzat kendisi.

Own : Doğrulamak. Kabullenmek. Kendisinin. -in sahibi olmak. Öz. Kabul etmek. Sahip olmak. Tanımak. Kendi. Malı olmak.

 

Individualized : Bireyselleştirilmiş. Ferdileştirmek. Ayrı tutmak. Bireyleştirmek. Tek tek ele almak.

Versional synonyms : person to person, ad hominem, ain, personalised.

Versional zıt anlamlı kelimeler, Versional kelime anlamı

Impersonal : Kişisiz. Kişilikdışı. Kişilik dışı. Gayrı şahsi. Kişilerüstü. Gayri şahsi. Şahsi olmayan. Kişisel olmayan. Kişidışı. Kişiliksiz.

Public : Aleni. Halka açık. Topluluk oluşturucu ortak çıkarlar çevresinde oluşan ve üyeleri bu ortak çıkarlar konusunda karar birliğine ulaşmak için etkileşimde bulunan toplumsal kesim. Kamuya ait. Umumi. Herkese ait. Seyirci. Halk. Bilgisayar, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. Herkesin bildiği.

Objective : Minigözler, uzgözler gibi ışıksal aygıtların nesneden yana olan mercekleri. Irakgörürlerde ışığı toplayan yakınsak mercek dizgesi. Eğitim alanında bir etkinliğe, bir eyleme ya da bir işe başlarken erişilmek istenilen, öğrenim sürecine bütünlük ve anlam kazandıran sonuç. 2-eğitim görevlilerince saptanan ve düzenlenen programlar sonucu öğrenci davranışında gerçekleşmesi istenilen değişme. Nesne. Yansız. Objektif. İnsan bilincinin dışında ve ondan bağımsız olan (şey). Maksat. Tarafsız. Hedeflenen.