Violin türkçesi Violin nedir

Violin ile ilgili cümleler

English: Ali practices playing the violin at least thirty minutes every day.
Turkish: Ali her gün en az otuz dakika keman çalmayı pratik yapar.

English: Ali is practicing the violin now.
Turkish: Ali artık keman çalışıyor.

English: Ali is a violin teacher.
Turkish: Ali bir keman öğretmeni.

English: Ali is playing the violin now.
Turkish: Ali şimdi keman çalıyor.

English: Ali is carrying a violin under his arm.
Turkish: Ali kolunun altında keman taşıyor.

Violin ingilizcede ne demek, Violin nerede nasıl kullanılır?

Violin case : Keman kutusu.

Violin clef : Keman nota anahtarı.

Violin lesson : Keman dersi.

Violin player : Kemancı. Viyolonist.

Violin section : Keman bölümü.

Violine : Keman.

First violin : Bir orkestra çalarken şefin en yakınında ve en önde oturan en iyi kemancı. Birinci keman.

Violins : Viyolon. Viyolonist. Keman.

Violists : Viyolacılar. Viyolacı.

Violist : Viyolacı.

İngilizce Violin Türkçe anlamı, Violin eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Violin ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Violin player : Kemancı.

Fiddlestick : Zırva. Saçmalık. Keman yayı. Arşe.

Fiddle : Üzerinde oynama yapmak. Oyalanmak. Katakulli. Keman çalmak. Dalavere. Dolandırmak. Üçkağıt. Ayrıntılarla ilgilenmek. Dalavere yapmak.

 

String : Kılçıklarını ayıklamak. Bağlamak. Sıralamak. Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı direnç gösteren, çalgılarda ses vermesi için kullanılan nesne. Sicim. Dizi. Dizmek. İpe dizmek (boncuk vb). Halk arasında sicim adı verilen katransız kendirden yapılan kınnap. Germek.

Violinist : Kemancı.

Fiddles : Üzerinde oynama yapmak. Parmak tıkırdatmak. Ayrıntılarla ilgilenmek. Dalavere yapmak. Vaktini boşa harcamak. Üçkağıt. Oyalanmak. Katakulli. Aylaklık etmek.

Violinists : Kemancı.

Amati : Nicolo amati (1596-1684). Bir soyadı. Stradivari'ye sanatını öğreten italyan keman yapımcısı. Amati ailesi tarafından yapılan keman.

Violin synonyms : chin rest, stradavarius, bowed stringed instrument, guarnerius, violin bow, strad, violins, violine.

Violin ingilizce tanımı, definition of Violin

Violin kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small instrument with four strings, played with a bow. A fiddle.