Ears türkçesi Ears nedir

Ears ile ilgili cümleler

English: Ali could hardly believe his ears when he heard that Mary was coming back home to stay.
Turkish: Ali Mary'nin kalmak için eve geri döndüğünü duyduğunda kulaklarına güçlükle inandı.

English: A rabbit has long ears and a short tail.
Turkish: Bir tavşanın uzun kulakları ve kısa bir kuyruğu var.

English: Ali got one of his ears pierced.
Turkish: Ali kulaklarından birini deldirdi.

English: African elephants have bigger ears than Asian elephants.
Turkish: Afrika fillerinin, Asya fillerinden daha büyük kulakları var.

English: "Whose ears are these?" "They are Mickey Mouse's."
Turkish: "Bunlar kimin kulakları?" "Mickey Mouse'un."

Ears ingilizcede ne demek, Ears nerede nasıl kullanılır?

Give ears to : -e kulak vermek. -e karşı dikkatli olmak. Dinlemek.

A singing in the ears : Kulak çınlaması. Kulak uğuldaması.

All ears : Can kulağı ile dinlemek. Dikkat kesilmek.

Be all ears : Kulak kesilmek. Can kulağı ile dinlemek. Gözlerini ve kulaklarını dört açmak. Pür dikkat dinlemek. Kulağı kirişte beklemek. Dikkat kesilmek. Tüm dikkatini vererek dinlemek. Can kulağıyla dinlemek. Dikkatle dinlemek.

Be wet behind the ears : Acemi olmak. Ağzı süt kokmak. Toy olmak.

 

Floppy ears : Sarkık kulaklar.

I am all ears : Dikkatimi veriyorum. Dikkatli bir şekilde dinliyorum. Can kulağı ile dinliyorum.

Open ears : Dinemeye istekli. Dikkatle izleyen.

Fell on deaf ears : Aldırış edilmeden geçilip gidilen. Boş verilen. Önemsenmeyen. Önemsemeyen.

I cannot believe my ears : Kulaklarıma inanamıyorum. Duyduklarımın doğru olduğuna inanamıyorum.

İngilizce Ears Türkçe anlamı, Ears eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ears ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spicas : Sivri uç (botanik terimi). Spika. Başakçı.

Anther : Erkek organ (çiçekte). Anter. Başcık. Bitkilerde erkek organın başcığı, çiçek tozu keseleri, polenlerin oluştuğu bölüm. Başçık. Erkek organ. Haşefe. Bitkilerde erkek organın başçığı, çiçek tozu keseleri, polenlerin oluştuğu bölüm. Ercik başı.

Spica : Spika. Sivri uç (botanik terimi). Başakçı.

Otolaryngologist : Kulak burun boğaz uzmanı. Burun. Otolaringolojist. Kulak-burun-boğaz uzmanı. Boğaz uzmanı.

Aural : İşitme ile ilgili. İşitsel. İşitmeyle ilgili. İşitmeyle, işitme duyusuyla ilgili. genel olarak sesler ve kulakla algılanabilen her şeyin taşıdığı özellik. (sinemayla televizyonda çoğunlukla, görüntü öğelerine karşılık ses öğelerini ve bölümünü belirtmekte kullanılır). Kulak veya duyma organına ait. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kulağa ait. İşitme. Duyumsal.

Otolaryngologies : Burun ve boğaz hastalıklarının incelenmesi ile ilgilenen tıp dalı. Otolaringoloji.

Anthers : Başçık. Haşefe. Erkek organ. Erkek organ (çiçekte). Ercik başı. Çiçekte erkek organın stameni üzerinde bulunan ve polen veren bölümü. Anter.

 

Gilling : Derin ve ağaçlı dere. Çene altı. Gidiş. Sarkık yanak. Mantarın alt kısmı. Sevgili. Çeyrek pint. Solungaç. Sakal.

Auricularia : Bir larva türü.

Gill : Sakal. Derin ve ağaçlı dere. Sarkık yanak. Çene altı. Çeyrek pint (0.12 litre). Suda yaşayan hayvanların solunum organı, branşiya. Suda yaşayan hayvanların solunum organı. Çeyrek pint. Solungaç.

Ears synonyms : herbaceous plant, frasera, american gentian, genus auricularia, deer's ear, genus frasera, jelly fungus, columbo, jew's ear, auricularia auricula, ear fungus, pyramid plant, american columbo, lobe, heeds, flange, heed, herb, spike, ear, acantha, virgos, otolaryngology, otorhinolaryngology, auris, virgo, otology, listen.