Yüklük nedir, Yüklük ne demek

  • Evlerde yatak, yorgan gibi şeyleri koymaya yarayan yer veya büyük dolap, yük, yük odası

"Yüklük" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Öbür yana dönüyor, kocaman bir yüklüğün kapısını açıyordum." - Y. K. Karaosmanoğlu

Yerel Türkçe anlamı:

Yük olma durumu: Onun bize bir yüklüğü yok.

Yük.

Odaların duvarına gömülü şekilde yapılmış yatak yorgan dolabı; gusülhane

Bir hayvanın taşıyabileceği ağırlık ya da oran kadar: Beş yüklük odunu üç yüke sığdırdı.

Yatak yığını

Yıkanmak için ayrılmış bölüm.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[yüglüg]: İçine yatak, yorgan koymak için duvara açılmış olan boşluk ya da yatak dolabı. (Tokmacık *Yalvaç, Yakaköy *Gelendost -Isparta: Esnemez İnönü -Eskişehir; Yurtbeyi *Çankaya -Ankara.; Başkışla *Karaman -Konya) [yüglüg]: (Güzel *Güdül -Ankara)

Bilimsel terim anlamı:

Yolcu taşıyan araçlarda yolcu yükünün konduğu kapalı ya da açık bölüm.

Çiftekerin arkasındaki yük ve paket taşıyacak yer.

İngilizce'de Yüklük ne demek? Yüklük ingilizcesi nedir?:

trunk, boot

Osmanlıca Yüklük ne demek? Yüklük Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

bagajlık

Yüklük tanımı, anlamı:

Yüklü : Çok çalışmayı gerektiren. Çok sarhoş. Çok fazla, pek çok. Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran. Yükü olan. Yapılacak işi çok olan. Gebe. Paralı, varlıklı.

 

Yatak : Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka.

Yorgan : Yatakta örtünmeye yarayan, içi pamuk, yün vb. şeylerle doldurularak dikilmiş geniş örtü.

Koyma : Koymak işi.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Önemli. Büyük abdest. Niceliği çok olan. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Üstün niteliği olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş.

Dolap : Düzen. Dönme dolap. Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. İstanbul bedesteninde dükkân. Su dolabı. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor.

Yüklük kapağı : Yolcu taşıyan taşıtların yük konan bölümlerini örten kapak,

Diğer dillerde Yüklük anlamı nedir?

İngilizce'de Yüklük ne demek? : n. closet, cupboard

Fransızca'da Yüklük : alcôve [la]

Almanca'da Yüklük : n. Wandschrank