Own türkçesi Own nedir
- Kabullenmek.
- Malı olmak.
- Öz.
- Kendisinin.
- Sahip olmak.
- Tanımak.
- Doğrulamak.
- Kabul etmek.
- Kendi.
- İtiraf etmek.
- -in sahibi olmak.
Own ile ilgili cümleler
English: A lot of people in our neighborhood own guns.
Turkish: Çevremizdeki çok sayıda insanın silahı var.
English: "You're so beautiful. What's your name?" "Mind your own business."
Turkish: "Sen çok güzelsin. Adın ne?" "Seni alakadar etmez."
English: A man touched down on the moon. A wall came down in Berlin. A world was connected by our own science and imagination.
Turkish: Bir insan aya indi. Berlinde bir duvar yıkıldı. Bir dünya kendi bilimimizle ve hayal gücümüzle bağlandı.
English: A mistake young people often make is to start learning too many languages at the same time, as they underestimate the difficulties and overestimate their own ability to learn them.
Turkish: Gençlerin sık yaptığı bir hata da; zorluklarını hafife alıp, kendi yeteneklerini de gözlerinde büyütürek aynı anda birçok dili birden öğrenmeye başlamaları.
English: "Have you ever thought of killing yourself?" "No, I'm not a person who would end their own life."
Turkish: "Sen hiç kendini öldürmeyi düşündün mü?" "Hayır ben kendi hayatına son verecek bir kişi değilim."
Own ingilizcede ne demek, Own nerede nasıl kullanılır?
Own resources : Öz kaynaklar.
Own up to : (yaptığı bir şeyi) kabul etmek. Üstlenmek. İtiraf etmek. Üstüne almak.
Own weight : Öz yük. Zati yük. Ölü yük.
Afraid of his own shadow : Ödlek. Gölgesinden korkan. Cesaretsiz. Ürkek. Korkunç.
After my own heart : Gönlüme göre.
Left to their own devices : Başkasından gelen bir yardım olmadan bırakılmışlar. Kendi hallerine bırakılmışlar. Kendi imkanlarıyla başa çıkmaları için bırakılmışlar. Kendi kendilerini idare etmeye bırakılmışlar.
I have my own scissors : Kendi dertlerim var. Kendi endişelerim var.
At your own sweet will : Canının istediği gibi. Keyfine göre. Nasıl istersen.
Leave someone to his own devices : Birini kendi haline bırakmak. Kendi haline bırakmak.
Mind your own business : Seni alakadar etmez. Karışma. Sen kendi işine bak!. Burnunu sokma. Sen kendi işine bak. Sana ne. Benim işime karışma!. İşime burnunu sokma!. Bak işine. Kendi işine bak.
İngilizce Own Türkçe anlamı, Own eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Own ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Affiliates : İştirakler. Yakınlaşmak. Üyeliğe kabul etmek. Katılmak. Evlat edinmek. Birleşmek. Bağlamak. Katmak. Üye olmak.
Itself : Sadece. Kendisi. Kendini. Bizzat. Kendinde.
Back down : Caymak. Dönmek. Talepten vazgeçmek. Hatalı olduğunu kabul etmek. Vazgeçmek. Bir iddiadan vazgeçmek. Fikrinden vazgeçmek. Boyun eğmek. Savunulan iddadan vazgeçmek.
Acquiescing : Sorgusuz kabul eden. Karşı çıkmamak. Sorgusuz kabul etme. Kabul. Razı olmak.
Acquire : Sonradan kazanmak. Edinmek. Yakalamak. Almak. Ele geçirmek. Elde etmek. İktisap etmek. Kazanmak.
Attest : Onaylamak. İddia etmek. Şahadet etmek (belgeyi imzalayarak bir şeyin doğruluğuna veya gerçekliğine). Yemin ettirmek. Beyan etmek. İspat etmek. Tasdiklemek. Bildirmek. Kanıtı olmak.
Enjoying : Tadına varmak. Zevk almak. Hoşuna gitmek. Hoşlanma. Nail. Hoşlanmak. Haz almak. Tadını çıkarmak. Sevmek.
Concede : Bağışlamak. Ödün vermek. Bahşetmek. Teslim etmek. Kabul etmek zorunda kalmak. Bırakmak. Vermek.
Admit : Girmesine izin vermek. İçeri almak. Almak. Olanak tanımak. İçeriye bırakmak. İçeriye almak. Teslim etmek. Meydan vermek.
Acquires : Sonradan kazanmak. Edinmek. Almak. Elde etmek. Ele geçirmek. Kazanmak. Yakalamak. İktisap etmek.
Own synonyms : ain, avouch, attests, prepossess, come into possession of, avowing, concedes, contenting, cognised, distillates, confirm, her, personally, acceded, self, avow, brusker, certifying, affirms, cores, himself, hast, accedes, cognise, have, conceded, brusk, several, cognises, affiliating, accepts, avows, acceding.
Own zıt anlamlı kelimeler, Own kelime anlamı
Impersonal : Kişilerüstü. Kişiliksiz. Kişisiz. Şahsi olmayan. Kişilik dışı. Gayri şahsi. Gayrı şahsi. Kişisel olmayan. Kişidışı. Kişilikdışı.
Own ingilizce tanımı, definition of Own
Own kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Belonging to. To possess. To admit to be true. As, we own that we have forfeited your love. To hold as property. My own idea. As, my own father. Peculiar. To recognize in a particular character. To have a legal or rightful title to. To confess. My own composition. To grant. Most frequently following a possessive pronoun, as my, our, thy, your, his, her, its, their, in order to emphasize or intensify the idea of property, peculiar interest, or exclusive ownership. To acknowledge. To be the proprietor or possessor of. Belonging exclusively or especially to. At my own price. As, to own a house.

Bu kısımda Own kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Own ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Own anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Own ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.