Weak türkçesi Weak nedir
- Dayanıksız.
- Sulu.
- Yetersiz.
- Kuvvetsiz.
- Hafif.
- Açık.
- Cansız.
- Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
- Hastalıklı.
- Zayıf.
- Sertliği az olan, karanlık bölümleriyle aydınlık bölümleri arasında kesin ayırım bulunmayan (görüntü).
- İradesiz.
- Yavan.
- Güçsüz.
- Silik.
- Cılız.
- Takatsiz.
- Halsiz.
- Aciz.
Weak ile ilgili cümleler
English: A person with weak eyes can't see far.
Turkish: Gözleri zayıf olan bir kişi uzağı göremez.
English: Ali is looking weak and wobbly.
Turkish: Ali zayıf ve titrek görünüyor.
English: Ali is too weak to lift himself.
Turkish: Ali kendini kaldırmak için çok cılız.
English: Ali is really weak now.
Turkish: Ali artık gerçekten zayıf.
English: Ali has been weak for some time now.
Turkish: Ali bir süredir güçsüzdü.
Weak ingilizcede ne demek, Weak nerede nasıl kullanılır?
Weak acid : Zayıf asit. Yükünleşme denge durganı küçük olduğundan bulunduğu ortama az sayıda hidrönyum yükünleri h3o+ veren asit. Yeğni asit. Protonlarına ilgisi yüksek, çok az iyonlaşan veya protonlarını suya çok az veren asit. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.
Weak argument : Zayıf tez. Zayıf sav. İnandırıcı olmayan akıl yürütme. Cılız mantık yürütme.
Weak as a kitten : Çok narin.
Weak base : Yükünleşme denge durganı küçük olduğundan bulunduğu ortamda az sayıda hidroksil yükünleri oh- veren baz. Zayıf baz. Sıvı çözeltide sadece kısmi olarak iyonlaşan baz. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yeğni baz.
Weak bonds : Zayıf bağlar. Hücrede, moleküller arasında önemli etkileşimlere aracılık eden, kopmaları için fazla enerjiye gerek olmayan, kovalent olmayan bağlar. iyonik bağlar, hidrojen bağları, van der waals bağları gibi. Zayıf bağ. Hücrede moleküller arasında önemli etkileşimlere aracılık eden, kopmaları için fazla enerjiye gereksinim duymayan, iyon ve hidrojen bağları gibi bağlar.
Weak exogeneity : Zayıf dışsallık.
Weak consistency : Zayıf tutarlılık.
Weak calf syndrome : Zayıf buzağı sendromu. Yeni doğan buzağılarda zayıflık, ayağa kalkamama, çevreye karşı ilgisizlik, süt emememe ve kambur görünümle belirgin nedeni bilinmeyen bir hastalık.
Weak headedness : Avanaklık. Başı dönmeye meyilli olma durumu. Alkollü içeceklerle kolayca kendinden geçme durumu. Salaklık.
Weak electrolyte : Sıvı çözeltide sadece kısmi olarak iyonlaşabilen bir madde. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Orta derişimli çözeltilerde az yükünleşen elektrolit. Zayıf elektrolit. Yeğni elektrolit.
İngilizce Weak Türkçe anlamı, Weak eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Weak ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Brothiest : Çorba gibi. Et suyu çorbası gibi.
Invalids : Sakat. Boş. Yararsız. Yatalak. Harp malulü. Hükümsüz. Geçersiz. Hasta. Çürüğe çıkarmak.
Airy : Çevik. Kendine bir hava veren. Havasal. Neşeli. İşe yaramaz. Havai. Boş. Hayali. Canlı.
Feeblest : Eli ayağı tutmayan. Çelimsiz. Kötü. En zayıf. Çürük.
Frails : Ahlaksız. Kırılgan. Nanemolla. İnce ve güçsüz. Hafif ve kırılgan. Zayıf (şans vb). Narin. Çelimsiz.
Deadpanned : Ölü gibi. Anlamsız. Ruhsuz. İfadesiz bir şekilde söylemek veya yapmak. Duygusuz. İfadesiz.
Helplessness : Çaresizlik. Kabiliyetsizlik. Acziyet. Zayıflık. Miskinlik. Savunmasızlık. Beceriksizlik. Yardıma muhtaçlık. Acizlik.
Inadequate : Yeterli değil. Noksan. Eksik. Kıt. Elverişsiz. Kifayetsiz. Liyakatsiz.
Feebler : Çelimsiz. Çürük. Eli ayağı tutmayan. Kötü. Daha zayıf.
Flaccid : Sarkık. Gevşek. Yumuşak. Flasid.
Weak synonyms : untoughened, airier, bareboned, colourless, crudest, arid, frailest, adynamic, incommensurate, distant, bonier, cushier, gossamery, weak willed, volitionless, bald, debilitant, feeble minded, ichorous, dulcet, infirms, flimsier, deficient, facetious, frivolous, irresolute, strength, groggy, nondurable, asthenia, bawdies, anile, groggiest.
Weak zıt anlamlı kelimeler, Weak kelime anlamı
Rugged : Kulakları tırmalayan. Çetin. Kuvvetli. Bakımsız. Fırtınalı. Sağlam. Sarp. Yontulmamış. Cefakar. Yalçın.
Weakness : İnginlik. Zayıflık. Zaaf. Dayanıksızlık. Zayıf taraf. Kuvvetsizlik. Hasta oluş. Sönüklük. Cansızlık. Güçsüzlük.
Strong : Keskin. Alkollü. Şiddetli. Güçlü. Kesif. Ağır. Zorlu. Sert. Kuvvetli (kanıt). İstekli.
Weak antonyms : tough, powerful, undiluted.
Weak ingilizce tanımı, definition of Weak
Weak kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Tending toward a lower price or lower prices. Wanting physical strength. To weaken. As, wheat is weak. A weak market. To make or become weak.

Bu kısımda Weak kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Weak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Weak anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Weak ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.