Whose türkçesi Whose nedir

  • İsim olarak kullanılan yancümlenin başında bulunur.
  • -en.
  • Kimin.
  • Sıfat olarak kullanılan yancümlenin başında bulunur.
  • Ki onun.
  • -an.

Whose ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary adopted two children whose parents had been killed by a suicide bomber.
Turkish: Ali ve Mary ana-babası bir intihar bombacısı tarafından öldürülmüş iki çocuğu evlat edindiler.

English: A man whose wife is dead is called a widower.
Turkish: Eşi ölmüş bir adama dul denir.

English: A woman whose husband is dead is called a widow.
Turkish: Kocası ölmüş bir kadına dul denir.

English: A child whose parents are dead is called an orphan.
Turkish: Ebeveynleri ölü olan bir çocuğa bir yetim denilir.

English: Akiko has an aunt whose name is Hana.
Turkish: Akiko'nun adı Hana olan bir teyzesi var.

Whose ingilizcede ne demek, Whose nerede nasıl kullanılır?

Whosesoever : Her kiminse. Her hangi kişininkiyse.

Whosever : [#kim Kimi]n. Sahibi her kimse. Kiminki. Her kimin.

Whosit : Zımbırtı. Şey.

Whoso : Her kimse.

Whosoever : Her kim. Her kim olursa. Her kim olursa olsun. Kim olursa.

Who could have known that : Kimse bilemezdi bunu. Kimsenin bilmesi imkansızdı. Kim bilebilirdi ki bunu.

Who brings home the bacon : Evin geçimini sağlayan kimse.

Who but he : Sadece o. Kimse değil ama o.

 

Who called the police : Polisi kim aradı.

Who are your favorite movie stars : Sizin en çok sevilen film yıldızlarınız kimler.

İngilizce Whose Türkçe anlamı, Whose eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Whose ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conception : Mefhum. Konsepşın. Kavrayış. Fikir. Algılanma biçimi. Döllenmiş yumurtanın döl yatağına ulaşması, gebelik sürecinin başlaması, gebeliğin ana tarafından tanınmaya başlaması, konsepşın. Kavrama, anlama yetisi. görüş, anlayış. Kavrama. Olaylar, düşünceler ya da nesneler üzerinde geliştirilen anlayış, değer ve yargı. Gebe kalma.

Full page : Tam sayfa.

Compound : Birkaç elementden yapılmış madde. Belirli öğeciksel yapıda, hep eş türde özdeciklerden oluşan kimyasal özdek. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Birleşik. Kimyasal tepkimeler sonucu iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek. Bileşik. Çeşitli öğelerin belirli oranlarda birleşmesiyle oluşmuş (özdek). Bir bileşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bileştirme sürecinin ürünü.

Full : Yıkayıp çektirmek. Kalın. Yıkayıp büzmek. Çırpmak. Doluluk. Öz. Tok. Komple. Dolu. Tam.

Concept : Eğitim, gramer, sosyoloji alanlarında kullanılır. Anlayış. Hayal etme. Genel düşünce. Genel kavram. Konsept. Sözcüklere gerçek anlamlarını vermek ve bunlar aracılığıyla düşünmek, olayların ve süreçlerin özünü kavrayıp temel yanlarına ve özelliklerine ilişkin genellemeler elde etmek olanağını sağlayan, nesnel çevrenin insan düşüncesindeki yansıma biçimi. Telakki. Bir şey üzerinde birçok ayrı algıları kapsayan genel düşünce. bir olay, bir nitelik ya da nicelik üzerinde oluşan zihinsel imge. kaplamı ve içeriği bir im ya da sözle anlatılarak anlam kazandırılan soyut düşünce. Fikir.

 

Entire : Tamam. Tam. İğdiş edilmemiş. Tutuş. Katışıksız. Bütünlüklü. Saf. Tüm. Bütün. Yekpare.

The who : Kime. 1960-1970'lerde aktif olan ingiliz pop rock grubu. Kimi. Kim. Ki. Ki ona.

Unity : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Vahdet. Birleşme. Uyum. Uzlaşma. Bir film ya da televizyon izlencesinde, anlatılmak istenenin dağınıklığa yol açılmadan, ayrıntılara boğulmadan, ölçülü biçimde, bütünlük duygusu uyandırarak gerçekleştirilmesi durumu. bir resmi oluşturan çeşitli öğeler arasında varlığını duyuran uyuşum. Birlik. İttifak. Anlaşma. Ünite.

Undivided : Taksim olunmamış. Müşterek. Dağıtılmamış. Bütün. Bölünmemiş. Tüm. Tam. Pay edilmemiş.

Integral : Bütün şey. Tek parça. Bir bütünün ayrılmaz bir parçası olan. Bir işlevin, bağlı olduğu değişkenlerin küçük değişimleri için aldığı değerin, değişim aralıkları ile çarpımları toplamının sonsuz küçük değişim aralığı için vardığı erey. Tamamlayıcı. Cüz. Tam şey. Tümlev. Bitev. Tümlevi alınmış olma özelliğinde.

Whose synonyms : construct, complete, section, which, full length, livelong, wholeness, that, division, total, whereof, who, composite, whosever, thats, intact, part, complex, integrity, unit.

Whose zıt anlamlı kelimeler, Whose kelime anlamı

Incomplete : Natamam. Bitmemiş. Tamamlanmamış. Kusurlu. Sonuçlanmamış. Eksik. Yarım kalan. Noksan.

Fractional : Kısmi. Çok ufak. Küçücük. Kesri. Kesirli. Azıcık. Çok küçük. Cüzi. Önemsiz. Kesirlere ait.

Misconception : Yanlış kavrama. Yanlış kavram. Kavram yanılgısı. Yanlış yorum. Kavram hatası. Yanlış fikir. Yanlış kanı. Yanlış anlama.

Whose ingilizce tanımı, definition of Whose

Whose kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The possessive case of who or which. [Bakınız: Who] and [Bakınız: Which].