Cheating türkçesi Cheating nedir

  • Dolap.
  • Aldatan.
  • Eşini aldatan eş.
  • Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Hile.
  • Kalpazanlık.
  • Müzevirlik.
  • Bir çıkar nedeniyle hayvanın kusurlarını gizlemek veya daha iyi nitelikte göstermek için yapılan işlemler.
  • Dalavere.
  • Genellikle yazılı sınavlarda sorulara karşılık yazarken gizlice kitaba, ders notlarına ya da başkasının kağıdına bakma alışkanlığı.
  • Boğuntu.
  • Kopyacılık.
  • Hilekarlık.
  • Kopya.

Cheating ile ilgili cümleler

English: Ali is cheating on his wife.
Turkish: Ali karısını aldatıyor.

English: Ali was caught cheating on a test.
Turkish: Ali testte kopya çekerken yakalandı.

English: Ali had no qualms about cheating on the test.
Turkish: Ali sınavda kopye çekmekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.

English: Ali began to suspect that Mary was cheating on him.
Turkish: Ali Mary'nin onu aldattığından şüphelenmeye başladı.

English: Ali was caught cheating on an exam.
Turkish: Ali sınavda kopya çekerken yakalandı.

Cheating ingilizcede ne demek, Cheating nerede nasıl kullanılır?

Cheatingly : Dürüst olmayan bir şekilde. Aldatıcı bir tarzda.

Cheat death : Kefeni yırtmak. Ölümün eşiğinden dönmek.

Cheat on : Aldatmak.

Cheat on someone : Aldatmak (eşini vb).

Cheat one of : Kandırmak. Birini dolandırmak.

Cheatable : Kolay aldanan. Dolandırılabilir. Kandırılabilir.

 

Be cheated : Kanmak. Kazıklanmak. Yaş tahtaya basmak. İhanete uğramak. Kazık yemek. Aldatılmak.

Cheat : Hileyle elinden almak. Kandırmak. Kazıklamak. Dolandırmak. Aldatma. Aldatmak. Hile yapmak. Hile. Kopya çekmek. Kazık atmak.

Cheated : Keklemek. Kazık atmak. Kazıklamak. Razı etmek. Aldatılan. Kandırmak. Aldatmak. Hile yapmak. Hileyle elinden almak. İhanet etmek.

Cheat someone of something : Dürüst olmayan yollarla birinden birşey edinmek.

İngilizce Cheating Türkçe anlamı, Cheating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cheating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Unsportsmanlike : Centilmence olmayan. Sportmence olmayan.

Chifforobes : Gardrop.

Deceit : Yalancılık. Yalan. Yamuk. Aldatma. Kötüye kullanma. Üçkağıt. Dolandırıcılık.

Knavery : Hilebazlık. Dolandırıcılık. Alçaklık. Üçkağıtçılık.

Counterpart : Mevkidaş. Tam benzeri. Meslektaş. Suret. İkinci nüsha. Kopyası. Emsal. Karşılık. Taydaş.

Forgery : Belgelerde düzmecilik yoluyla değişiklik yaparak başkalarına dokuncalı olacak durumda kendisine çıkar sağlama. Bir şeyin sahtesini yapıp orijinal olduğunu ileri sürme. Sahtekarlık. Tahrifat. Belge üzerinde yapılan sahtekarlık. Sahtecilik. Düzmecilik. Sahte şey. İmza taklidi.

Capstans : Bocurgat. Vinç. Irgat. Çıkrık. Döndürücü.

Dittoed : Nüsha. Denden. Aynı şey. Tekrarlamak. Sözü geçen. Aynen. Denden (işareti). Denden işareti. Suret.

Cabinets : Kartvizitten büyükçe fotoğraf. Kabine. Televizyon veya teyp bölmesi. Bakanlar kurulu. Vitrinli dolap.

Dodgery : Ustalık. Kandırma. Aldatma. Sahtekarlık.

 

Cheating synonyms : two timing, adulteration, cheat, chicanes, chicaning, cabinet, fakeries, beguilers, imposture, gippers, beguiling, cribbing, cupboard, chicanery, fiddle, defraudation, fraud, copies, deceptions, chicaned, capstan, deluding, foul, canards, dirty, fiddles, deception, unfair, charlatanism, duping, copy of, coinage offences, adulterations.

Cheating zıt anlamlı kelimeler, Cheating kelime anlamı

Faithful : Yanlışsız. Güvenilir. Güven veren. Sadık. Dürüst. Aslına uygun. İmanlı. Vefakar. Mümin. Vefalı.

Fair : Yurtiçi ya da dışı ticareti geliştirmek amacıyla düzenlenen ve yerli ve/veya yabancı firmaların mallarının belli süreler içinde sergilendiği büyük ticari merkez. Geçici satak. Sergi. Yontmak. Açık tenli. Belirli sürelerle geçici olarak kurulan sergi niteliğindeki büyük satak. herhangi bir kentte yılın belirli zamanlarında kurulmakta olan ve genel olarak o ülkeye ya da bölgeye ilişkin yapım ve üretim nesnelerini kapsayan, sergileyen büyük satak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Sergili satak. Kesmek. Belli zamanlarda ve genellikle küçük yerleşim birimlerinde kurulan, sergi özelliği de taşıyan yerel nitelikteki pazar.