Gönüllü nedir, Gönüllü ne demek

Gönüllü; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Gönüllü" ile ilgili cümleler

  • "Yabancı dil bildiği için de Kore'ye gönüllü olarak göndermeye kalkmışlardı." - Ç. Altan
  • "Bu ilginç resimden yola çıkarak yaratacağı öykünün içine gönüllü olarak balıklama daldı." - İ. Aral

Yerel Türkçe anlamı:

Herşeyi beğenmeyen: Ammada gönüllüsün.

Her hangi bir işe çağırılmadan gelen, ya da yapan.

Değerli (kimse): Duldur amma gızdan gönüllüdür.

Tarih'teki anlamı:

[Bakınız: yerlikulu]

Kendi isteği ile asker olan kimse.

Diğer sözlük anlamları:

Kibirli.

Cesur.

Bön, sersem.

Gönüle, cana yakın, muteber, hatırlı, şerefli.

Bilimsel terim anlamı:

Bir araştırmaya görüşmeci olarak katılmaya istekli olan ancak özellikleri yeterince denetlenmediği durumlarda önemli yanlılıklara yol açabilecek işmen.

İngilizce'de Gönüllü ne demek? Gönüllü ingilizcesi nedir?:

volunteer

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Batman şehrinde, Gercüş ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Bitlis şehrinde, Sağınlı nahiyesine bağlı bir yer. Giresun ili, Keşap belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa şehri, Viranşehir ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

 

Gönüllü hakkında bilgiler

Gönüllü, içinde bulunduğu toplulukta herhangi bir karşılık ya da çıkar beklemeksizin bir işi yapmayı kendiliğinden üstlenen kişidir. Bu tür kişiler genellikle bu tür aktivitede bulunan STK'larında (Sivil Toplum Kuruluşları) çalışırlar. Ancak birey olarak gönüllü aktivitelerinde bulunan kişiler de vardır. Kavram olarak kişinin özgür iradesiyle yakından ilgili olduğu için bir gönüllünün yapmak istediği gönüllülük aktivitesini bireysel mi yoksa grupsal mı yapacağı kendi hür iradesi ve tercihi ile ilgilidir. Ancak bireysel olarak yapılmış olan gönüllülük aktivitelerini tespit etmek zor ve karmaşık bir durum olacağından bir topluluktaki gönüllü sayısını hesaplarken istatistiksel bilgilerde yer almazlar.

Gönüllü kişilerin en basit tanımı, yaptıkları işler için hiçbir ücret veya kazanç talep etmemeleridir.

Gönüllülük, gönüllü olma durumudur. Toplumsal yapının tinsel anlamda güçlendirilmesi için gönüllülük önemli bir kavramdır. Ulusal afetler, toplumsal kalkınma projeleri (eğitim seferberliği vb.) durumlarda gönüllüler büyük önem taşır.

Birleşmiş Milletler 2001 yılını Uluslararası Gönüllü Yılı seçmişti. Ayrıca yine Birleşmiş Milletler tarafından her yılın 5 Aralık günü de Uluslararası Gönüllülük Günü olarak seçilmiştir.

 

Gönüllü ile ilgili Cümleler

  • Ali belirlenmiş sürücü olmaya gönüllü oldu.
  • Gönüllü olduk.
  • Gönüllü oldum.
  • Gönüllü olarak çalışıp çalışmadığım merak ediliyor mu?
  • Yaptığım her şeyi telafi etmek için bir gönüllü olarak çalışmak istiyorum.
  • Gönüllü olduğumuzda risklerin ne olduğunu hepimiz biliyorduk.
  • Bu olay gönüllülük esasına dayanır.
  • Burada çalışan insanların çoğu, ücretsiz gönüllülerdir.
  • Gönüllü grup savaş mağdurlarının yiyecek ve ilaç eksikliğini gideriyor.
  • Yardımcı olmak için gönüllü olmana sevindim.
  • Sence biri gönüllü olur mu?
  • Gönüllü müsün?
  • Ali ve Mary ücretsiz gönüllülerdir.
  • Gönüllü olarak mı buradasın?

Gönüllü tanımı, anlamı:

Yapma : Yapay. Yapmacık, sahici karşıtı. Yapmak işi.

Gönüllü gönülsüz : Yarı istekli yarı isteksiz olarak.

Alçak gönüllü : Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren, başkalarını küçük görmeyen, büyüklenmeyen (kimse), engin gönüllü, mütevazı, tevazulu.

Ayran gönüllü : Çabuk âşık olan.

Engin gönüllü : Alçak gönüllü. Alçak gönüllü olarak.

Gani gönüllü : Cömert, eli açık (kimse).

Geniş gönüllü : Her olayı hoş karşılayan (kimse).

Yüce gönüllü : Soylu, asil.

Gönül : İstek, arzu. Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı.

Gönüllüce : Biraz gönüllü. (gönüllü'ce) Biraz gönüllü olarak.

Gönüllülük : Gönüllü olma durumu.

Alçak gönüllülük : Alçak gönüllü olma durumu, tevazu, mahviyet, mütevazılık.

Ayran gönüllülük : Ayran gönüllü olma durumu.

Gani gönüllülük : Gani gönüllü olma durumu.

Yüce gönüllülük : Yüce gönüllü olma durumu.

Yükümlü : Bir şeyi yapma zorunluluğu olan, memur, mükellef.

İstekli : Bir şeye karşı isteği olan.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Sevgili : Sevilen ve âşık olunan kimse, yavuklu, dost, yâr, canan. Sevgi ve bağlılık duyulan.

Topluluk : Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Sanatçı grubu. Vücudun dolgun olma durumu.

Karşılık : Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Cevap, yanıt. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele.

Beklemek : Oyalanmak. Ummak. Aramak, istemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Gönüllü ağası : Savaşlara gönüllü olarak katılan askerin komutanı.

Gönüllü değişim kuramı : Verginin kamu mallarından yararlanmanın bedeli olduğunu savunan ve verginin fayda kuramına dayanan kuram.

Gönüllü dışsatım kısıtlamaları : Genellikle dışalımcı bir sanayileşmiş ülke ile çoğunlukla emek yoğun mal dışsatımı yapan az gelişmiş ülke arasında, siyasi ve iktisadi baskıyla gerçekleştirilen anlaşma gereği dışsatım üzerine konulan, yeni korumacılık akımı kapsamındaki bir tür kota. krş pazar payı düzenleme anlaşmaları, Çok Elyaflı Tekstil Anlaşması

Gönüllü gedikli : Kimi illerde yeniçeri yerine ulufe ile görev yapan gönüllülerin belli ve değişmez sayıdaki hizmet yerleri.

Gönüllü işsizlik : Cari ücret düzeyinde çalışmak istemeyenlerin oluşturduğu işsizlik türü.

Gönüllü tasarruf : İktisadi karar birimlerinin kendi istekleriyle yaptıkları tasarruf.

Gönüllü yeniçeri : Kent ve kasabalardaki gönüllülerin yeniçerilik onur ve ayrıcalıklarından yararlanmak isteyenler arasından ocağa alınan yeniçeri adayı.

Gönüllük : Düğün arasında iki tarafın birbirine gönderdiği giyim armağanı.

Diğer dillerde Gönüllü anlamı nedir?

İngilizce'de Gönüllü ne demek? : adj. willing, voluntary, ready

n. volunteer

Fransızca'da Gönüllü : bénévole; engagé/e

Almanca'da Gönüllü : n. Freiwillige

Rusça'da Gönüllü : n. любитель (M), доброволец (M), возлюбленный (M)

adj. добровольный, добровольческий