Aural türkçesi Aural nedir

  • İşitmeyle, işitme duyusuyla ilgili. genel olarak sesler ve kulakla algılanabilen her şeyin taşıdığı özellik. (sinemayla televizyonda çoğunlukla, görüntü öğelerine karşılık ses öğelerini ve bölümünü belirtmekte kullanılır).
  • İşitme ile ilgili.
  • İşitmeyle ilgili.
  • Kulak.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Kulak veya duyma organına ait.
  • İşitme.
  • İşitsel.
  • Duyumsal.
  • Kulağa ait.

Aural ingilizcede ne demek, Aural nerede nasıl kullanılır?

Aural surgeon : Kulak cerrahı.

Aural warning : Sesli ikaz. Sesli uyarı.

Visual aural range : Görüntülü radyofar. Görülebilenle duyulabilen arasındaki mesafe.

Aurally : İşitsel olarak. Kulak ile.

Binaural : İki kulaklı. Stereofonik. Her iki kulak için de amaçlanmış. İki kulağı olan. Binoral.

Auras : Buhar. Bir şeyin yaydığı koku. Sıcak basması. Ruh. Migren ve epilepsi vakalarında görülen ve duyuları etkileyen belirti. Hava. Atmosfer. Hale. Gizemli ortam. Koku.

Monaural : Tek ses.

Auramine : Auramin. Oramin.

Aura : Hava. Atmosfer. Hale. Koku. Buhar. Migren ve epilepsi vakalarında görülen ve duyuları etkileyen belirti. İzlenim. Sıcak basması. Gizemli ortam. Bir şeyin yaydığı koku.

Aurate : Auret.

İngilizce Aural Türkçe anlamı, Aural eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Aural ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Hearings : Celse. Duruşma. Dinleme. Duyma. Savunma. Görüşme. Söz hakkı. Oturum. Soruşturma. Ses erimi.

Otolaryngology : Otolaringoloji. Burun ve boğaz hastalıklarının incelenmesi ile ilgilenen tıp dalı. Otolarengoloji. Kulak fonksyionları ve hastalıkları ile uğraşan bilim dalı. Kulak-burun-boğaz bilimi.

Ear : İşitme duyusu. Kulp. İşitme organı; memelilerde dış, orta ve iç kulak bölgelerinden oluşan yapı. Kulak verme. Dikkat. Duyma yeteneği. Başaklanmak. Çıkıntı.

Auricular : Kulak kepçesi ile ilgili. Auriküler. Oriküler. Kulakçıklı. Kulağa söylenmiş. Gizli. Gizlice söylenmiş. Kulak kepçesiyle ilgili.

Lobe : Bir organın yuvarlak bölümü. Meme. Dilim. Bir organın yuvarlak ve birbirinden ayrılmış parçalarından her biri. Bir organ ya da bir yapının az çok yuvarlak olan bir çıkıntısı ya da parçası. Herhangi bir kılganın yuvarlak bölümü. Lop. Yana yatmak.

Hearing : Celse. Yargıtay duruşması. Kendi durumunu çevreye duyurma. Mahkeme. Söz hakkı. İşitme alanı. Oturum. İşitme duyusu. Duyma. Ses erimi.

Auriculars : Kulaktan kulağa yayılmış. Gizlice söylenmiş. Auriküler. Kulakçıklı. Kulak kepçesiyle ilgili. Oriküler. Fısıldanmış. Kulak kepçesi ile ilgili.

 

Audio : Odiyo. Ses işitme. Ses. Sessel.

Ears : Kulak verme. Duyma yeteneği. Başak.

Acoustical : Akustik. Sesle ilgili. Sesi azaltan.

Aural synonyms : otolaryngologies, audition, sensory, gilling, auditon, otology, flange, sensorial, ensuous, acoustic, otolaryngologist, auditive, sensuous, sensoriel, auris, gill, auditory, auditorial, appellative, otorhinolaryngology.

Aural ingilizce tanımı, definition of Aural

Aural kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, aural medicine and surgery. Of or pertaining to the ear. Of or pertaining to the air, or to an aura.