Watermill türkçesi Watermill nedir

Watermill ile ilgili cümleler

English: There was a watermill under the dam.
Turkish: Barajın aşağısında bir su değirmeni vardı.

Watermill ingilizcede ne demek, Watermill nerede nasıl kullanılır?

Watermills : Su değirmeni. Su ile çalışan değirmen.

Waterman : Kürekçi. Sucu. Kayıkçı. Su perisi. İllinois eyaletinde yerleşim yeri. Kayık kullanan veya kayığını kiralayan kimse.

Watermanship : Suculuk. Bir kayıkçının işi. Kayıkçılık. Kayıkçının yaptığı işi. Kayık kullanma işi.

Watermark : Suyun yükselme sınırınıgösteren bir işaret. Suyolu. Sulu boya. Bir kağıdın dokusunda bulunan ve ancak ışığa tutulduğunda görülebilen çizgi, resim, yazı ya da im. Filigran yapmak. Karada suyun yükseldiği düzeyi gösteren çizgi. Su düzeyi işareti. Filigran basmak. Su seviyesi çizgisi. Filigran.

Watermarked : Soğuk damgalı. Filigranlı. Su ile işaretlenmiş olan. Işığa tutulduğunda görülebilen soğuk damgası olan (kağıtlarda). Su işaretli. Su işareti olan.

Watermen : Su perisi. Sucu. Kayıkçı. Kayık kullanan veya kayığını kiralayan kimse. İllinois eyaletinde yerleşim yeri. Kürekçi.

Watermarks : Su seviyesi çizgisi. Filigran.

Watermelon patch : Karpuz tarlası. Karpuz yetiştirilen yer.

 

Watermelon seed : Karpuzdan elde edilen ve yenilebilir de olan küçük siyah tohum veya çekirdek. Karpuz tohumu. Karpuz çekirdekleri. Karpuz tohumları.

Watermelons : Karpuz.

İngilizce Watermill Türkçe anlamı, Watermill eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Watermill ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Falls : Çağlayan gibi dökülen su. Şelale. Meteorit düşmeler. Çağlayan. Çaylan.

River : Okyanus. Deniz veya göle akan büyük ölçekli akarsu. Nehir. Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir. Akış. Akarsu. Irmak.

Water mill : Su ile çalıştırılan. Su ile çalıştırılan değirmen.

Duckweed : Su mercimeğigiller (lemnaceae) familyasından göller ve yavaş akan su kenarlarında yetişen mercimek bitkisine benzeyen otsu bitkiler. Köksüz bir su bitkisi. Su mercimeği.

Water : Suluboya. Su. Yaşarmak. Sulandırmak. Kedi köpek vb'ne su vermek. Göz sulanmak. Sulamak. H2o; yer yüzeyinin en büyük bölümünü oluşturan, kimyaca çok kalımlı, renksiz, kokusuz, tatsız sıvı. Islatmak. Harelemek.

Cascade : Basamaklandırmak. Taşırmak. Dalga dalga döküm. Basamaklamak. Kademelendirmek. Çağlayan gibi dökülmek. Şelale. Kademeli dizi. Çağlayarak dökülmek. Katlanmak.

Cataract : Çavlan. Akarsu yataklarındaki eğim kesikliklerinde oluşan ve akımı ile geçirdiği su çok büyük nicelik taşıyan düşüş. Sel. Büyük çağlayan. Yüksekliği az olan. Taşkın. Doğuştan veya kazanılmış nedenlerle, tam veya kısmi olarak göz merceği veya mercek kapsülünde, proteinlerin presipitasyonu sonucu göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi, donuklaşması ve ışığın geçişine izin vermemesiyle belirgin, göz merceğinin en yaygın ve en önemli bozukluğu, hlk. aksu, boz inmesi. Şelale. Katarakt. Coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Watermill synonyms : body of water, wolffia columbiana, wolffia, common wolffia, genus wolffia, watermills.