Wonts türkçesi Wonts nedir

Wonts ingilizcede ne demek, Wonts nerede nasıl kullanılır?

Be wont to do : Yapmaya alışmış olmak. Alışkanlık haline getirmek. Yapmayı huy edinmek.

Use and wont : İtiyat. Adet. Kurulu adetler.

Wont : Alışmış. Adet. Alışmak. Alışkanlık. İtiyat. Alışkanlık haline getirmiş.

Wonted : Herzamanki. Her zamanki. Alışılmış. Mutat.

Wontedly : Bilindik şekilde. Alışılmış bir şekilde.

Won her heart : Onun sevgisini kazandı. O kadının kalbini kazandı. Onun kalbini kazandı. Onun kendisini sevmesini sağladı.

Wontless : Alışılmadık. Alışılmamış. Alışmamış.

Wonting : Alışma. Alıştırma.

Unwonted : Mağlup. Olağandışı. Alışmamış. Nadir. Alışılmamış.

Won acclaim : Alkış aldı. Pozitif tepki aldı. Övüldü. İltifat aldı. Övgü aldı. Övgü kazandı.

İngilizce Wonts Türkçe anlamı, Wonts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wonts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Familiarized : Olağan hale getirilmiş. Alıştırılmış. Alışılmış. Tanınan hale getirilmiş. Sıradanlaştırılmış (ayrıca familiarised). İklime uyum sağlamış.

Familiarisation : Birşeye aşina olma. Tanıma. Halka duyurma. Bir şeyi yaygın şekilde biliniyor hale getirme (ayrıca familiarization). İlan etme. Tanıtım. Birşeye alışma. Reklamını yapma. İyi uyum sağlayan olma süreci.

 

Groove : Alay etmek. Harika şey. Dalmak. Plağın çizgileri. Oluk. Çizgi. Çizmek. Gelenek.

Tradition : Bir kuşaktan diğerine tarihsel ve toplumsal bazı değişikliklere uğradıktan sonra ve yalnız konuşma yoluyla geçerek çağımıza ulaşan, kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, bk. geleneksel yasa, gelenek özdeği, gelenekçilik, geleneksel zincir, geleneksel uygarlık. krş. görenek, boş inanç. Sünnet (din). Hadis. Sünnet (dini terim). İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir toplumda, bir toplulukta, eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen tinsel ekin öğelerinin her biri. Bir toplumda kuşaktan kuşağa iletilen toplum üyeleri arasında manevi bağları güçlendiren her türlü kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar. Gelenek. Sözlü ve yazılı olmak üzere iki bölüme ayrılan ve bir toplumda kuşaktan kuşağa geçen kültür kalıtları, alışkanlıklar, bilgiler, töreler, davranışlar.

Accommodate : Barındırmak. Kalacak yer vermek. Tanzim etmek. Yaşayacak yer temin etmek. -e yardım etmek. Uydurmak. Birbirine uydurmak. Yerleştirmek. Alıştırmak.

Accommodated : Kalacak yer sağlamak. Uyum sağlamak. Bağdaştırmak. Uzlaştırmak. Uydurmak. Yerleştirmek. Sağlamak. Alıştırmak.

Inured : Alıştırmak. Yürürlüğe girmek. Adet edilmiş. Kanıksanmış.

Habituations : Ülfet. Tanıtma. Alıştırma. Alışma. Bir kimseyi bir şeye alıştırma eylemi. Ünsiyet. Habituasyon.

 

Fashions : Yüksek tabaka. Dış görünüş. Şekil vermek. Moda. Tarz. Oluşturmak. Yapmak. Uydurmak. Kılık kıyafet.

Acclimatised : Kendini alıştırmak (ayrıca 'acclimatize'). İklimlendirilmiş. Yeni çevreye uymak. Klimatize edilmiş.

Wonts synonyms : convention, accustomedness, habituation, habits, habitude, acclimatise, courses, habiting, acclimatized, conventions, consuetude, familiarities, habitual, familiarization, addictions, folkway, habituality, addiction, acclimated, acclimating, customary usage, use and wont, accustom oneself, formality, accommodate oneself, accommodates, acclimate, custom, catamenia, familiarity, conditioned, acclimatising, wont.