Keman nedir, Keman ne demek

Keman; bir müzik terimidir. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Keman" ile ilgili cümle

  • "Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu." - Ö. Seyfettin

Yerel Türkçe anlamı:

Yay

Keman hakkında bilgiler

Keman, Viyola ve viyolonselin de bulunduğu violin ailesinin en yüksek tondan çalan, en küçük üyesidir. Dört teli vardır. Akord sesleri pesten tize sol, re, la ve mi'dir.

Keman yayına arşe denir. Arşede yapay ya da gerçek at kılının yanı sıra ham misina olarak adlandırılan bir madde de kullanılabilir. Ayrıca yayını düzgünleştirmek ve sesi güzelleştirmek amacıyla arşeye reçine adı verilen madde sürülür. Reçinenin rengi bala benzer. Katı bir maddedir.

Almanca Geige, Fransızca Violon, İngilizce Violin, İtalyanca Violino'dur. Uzunluğu 60 cm'dir. Yayla çalınan telli bir çalgıdır. Notası, ikinci çizgi Sol açkısı ile yazılır. Orkestralarda, genel olarak (Solo, I, II) üç partisi bulunur. Solo ve eşlik görevi verilir (özellikle bir solo çalgıdır). Hiçbir çalgıda olmayan ses rengiyle, çok zengin bir anlatım gücü vardır.

Kemanı çalmayı öğrenmek emek ister.Uzun bir süre yay tutuşu ve yay çekmeyi öğrendikten sonra bilinen şarkılar çalınmaya başlanır.Keman çalmaya küçük yaşta başlamak daha iyidir.

 

Keman ile ilgili Cümleler

  • Keman çalabilir misin?
  • Bu bir keman değil. O bir viyola.
  • Keman çalan adam kim?
  • Ali Mary'nin keman çalmasını istedi.
  • Keman çalarken duyuldu.
  • Ne kadar iyi keman çalarsın?
  • Tom'un keman çaldığından emin misin?
  • Keman çalarım.
  • Aynştayn keman çalmayı seviyordu.
  • Burak Tuğba'ya bir keman gönderdi.
  • Keman çalarak hayatını kazanır.
  • Keman çalabilir misiniz?
  • Keman çalmada çok iyidir.
  • Halk ağzında kemana guyguz deniliyor.

Keman kısaca anlamı, tanımı:

Dört : Dört sayısının adı. Üçten bir artık. Bu sayıyı gösteren 4 ve IV rakamlarının adı.

Keman gibi : İnce, düzgün (kaş).

Keman yayı : Kemana takılıp ses vermeyi sağlayan tel, arşe.

Kemancı : Keman yapan veya çalan kimse.

Kemane : Bir tür halk çalgısı. Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç. Ağaç gemilerde talimarın üst ucundaki kıvrım. Keman ve kemençe yayı.

Kemane balığı : Kıyıların kumlu, çamurlu zeminlerinde yaşayan bir tür köpek balığı (Rhinobatos cemiculus).

Kemane çekme : Yağlı güreşte, elleri hasmının arkasından göğsü üzerinde kilitledikten sonra midesi ve karnı üzerinde kuvvetli bir biçimde ve bastıra bastıra gezdirme.

Kemani : Alaturka müzikte keman çalan kimse.

Kemankeş : Okçu.

Birinci kemancı : Bir işte en önemli görevi üstlenen kimse. Orkestrada keman çalan, şeften sonraki ikinci kişi.

Kabak kemane : Gövdesi uzunlamasına ikiye bölünen su kabağının üzerine ince bir deri gerilerek yapılan, üç teli olan, yayla çalınan bir halk çalgısı, kabak.

Otuz iki dişe keman çaldırmak : İçecek çok soğuk olmak.

 

Çene : Çok konuşma huyu, gevezelik. Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe.

Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış. Altından yapılmış sikke.

Yaylı : Üstü ve yanları kapalı, dört tekerlekli, altında yayları olan, atla çekilen bir tür binek arabası, yaylı araba. Ok ve yayla silahlanmış. Yayı olan.

Viyola : Kemana benzer, kemandan büyük bir çalgı, alto.

Viyolonsel : Viyoladan büyük, kontrbastan küçük, dört sürtme telli bir orkestra çalgısı, çello.

Aile : Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı.

Küçük : Yaşı daha az olan. Geri aşamada. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Küçük abdest.

Yay : Zemberek. Keman, viyolonsel vb. çalgılarda sürterek titreşim yoluyla ses çıkarmaya yarayan parça. Bir eğriden alınan parça. Bir çember üzerindeki iki nokta ile bu nokta arasındaki çember parçası. Hallacın pamuk veya yünü atmak için tokmak yardımıyla kullandığı araç. Farklı amaçlarla çeşitli biçimlerde yapılmış olan esnek parça. Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş, eğri ağaç veya metal çubuk. Zodyak üzerinde Akrep ile Oğlak arasında bulunan takımyıldızın adı.

Kemana : Keman

Kemancılık : Kemancının yaptığı iş.

Kemançe : Kemençe. İlgili cümle: "“Ben zatınıza tulum şişirmesini öğreteyim, siz de bana kemançeyi öğretin.”" O. C. Kaygılı.

Kemandar : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Yay tutan, yay tutucu.

Kemane vatoz : Kemane vatozlar (Rhinobatidae) ailesinden, boyları 100 cm olabilen, gövdesi fusiform olmakla bereber, başı dorso-ventral basık olan, Ege Denizi ve Akdeniz’de dağılım gösteren kıkırdaklı bir balık türü, kemençe balığı.

Diğer dillerde Keman anlamı nedir?

İngilizce'de Keman ne demek? : n. violin, fiddle

Fransızca'da Keman : violon [le]

Almanca'da Keman : n. Fiedel, Geige, Violine

Rusça'da Keman : n. скрипка (F), дуга (F)

adj. скрипичный