Cupboard türkçesi Cupboard nedir

Cupboard ile ilgili cümleler

English: All of the money in the cupboard was stolen.
Turkish: Dolaptaki bütün para çalındı.

English: Mary's mother's a cupboard drinker.
Turkish: Meryem'in annesinin içki zulası var.

English: Ali found some skeletons in the cupboard when he was researching his family history.
Turkish: Ali ailesinin geçmişini araştırırken dolabın içinde bazı iskeletler buldu.

English: Ali got a box of cereal out of the cupboard and poured himself a bowlful.
Turkish: Ali tahıl bulamacı kutusunu dolaptan çıkardı ve kendisine bir kase dolusu koydu.

English: Indeed, I keep the cupboard closed.
Turkish: Aslında, dolabı kapalı tutarım.

Cupboard ingilizcede ne demek, Cupboard nerede nasıl kullanılır?

Cupboard love : Kişinin kendi çıkarları doğrultusunda bir şeyi elde etmek için gösterdiği sahte sevgi. Göstermelik sevgi gösterisi.

Airing cupboard : Havalandırma dolabı. Giysi ve çamaşırdan yapılan diğer şeyleri saklamak için kullanılan küçük depolama alanı.

Built in cupboard : Gömme dolap. Bir duvar içerisine veya boşluğuna inşa edilmiş dolap.

Drying cupboard : Kurutma dolabı.

Skeleton in the cupboard : Aile sırrı. Kirli çamaşır. Utanç verici sır.

Cupboards : Büfe. Dolap. Yüklük.

 

Cupbearers : Şarap bardağını dolduran ve servis yapan kimse. Saki.

Cupbearer : Şarap bardağını dolduran ve servis yapan kimse. Saki.

Store cupboard : Erzak dolabı.

İngilizce Cupboard Türkçe anlamı, Cupboard eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cupboard ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cheating : Kopya. Müzevirlik. Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kalpazanlık. Bir çıkar nedeniyle hayvanın kusurlarını gizlemek veya daha iyi nitelikte göstermek için yapılan işlemler. Eşini aldatan eş. Kopyacılık. Genellikle yazılı sınavlarda sorulara karşılık yazarken gizlice kitaba, ders notlarına ya da başkasının kağıdına bakma alışkanlığı. Aldatan.

Duchess : Düşes.

Dresser : Mutfak rafı. Giydiri. Konsol. Tuvalet masası. Tabaklık. Kostümcü. Alıştırıcı. Ameliyat pansumancısı. Oyuncuları giydiren görevli. Giyimine özen gösteren kimse.

Canteens : Kışla büfesi. Yemek kabı. Kantin. Matara.

Cabal : Dolap çevirmek. Dalavere veya hile yapmak. Fitne. Komplo. Hile yapmak. Suikast tertiplemek. Hizip. Entrika çevirmek. Dalavere yapmak.

Commissaries : Piskopos vekili. Vekil. Ordu pazarı. Delege yardımcısı. Komiser. Askeri kantin.

Boot : Tekmelemek. Futbol tekme atmak. Bagaj. Tepmek. Yolcu taşıyan araçlarda yolcu yükünün konduğu kapalı ya da açık bölüm. Çizme. Bot. Oto.

Trunk : Bağlantı noktası (bilişim veya bilgisayar terimi). Ç.erkek mayosu. Anayol. Yolcu taşıyan araçlarda yolcu yükünün konduğu kapalı ya da açık bölüm. Fil hortumu. Telefon hattı. Sandık. Hortum. Bagaj (aut.). Bacaksız ve kafasız insan vücudu.

Boxroom : Sandık odası. Sandıkodası. Depolama odası.

 

Alcoves : Niş (duvarda bulunan). Girinti. Kayalar arasında nehir çukuru. Cumba. Çardak. Hücre. Yataklık. Hücre gibi ve kapısız ufak oda. Kameriye.

Cupboard synonyms : supply closet, broom closet, collusion, credenza, canteen, cuddy, commissary, cupboards, capstans, cabals, cuddies, alcove, closet, kiosks, closets, closeting, safe, duchesses, storage space, airing cupboard, kiosk, chifforobes, kiosque, capstan, buffet, credenzas, covin, chifforobe, cabinet, dressers, aumbry, cabinets.

Cupboard ingilizce tanımı, definition of Cupboard

Cupboard kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To hoard. A board or shelf for cups and dishes. To collect, as into a cupboard.