Weakness türkçesi Weakness nedir

Weakness ile ilgili cümleler

English: Ann has a weakness for chocolate.
Turkish: Ann'in çikolataya zafiyeti var.

English: Everybody has weaknesses.
Turkish: Herkesin zayıflıkları vardır.

English: Although she has many weaknesses, I trust her.
Turkish: Çok fazla zayıf noktaları olmasına rağmen, ben ona güveniyorum.

English: Everyone has strengths and weaknesses.
Turkish: Herkesin güçlü ve zayıf yönleri vardır.

English: Do not search for people's weaknesses, but for their strengths.
Turkish: İnsanların zayıf yönlerini araştırmayın ama güçlü yönlerini araştırın.

Weakness ingilizcede ne demek, Weakness nerede nasıl kullanılır?

Weakness of will : İradesizlik.

Have a weakness for : Bir şeye karşı zayıflığı olmak. Bir şeye zaafı olmak. Zayıf olmak.

Body weakness : Beden zayıflığı. Aşırı zayıflama.

Weaknesses : Halsizlik. Cansızlık. Zayıf taraf. Zayıf yanlar. Eksik yönleri. Zayıf yönler. Zayıflık. Zaaf. Güçsüzlük. Hasta oluş.

Weak acid : Yükünleşme denge durganı küçük olduğundan bulunduğu ortama az sayıda hidrönyum yükünleri h3o+ veren asit. Zayıf asit. Protonlarına ilgisi yüksek, çok az iyonlaşan veya protonlarını suya çok az veren asit. Yeğni asit. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

Weak base : Yeğni baz. Zayıf baz. Yükünleşme denge durganı küçük olduğundan bulunduğu ortamda az sayıda hidroksil yükünleri oh- veren baz. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sıvı çözeltide sadece kısmi olarak iyonlaşan baz.

Weak character : Dayanıksız doğası olan. Diğerlerini takip etmeye meyilli olan. Cılız kişilik. Zayıf karakter.

Weak argument : Zayıf sav. Cılız mantık yürütme. Zayıf tez. İnandırıcı olmayan akıl yürütme.

Weak electrolyte : Orta derişimli çözeltilerde az yükünleşen elektrolit. Sıvı çözeltide sadece kısmi olarak iyonlaşabilen bir madde. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yeğni elektrolit. Zayıf elektrolit.

Weak as a kitten : Çok narin.

İngilizce Weakness Türkçe anlamı, Weakness eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Weakness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Weak spot : Zayıf nokta. En zayıf ve en ağrılı olan kısım. En az iyi çalışan özellikteki. Yumuşak karın.

Insipidness : Yavanlık.

Apathy : Lakayıtlık. İlgisizlik. Duyumsamazlık. Çevreyle patolojik ilgisizlik, çevreyle anormal derecede ilgisizlik, duyarsızlık. Umursamazlık. Bir bireyde, toplumsal kümede ya da toplumda nesnelere, olaylara karşı herhangi bir duygu, bir coşku uyanmaması, eylemde bulunmaya itecek herhangi bir ilgi ve dürtünün olmaması durumu. Eğitim, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. İhmal. Duygusuzluk.

Frailty : Narinlik. İrade zayıflığı. Zayıflık (umut veya şans vb'nde). Hafif ve kırılgan olma. İnce ve güçsüz olma. İnce ve zayıf nahif olma. Kolay kırılma.

 

Weak side : Topun olmadığı bölümü. Zayıf yan.

Foible : Boş yere meziyet sayılan taraf. (bir kimseye özgü) özellik. Zayıf yön. Aptalca alışkanlık. Kusur. Merak. Zayıf yan.

Dismals : Kasvetlilik durumu. Neşesiz. İç karartıcı durum. Sıkıntılı. Sönük. Kapanık. İç karartıcı. Kasvetli. Kederli. Depresyon durumu.

Blind side : Savunmasız taraf. Kişiliğinin zayıf yanı. Bir kişinin zayıf yönü. Bir insanın zayıf tarafı. Duyarlı noktası. Kör taraf. Zayıf yön. Korunmasız taraf.

Inertness : Uyuşukluk. Tembellik. Hareketsizlik. İnertlik. Durgunluk.

Weakness synonyms : powerlessness, adynamia, feebleness, impotencies, frailties, insufficiency, disabilities, vices, acedia, foziness, boniness, aridity, imperfectness, lack of power, inanimateness, droopiness, debility, enfeeblements, insentience, perishability, flaw, exility, faintness, frailness, languor, tenuousness, flimsiness, diathesis, lowness, deadness, fatigue, jejuneness, tenuity.

Weakness zıt anlamlı kelimeler, Weakness kelime anlamı

Perfection : Ustalık. Yetkinlik. Mükemmeliyet. Kemal. Mükemmellik. İkmal. Eşsiz örnek. Mükemmelleştirme. Tamamlama. Bitirme.

Powerfulness : Güçlülük.

Power : Bilgisayar, hukuk, fizik, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. Birim zamanda yapılan işin niceliği ile ölçülen iş yapabilme yeteneği. Takat. Yapma gücü. Nüfuz. Sözü geçerlik. Güç sağlamak. Güç. Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı. vatla ölçülen iş yapma oranı; elektrik gücü (1 vatlık bir güç, saniyede 1 jul iş yapar). Bir bireyin, bir toplumsal kümenin, bir toplumun başka birey, küme ya da toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, özgürlüklerine karışma ve onları beli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi ya da yeteneği.

Weakness ingilizce tanımı, definition of Weakness

Weakness kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The quality or state of being weak. Want of strength or firmness. Lack of vigor. Want of resolution or of moral strength. Feebleness.