Voluntary chain türkçesi Voluntary chain nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Bağımsız tüccarların toplu alım indirimlerinden yararlanmak amacıyla oluşturdukları birlik.
  • İşbirlikçi tüccarlar zinciri.

Voluntary chain ingilizcede ne demek, Voluntary chain nerede nasıl kullanılır?

Voluntary : İstemli. Özgür iradeli. Gönüllü. Fahri. Serbest. Kasıtlı. Kendiliğinden yapılan. İstençli. İradi. İsteyerek yapılan.

Chain : Zincirlemek. Zincirle bağlamak. Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum. Dekor zinciri. Ölçme zinciri ile ölçmek. Dekoru tutmaya yarayan zincir. Zincire vurmak. Halkalık. Silsile. Zincir.

Voluntary active euthanasia : Gönüllü ötanazi. Bir kimsenin gönüllü kendi iradesiyle ölümünü istemesi. Gönüllü aktif ötanazi.

Voluntary arbitration institute : Vaı. Gönüllü arabuluculuk enstitüsü. Bir anlaşmazlığa düşen tarafların rızası ile çatışma çözüm hizmetleri sunan enstitü.

Voluntary association : Hayır kurumları. Para karşılığı olmaksızın çalışan birim. Dernek. Gönüllü kurumlar. Hayır kurumu. Gönüllü dernek. Kar amacı gütmeyen kuruluş. Gönüllü teşkilat.

Voluntary bankruptcy : İhtiyari iflas. Borçlu durumdaki kişinin talebine göre yapılan iflas ilanı. Gönüllü iflas.

 

İngilizce Voluntary chain Türkçe anlamı, Voluntary chain eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Voluntary chain ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

 

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Voluntary chain synonyms : abnormal budget, ability to pay approach, a change in demand, abnormal budget expenditures, a pass through certificate, a change in supply.