Büfe nedir, Büfe ne demek

Büfe; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Evlerde içine yemek takımlarının konduğu dolap.
  • Yiyecek, içecek, gazete, dergi vb.nin satıldığı küçük dükkân.
  • Toplantılarda yiyecek ve içeceklerin konulduğu masa

"Büfe" ile ilgili cümleler

  • "Kadınlar büfeye gidip bir şey yemek için bile kımıldamıyorlardı." - F. R. Atay
  • "Ben köşedeki büfeden size sandviç getirebilirim." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Komodin

Büfe kısaca anlamı, tanımı:

Açık büfe : Bu düzende yapılan. Yiyecek ve içeceklerin serbestçe seçilip alındığı servis düzeni.

Soğuk büfe : Bazı toplantılarda, ayakta yenilmek için soğuk yiyecek ve içeceklerle hazırlanmış masa.

Büfeci : Büfe işleten kimse.

Büfecilik : Büfecinin yaptığı iş.

Yemek : Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Başkasının parasını harcamak. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Kandırmak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Isırmak. Yemek yeme, karın doyurma işi.

 

Takım : Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Sigara ağızlığı. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Takım elbise. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk.

Dolap : Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor. İstanbul bedesteninde dükkân. Dönme dolap. Su dolabı. Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Düzen.

Toplantı : Toplanma, bir araya gelme, kabarıklık oluşturma. Bir meclisin bir yıl içindeki birleşimlerinin her biri. Birden çok kimsenin belirli amaçlarla bir araya gelmesi, içtima.

Yiyecek : Yenebilen. Yenmeye elverişli olan her şey.

İçecek : İçilen her şey, meşrubat.

Gazete : Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer. Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın.

 

Büfe ile ilgili Cümleler

  • Büfe boş.
  • İki kişilik açık büfe öğle yemeği, lütfen.
  • Sabah kahvaltısı iskandinav usulü açık büfedir.
  • Ali gazete büfesinin yanında.
  • Ayna büfenin üstündedir.

Diğer dillerde Büfe anlamı nedir?

İngilizce'de Büfe ne demek? : [bufar] v. snort; spit; stink, give off a strong foul odor, reek

v. wheeze, sniff, snort; blow, puff

n. buffet, counter for food and refreshments

Fransızca'da Büfe : buffet [le], buvette [la]

Almanca'da Büfe : n. Büfett, Buffet

Rusça'da Büfe : n. буфет (M)