Wet behind the ears türkçesi Wet behind the ears nedir

Wet behind the ears ile ilgili cümleler

English: Ali is still wet behind the ears.
Turkish: Ali hâlâ çaylak.

English: Luciano might have the crowd behind him, but he's still wet behind the ears.
Turkish: Luciano'nun arkasında topluluk olabilir fakat o hâlâ acemi bir çaylak.

Wet behind the ears ingilizcede ne demek, Wet behind the ears nerede nasıl kullanılır?

Wet : -e işemek. Islanmak. İçki. Islamak. İçki yasağı karşıtı. Rutubet. Kurumamış boya. Yağmurlu. İşemek. Nem.

Behind : Arkaya. Geç. Arkada. Arkadan. Desteğinde. Arkasında. Kıç. Gerisinde. Popo. Peş (argo terim).

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Ears : Duyma yeteneği. Başak. Kulak verme. Kulak.

Be wet behind the ears : Acemi olmak. Ağzı süt kokmak. Toy olmak.

Dry behind the ears : Tecrübe sahibi. Acemi çaylak.

Ringing in the ears : Kulak çınlaması. Kulakların çınlaması. Kulaklarda çınlama.

Set by the ears : Aralarını bozmak.

A singing in the ears : Kulak çınlaması. Kulak uğuldaması.

 

İngilizce Wet behind the ears Türkçe anlamı, Wet behind the ears eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wet behind the ears ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Apprentice : Bir işte yeni olan kimse. Stajyer. Çırak yapmak. Görevlendirildiği iş üzerinde bilgisi ve niteliği olmayan ve ustalarca uygulayıcı durumuna getirilebilmek amacıyla eğitilen çocuk ya da kişi. Mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve alışkanlıkları iş süreci içerisinde öğrenmek üzere bir usta yanında çalışan işçi. Çırak. Deneyimsiz acemi kişi. Miço. Çırak olarak vermek. At yarışlarında 50 den az yarış kazanmış, deneyimi jokeylere göre daha az genç binici.

Callow : Çaylak. Tüyleri bitmemiş. Tüysüz. Basık arazi. Kuş.

Babe in arms : Kollardaki bebek. Yeni doğmuş bebek. Yeni. Saf ve deneyimsiz kimse. Bebek. Yenidoğan. Kundaktaki bebek.

Beardless : Püskülsüz. Sakalsız. Tüysüz. Köse.

Dry behind the ears : Tecrübe sahibi.

Unbaked : Ham. Çiğ. İyi pişmemiş. Fırınlanmamış. Pişmemiş.

Colt : Tay. Sıpa (argo terim). Kırbaçlamak. Usturpa kırbac. Toy adam. Çaylak. Tabanca. Kamçı. Usturpa kırbacı.

Brash : Arsız. Kırık buz. Sırnaşık. Küstah. Kırık kaya parçaları. Saygısız. Kırpıntı. Sağanak.

 

Immaculate : Pirüpak. Sağlam. Tertemiz. Yepyeni. Saf. Pak. Mükemmel. Hatası veya kusuru olmayan. Lekesiz.

Ingenuous : Açık sözlü. Samimi. Sadedil. İçten. Saf. Açıkyürekli. Saftrik. Temiz kalpli.

Wet behind the ears synonyms : rawer, blamelessly, bustard, unfledged, dove like, greenest, tyro, unexperience, gosling, colts, jacklegs, catechumens, child, crimeless, cherubical, bungler, clumsy fellow, harmless, guiltless, raw, blunderings, born yesterday, chickening, goslings, tender, fledgling, greened, unpracticed, cobbler, apprentices, amateurish, starry eyed, incipient.