Voluntary türkçesi Voluntary nedir

Voluntary ile ilgili cümleler

English: After a lengthy trial, the woman was sentenced to 5 years in prison for involuntary manslaughter.
Turkish: Uzun bir duruşmadan sonra, kadın kasıtsız adam öldürmekten beş yıl hapse mahkûm edildi.

English: It's not voluntary.
Turkish: O gönüllü değil.

English: That organization depends on voluntary contributions.
Turkish: Bu organizasyon gönüllü katkılara bağlıdır.

English: ENERGY STAR is a U.S. Environmental Protection Agency (EPA) voluntary program that helps businesses and individuals save money and protect our climate through superior energy efficiency.
Turkish: ENERGY STAR, işletmelerin ve bireylerin tasarruf yapmasına ve üstün enerji verimliliği ile iklimimizi korumasına yardımcı olan bir ABD Çevre Koruma Ajansı gönüllü programıdır.

English: The company appealed for people to take voluntary resignation.
Turkish: Şirket insanların gönüllü olarak istifa etmeleri için yalvardı.

Voluntary ingilizcede ne demek, Voluntary nerede nasıl kullanılır?

Voluntary active euthanasia : Bir kimsenin gönüllü kendi iradesiyle ölümünü istemesi. Gönüllü aktif ötanazi. Gönüllü ötanazi.

 

Voluntary arbitration institute : Bir anlaşmazlığa düşen tarafların rızası ile çatışma çözüm hizmetleri sunan enstitü. Gönüllü arabuluculuk enstitüsü. Vaı.

Voluntary association : Para karşılığı olmaksızın çalışan birim. Hayır kurumları. Gönüllü dernek. Gönüllü teşkilat. Kar amacı gütmeyen kuruluş. Hayır kurumu. Gönüllü kurumlar. Dernek.

Voluntary bankruptcy : Borçlu durumdaki kişinin talebine göre yapılan iflas ilanı. Gönüllü iflas. İhtiyari iflas.

Voluntary cartel : Azel piyasasında, aynı malı üreten birbirine rakip iki veya daha fazla firmanın aralarındaki rekabeti önleyerek karlarını artırmak amacıyla ayrı ayrı hukuki varlıklarını koruyarak ne kadar mal üretileceğini, malın hangi birim fiyattan satılacağını ve elde edilecek karın nasıl paylaşılacağını belirleyerek oluşturdukları tekelci güç. Kartel.

Voluntary export restrictions : Gönüllü dışsatım kısıtlamaları. Genellikle dışalımcı bir sanayileşmiş ülke ile çoğunlukla emek yoğun mal dışsatımı yapan az gelişmiş ülke arasında, siyasi ve iktisadi baskıyla gerçekleştirilen anlaşma gereği dışsatım üzerine konulan, yeni korumacılık akımı kapsamındaki bir tür kota. krş pazar payı düzenleme anlaşmaları, çok elyaflı tekstil anlaşması.

Voluntary export restraints : Gönüllü dışsatım kısıtlamaları. Genellikle dışalımcı bir sanayileşmiş ülke ile çoğunlukla emek yoğun mal dışsatımı yapan az gelişmiş ülke arasında, siyasi ve iktisadi baskıyla gerçekleştirilen anlaşma gereği dışsatım üzerine konulan, yeni korumacılık akımı kapsamındaki bir tür kota. krş pazar payı düzenleme anlaşmaları, çok elyaflı tekstil anlaşması.

 

Voluntary exchange theory : Gönüllü değişim kuramı. Verginin kamu mallarından yararlanmanın bedeli olduğunu savunan ve verginin fayda kuramına dayanan kuram.

Voluntary chain : Bağımsız tüccarların toplu alım indirimlerinden yararlanmak amacıyla oluşturdukları birlik. İşbirlikçi tüccarlar zinciri.

Voluntary liquidation : İhtiyari tasfiye. Gönüllü tasfiye. Bir şirketin hissedarlarının talebine göre yapılan tasfiye.

İngilizce Voluntary Türkçe anlamı, Voluntary eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Voluntary ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Readiest : El altındaki. Amade. Çabuk. Hazır para. Müsait. İstekli. Becerikli. Kolay. Peşin para.

Unprompted : İsteğe bağlı. İhtiyari.

Studious : Yapmacık. Dikkat eden. Özenli. Ders çalışmayı seven. Dikkatli. Gayretli. Üzerinde çalışılmış. Hevesli. Bir konu üzerinde araştırma yapmayı seven.

Volunteered : Gönüllü yazılmak. Yapmaya gönüllü olmak. Gönüllü olmak. İsteyerek yapmak. Gönüllü girmek. Bir işi gönüllü olarak üstlenen kimse. Can atmak. Kendi isteğiyle teklif etmek. Kendiliğinden söylemek.

Broads : Liberal. (argo) kadınlar. Kartlar. Engin. Hoşgörülü. Geniş. Açık. Göze çarpan. Kaba.

Readier : Kolay. Hazırlamak. Hazır. Hızlı. El altında. Amade. Çabuk. Müsait. İstekli.

Lover : Sevdalı. Sap. Aşık. Tutkun. Muhip. Hasta. Seks arkadaşı. Sevgili. Sever. Hayran.

Self imposed : Kendisini zorlamış. Kendini yüklemiş.

Ultroneous : İçten gelen. Spontan. Kendiliğinden olan.

Ambling : Rahvan. Yavaş yavaş dolaşmak. Sallana sallana yürümek. Kenarında gezinmek. Yavaş yavaş dolaşma. Rahat rahat yürümek. Salınarak yürüyüş. Salınarak yürümek. Yavaş yavaş yürümek.

Voluntary synonyms : uncoerced, complimentary, disengaged, volitional act, willful, at leisure, fetterless, prepense, intendeds, conscious, aforethought, felonious, purposeful, willing, honorary, at large, designed, wilful, easiest, foc, unpaid, abeyant, broad, at liberty, intentional, exempts, easier, volunteer, optional, unforced, unsalaried, easy, deliberate.

Voluntary zıt anlamlı kelimeler, Voluntary kelime anlamı

Involuntary : İstenilmeden yapılan. İradedışı. İrade dışı. İstemeyerek yapılan. İstençdışı. İstenmeden yapılan. İstemeden yapılan. Bilinçsizce yapılan. İstemsiz. Gönülsüz yapılan.

Unintended : Kasıtsız. İstemeden yapılan.

Unwilling : Kafasının dikine giden. Hevessiz. Gönülsüz. İsteksiz. İnatçı. Boyun eğmeyen. Zoraki.

Voluntary antonyms : unconscious.

Voluntary ingilizce tanımı, definition of Voluntary

Voluntary kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A volunteer. Produced in or by an act of choice. Proceeding from the will. One who engages in any affair of his own free will.