Acemi nedir, Acemi ne demek

Acemi; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen.
  • Saraya yeni alınmış cariye.
  • İşinde, mesleğinde yeni olan, toy.
  • Bir yere, bir şeye yabancı olan

"Acemi" ile ilgili cümleler

  • "Belli ki her şey, hem de en acemi tarafından, işlerin nihayetinde uydurulmuş, zekâsız mizansenlerden ibaret." - N. F. Kısakürek
  • "Acemi balıkçının ağından balıklar nasıl kaçarsa sen de zamanları öyle kaçırdın." - N. Hikmet
  • "Anlaşılan sen İstanbul'un acemisi olmalısın." - O. C. Kaygılı

Yerel Türkçe anlamı:

İri, çekirdeği tatlı kaysı.

Yabancı.

Pekmez, un ve yağla yapılmış olan bir çeşit helva.

Tarih'teki anlamı:

Saraya yeni alınmış karavaşlara verilen ad.

[Bakınız: acemi oğlanı]

Acemi kısaca anlamı, tanımı:

Acemi katır kapı önünde yük indirir : "beceriksiz ve anlayışsız kişi, kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır" anlamında kullanılan bir söz.

Acemi nalbant gavur eşeğinde öğrenir : "mesleğinde ustalaşmamış kimse, ilk denemelerini değersiz malzeme üzerine yapar" anlamında kullanılan bir söz.

Acemi ağası : Hareme yeni alınan cariyelerin ağası.

Acemi birliği : Acemi askerlere eğitim yaptırılan yer. Acemi erlerden oluşan birlik.

 

Acemi çaylak : Deneyimsiz, toy, beceriksiz kimse.

Acemi er : Askere yeni alınan ve eğitim dönemini henüz tamamlamamış er.

Acemi ocağı : Osmanlı ordusuna kapı kulu eri yetiştirmek için kurulan okul.

Acemi oğlanı : Yeniçeri Ocağında yetiştirilmek üzere tutsaklardan veya Hristiyanlardan devşirme yoluyla toplanan çocuk.

Acemice : Toyca, beceriksizce, acemicesine.

Acemileşme : Acemileşmek durumu.

Acemileşmek : Beceriksizlik göstermek.

Acemilik : Acemice davranış, toyluk. Acemi olma durumu, toyluk.

Acemilik çekmek : Alışamadığı bir işte zorluk çekmek.

Acemilik etmek : Deneyimli olmasına karşın acemice davranmak.

Yabancı : Başka bir milletle ilgili olan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad.

Alışma : Alışmak işi, istinas, ülfet.

Saray : Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri. Görkemli ve gösterişli yapı. Van iline bağlı ilçelerden biri. Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı. Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı. Devlet başkanı ve çevresi.

Cariye : Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.

Yeni : İşe henüz başlamış. O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan. Daha öncekilerden farklı olan. Kullanılmamış veya az kullanılmış olan, eski karşıtı. Tanınmayan, bilinmeyen. En son edinilen. Biraz önce, çok zaman geçmeden. Eskisinin yerine gelen. Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan.

 

Toy : Gençliği sebebiyle görgüsüz ve beceriksiz olan. Deneyimsiz, acemi, çaylak. Ziyafet. Toygillerden, böcek ve tane ile beslenen, eti için avlanan, kızıl tüylü bir kuş (Otis tarda).

Acemi oğlan kethüdası : Anadolu ve Rumeli ağalarının buyrukları altında olup acemi oğlanlarının işlerine bakan görevli.

Acemiağa : Haremağalığında bir aşama. bk. haremağası.

Acemicesine : Acemice.

Acemik : Acı ve yapışkan bir ot.

Acemileşebilme : Acemileşebilmek durumu.

Acemileşebilmek : Acemileşmesi mümkün olmak veya acemileşme olasılığı bulunmak.

Acemileşiverme : Acemileşivermek durumu.

Acemileşivermek : Acemi olmamasına karşın acemi gibi davranmak.

Acemirek : Biraz acemi, acemice

Acemi ile ilgili Cümleler

  • Sanata geldiğinde tam bir acemiyim ama bu boyamadan gerçekten hoşlanırım.
  • Luciano'nun arkasında topluluk olabilir fakat o hâlâ acemi bir çaylak.
  • Romandaki karakterlerden biri bir bankayı soymak için acemice bir plan düşünüyor.
  • Acemilikte nöbetçiyken izlediğimiz programı hatırladın mı?
  • Sözde acemi skandalı duyulduğundan beri o politikacı dünyada gözden düştü.

Diğer dillerde Acemi anlamı nedir?

İngilizce'de Acemi ne demek? : adj. inexperienced, unskilled, untrained, learner, inexpert, callow, green, inept, new, raw, simple, strange, unfledged, unseasoned, young, young in one's job, clumsy

n. beginner, novice, trainee, Johnny come lately, cub, apprentice, dabster, greenhorn, neophyte, prentice, recruit, tenderfoot, tiro, tyro

Fransızca'da Acemi : neuf/neuve, inhabile, novice

Almanca'da Acemi : adj. laienhaft, unerfahren

Rusça'da Acemi : n. новичок (M), рекрут (M)

adj. неумелый, неопытный, неискушенный