Yığı nedir, Yığı ne demek

Yığı; Yöntem Bilimi alanında kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Başağın taneli kısmı, taneleri. “Yığı etdik, yedik..

Teknik terim anlamı:

İstenildiğinde kullanılmak üzere yığınlanmış bilgi.

Yığı ile ilgili Cümleler

  • Gemide bir yığın fare var.
  • İzlanda'da bir yığın yanardağ var.
  • Çöp yığını Everest Dağı kadar büyük.
  • Ali Mary'nin yanında yığılıp kaldı.
  • Dan, Tuğba'nın bahçesinde bir yığın kirli elbise buldu.
  • Masanızda büyük bir yığın posta var.
  • “Bu kadar insanın, bu kadar alçağın gözü önünde yere yığılmak istemiyordu.”
  • Ali duvarın dibine yığıldı, bitmiş ve zavallı olarak.
  • Ali bir kitap yığını taşıyarak içeri girdi.
  • "Günaydın. Dışarıda kar yığılı." "Gerçekten mi!?"
  • Bu sadece bir yığın saçmalık!

Yığı ile ilgili Atasözü veya Deyim

yere yığılmak : yere düşmek.

yığılıp kalmak : birikmek düşmek, yıkılmak.

Yığı kısaca anlamı, tanımı

Aşırı yığışım : Bir kentte, nüfusun, genellikle benimsenen uluslararası yoğunluk ölçünlerinin üstünde bir kalabalıklık düzeyine erişmesi, yığılması

Döner imbikli yığımlı fırın : Karbonlulaşma işlemleri için kullanılan ve bir yüklemede, 750 Kg. yük alabilen yığımlı fırın.

Ek yığılması : Bir ekin veya aynı görevi yüklenmiş şekilce farklı eklerin kelime içinde arka arkaya sıralanması olayı: Uyg. tigin/tigi+t+ler «prensler», sler+ler «sizler», Harz., Çağ. ik+ev+len «ikisi bir arada», üç+ev+len «üçü bir arada»; kim+i +si, EAT. kul+cug+az «kulcağız», yer+cüg+ez, oğur+layın+ca «gizlice», demin+ce+cik, yavaş+ça+cık, yavru+cağ+ız; Uyg. az+rak+ça+kıa «azıcık»; Özb. kiç+kine+gine «pek küçük»; Kary. kız+gına+ceh «kızcağız», Tel. as+kın+çak «azıcık», Anad. ağzl. ey+ce+ne, ey+ce+men, çabuk+ça+na, ve benzerleri Olayın meydana gelişi genellikle ilk ekin görevindeki bir aşınmanın sonucudur. Bu durumda ilk ek ya birleştiği kelime ile kaynaşmış ve kendini şekilce korumuştur. Yahut da sonradan gelen ek ile kaynaşarak birleşik bir ek oluşmuştur. Bazen de eski ekin görevinde bir zayıflama söz konusu değildir. Tek şekilden farklı görevlerin gelişmesi sonunda, ikinci ek o kelimeye yeni bir görev yüklenerek gelmiştir. || Arapçadan dilimize çokluk şekilleriyle geçmiş olan evlat, evrak, talebe, teşkilat gibi kelimelerin yeniden birer +lar/+ler çokluk eliyle genişletilmeleri de ek yığılması niteliğindedir: evlat+lar, evrak+lar, talebe+ler, teşkilat+lar gibi.

 

Göreli yığışımlı dağılım : Sıklıkları saltık sayılarıyla değil, oransal paylarıyla yığıştıran dağılım, bk. yığışımlı dağılım, yığıştırma.

Kentsel toprak yığını : Arsa vurgunculğunu önlemek, kentin gelecekteki gereksinmelerini karşılamak, dar gelirli ya da yoksul ailelerin barınma gereksinmelerini ucuz bir biçimde giderebilmek için, kamu yönetimlerinin toprak ederleri düşük iken satın alarak ya da kamulaştırarak toprak biriktirmesi.

 

Kentsel yığılma : Ana kentle, ondan belli uzaklıkta kurulmuş öteki uydu kentlerin bir arada oluşturdukları yoğun nüfuslu yerleşmelerin tümü. Nüfusun, tecim, işleyim, ekin. dinlenme ve eğlenme etkinliklerinin, bunların gerekli kıldığı yapıların, donanımların ve kolaylıkların kentlerde toplanması süreci. Bu sürecin ortaya çıkardığı, kırsal niteliklerini yitirmiş yerleşme yeri. Nüfusun kentsel bölgelerde yoğunlaşması, özellikle tecim, işleyim, ekin, yönetim ve dinlenme-eğlenme etkinliklerinin kentlerde toplanması olayı.

Köşeli yığışım : Köşeleri yuvarlaklaşmamış iri parçalardan bileşik bir tortul kayaç.

Küçükten büyüğe yığıştırma : Bir dağılımdaki gözlem sıklıklarını en küçük değerden başlayarak birbirine ekleme, bk. büyükten küçüğe yığıştırma, yığıştırma.

Lığ yığıntılı kıyı : Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü.

Maden yığışımı : Çeşitli parçada çakıl kayaç bileşimiyle sertleşmiş dağ eteği çökeltileri.

Oluşum köşeli yığışımı : Kırıklarda, kanatlardan birinin diğerine sürtünmesi sonucu çeperlerden koparılan parçalarla oluşmuş kayaç.

Tamalgı yığını : Yeni düşünülerin nasıl kavranacağını, yeni nesnelerin nasıl algılanacağını belirleyen ve anlıkta var olduğu söylenen (Herbart) düşünüler kümesi.

Toplumsal yığın : Örgütlü örgütsüz, bağdaşık ayrışık her türlü insan kümesi.

Yatay yığım fırını : Yüklemesi yatay olarak yapılan yığım fırını.

Yığı vurmak : Davarı dinlendirmek için bir yere toplayıp yatırmak.

Yığıcı : Engel, mani.

Yığıl : Hafif. Ölçekleme yordamında değişik sınarların, ölçek konumlarını belirlemek üzere yargıcılarca içine sokulduğu küme.

Yığıla galmak : Yığın biçiminde yükselmek. Çoğalmak. Bayılmak.

Yığılım : Yığılma işi. Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü, istif, stok. Bir gereksinimi karşılayacak maddeden çok miktarda yığma, istif, stok. Organizmada zararlı maddelerin birikmesi. Özdeciksel yörüngeçlere eksicikler dizildikten sonra, özdecikiçi öğecik yörüngeçlerine düşen eksicik sayısı dağılımı. Erke düzeylerinin eksicik ve benzerleri ile doldurumu. Özdeş nesnelerim oluşturduğu topluluk.

Yığılım çözümlemesi : Özdecik yörüngeçleri bulunduktan sonra, eksicik dağılımını yörüngeçlerdeki öğeciksel katsayılar türünden veren cebirsel işlem.

Yığılıverme : Yığılıvermek işi.

Yığılıvermek : Ansızın yığılmak.

Yığılma noktası : Bir ilingesel uzayın bir A altkümesi için, her bir delik yöresi A ile kesişen nokta. [Bakınız: limit noktası].

Yığım fırını : Isıl işlem yükünün, içine, bölük bölük ve yığımlı olarak yerleştirildiği fırın.

Yığımlı kuyu fırın : Isıl işlemi yapılacak parçaların ısıl işlemlerini, alabildiği yığımda ve bölük bölük yapan fırın.

Yığımlık : Bir sanayi dalında yararlanılan ham, işlenmiş veya yarı işlenmiş maddelerin tümü, stok. Satılmamış, istif edilmiş mal, stok.

Yığımsa : Harmanda, düvenin döndüğü yerin yel alan yönüne iki metre yüksekliğinde bağlamlardan yapılan engel.

Yığın derişimi : Çözüneni tekdüze dağılan çözeltilerdeki ortalama derişim.

Yığın eğitimi : Sorunlarını anlama ve çözme, yaşayış düzeylerini yükseltme konularında büyük halk yığınlarına gerekli bilgi ve becerileri kazandırma, toplum kalkınmasına katılmada onlara yardım etme amacını güden eğitim düzeni.

Yığın eylemi kuramı : (Lashley) Öğrenilmiş ve anlaksal eylemlerde, beynin belirli özekler halinde değil, kapsamlı bölgelerinin katıldığını savunan görüş. (Bu görüş bugün gerçekliği bilinen beyin özeklerinin bulunuşuna aykırı değildir.).

Yığın filmi : Belirli bir kişiyi kahraman olarak sivriltmeyen, başkahraman olarak yalnız halk yığınlarını ele alan film.

Yığın görüşmesi : Ölçünlü bir görüşme çizinliği kullanarak belli ayrıtlar taşıyan geniş bir evrenle görüşme yordamı, bk. bireysel görüşme.

Yığın iletişim araçları : Kamuoyu oluşumunda üstlencesi bulunan, bilgi, ileti ve benzerleri aktaran sözlü ve yazılı araçlar.

Yığın iletişimi : Kamuoyunu biçimlendiren basın, radyo, televizyon, sinema ve benzerleri gibi iletişim ve yaymaca yol ve araçlarının işleyiş süreci. Basın yayın yoluyla gerçekleştirilen bildirişim ve etkileşim ilişkilerini araştıran ve "kim söylüyor, kime söylüyor, ne söylüyor, nasıl söylüyor, ne gibi bir sonuç sağlıyor?" sorularını yanıtlamaya çalışan bilgi dalı.

Yığın oyunu : Tek tek kişiler yerine bir topluluğu ya da yığını eksen yapan yapıt, örnek : Lope de Vega, Fuente Ovejuna, Hauptmann, Dokumacılar.

Yığın örneklemesi : Yığın biçimindeki nesnelerden yapılan örnekleme. Örneğin, tütünün nem niceliğini ölçmek için yapılan örnekleme.

Yığın polimerleşmesi : Çözücü kullanılmadan monomerin polimerleştirilmesi.

Yığın romanı : Bir sanat kaygısı gütmeksizin, sürükleyici olaylarla geniş okur katmanlarının ilgisini çekmek amacı güden roman.

Yığın ruhbilimi : Toplumsal açıdan fazla örgütlü olmayan insan yığınlarının davranışlarını ve nedenlerini düzenli olarak inceleyen bilim dalı.

Yığın taşı : Tarladan toplanıp öbek öbek yığılan taşlar.

Yığın tepisi : Belirli bir uyarana karşı ayırım yapmadan büyük kas kümelerinin tepki yapması.

Yığın üzgülenmeciliği : (Reik) Yığına önderlik eden kişinin sunup savunmasıyle zorluk, yoksulluk ve acılara toplu olarak katlanma.

Yığın yoğunluğu : Bir katı - sıvı karışımında katı ve sıvıların toplam ağırlığının karışımın toplam oylumuna bölümü. Yığının birim hacminin kütlesi.

Yığınağacı : Buğday demetlerini bir araya getirmek için kullanılan bir ucu daha uzunca olan çatal ağaç. (Arok Şarkikaraağaç Isparta).

Yığınah : Toplantı, topluluk. Toplantı yeri. Su birikintisi. Tınaz, ekin yığını. Toplantı.

Yığınak kıyı : Bir büklümde içbükey kıyının karşısında kalan ve tortulaşma yeri olan kıyı. bk. çarpak kıyı.

Yığınak kitaplık : Bir ya da birkaç kitaplığın, az kullanılan gereçlerini gerektiğinde kullanmak üzere bir yerde topladığı kitaplık.

Yığınak olmak : Toplanmak, birikmek, bir araya gelmek.

Yığınak yapmak : Toplanmak, birikmek, bir araya gelmek.

Yığıncah : Toplantı, topluluk.

Yığınç : Isırgan otu.

Yığınçal : Ağrı kenti, Doğubayazıt ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Yığınkaya : Bitlis şehri, Hizan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Yığınlı : Gaziantep kenti, ŞehitKâmil belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yığınot : Karabük ili, Ovacık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Yığınsal iletişim : Çok sayıdaki bireylerden oluşan geniş toplulukları, yığınları amaçlayan, ilgilendiren iletişim.

Yığınsal iletişim araçları : Yığınsal iletişimde kullalanılan, bu iletişimi sağlayan araçlar (basın, sinema, radyo, televizyon, plak, mıknatıslı ses kuşağı, kutucuk, vb).

Yığınsal soru çizinliği : İki yüz ile üç yüz sorudan oluşan ve doldurulması uzun süren soru çizinliği.

Yığıntaş : Ağrı kenti, Eleşkirt ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Yığıntepe : Ağrı şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Yığıntılık : Yak yüklüğü. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).

Yığırık : Utangaç.

Yığışdırmah : Toplamak.

Yığışım hali : Özdeğin bir yere birikmiş doğabilimsel hali : Katı, sıvı ya da gaz halleri.

Yığışımlı dağılım : Gözlem değerleri ya da kümelerin sıklıklarını yığıştırarak veren dağılım.

Yığışımlı geçerlik : Bir ölçme aracının, kullanıldığı çeşitli zaman ve bağlamlarda geçerli sonuçlar vermesine bakarak geçerliğini belgeleme yolu. bk. geçerlik saptama yolları.

Yığışımlı ölçek : Ölçülmekte olan bir boyut üzerinde belli bir konumda bulunan bir tutumun, bu konumun bir yanındaki tüm konumları içerirken, öte yandakilerin tümünü dışarda bırakmasını gerektiren ölçek. bk. Guttman ölçeklerine yordamı.

Yığıştırma : Bir gözlem değeri ya da bir kümenin sıklığını kendisini önceleyen tüm öteki sıklıkların toplamı olarak gösterme.

Yığıştırmak : Çekindirmek, sakındırmak, men etmek.

Yığıt : Öğelerden son gelenin ilk işlem görecek biçimde üst üste yığıldığı varsayılan veri yapısı. Ters kuyruk deyimi de bu anlamda kullanılabilir. Yığıt aritmetiksel deyimlerin değerlenmesinde, yeniden girilirliğin, özyineliliğin uygulanmasında kullanılan veri yapısı olup, yazılım yoluyla bellekte düzenlenebildiği gibi doğrudan donanım öğesi olarak da kullanılır, bk. yığıt makinesi.

Yığıt makinesi : Yapısında ve işleyişinde yığıtlari temel öğe olarak kullanan, bu bakımdan, yazmaç makinesi de denilen geleneksel "von Neumann makineleri"nden ayrılan bilgisayar türü.

Yığıverme : Yığıvermek işi.

Yığıvermek : Çabucak veya ansızın yığmak.

Yığıyanıt : Bir görüşmede görüşmecinin karşılaştığı güç soru ve tutumlara karşı hazır kalıplı yanıtları.

Bir yığın : Birçok, pek çok.

Yığılca : Düzce iline bağlı ilçelerden biri.

Yığılı : Yığılmış olan.

Yığılışma : Yığılışmak işi, izdiham.

Yığılışmak : Bir yerde birikmek, toplanmak.

Yığılma : Yığılmak işi, kalabalıklaşma.

Yığılmak : Yığma işine konu olmak veya yığma işi yapılmak. Düşmek, yıkılmak, kendini tutamayıp çökmek. Çok sayıda birikmek, toplanmak.

Yığın : Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe. Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle.

Yığın bulut : Kesif ve yoğun nitelikli bulut tabakası.

Yığın kültürü : Toplumsal yapı ayrılıkları gözetilmeksizin televizyon, radyo, sinema, basın vb. kitle iletişim araçlarıyla yaygınlaştırılan kültür.

Yığınak : Bir şeyin biriktiği yer. Bir hücreli bitkilerin bir araya gelerek oluşturdukları küme. Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi, tecemmu, tahaşşüt.

Yığınla : Çok, pek çok.

Yığıntı : Bir araya yığılmış şeyler kümesi.

Yığış : Yığma işi.

Yığışık : Üst üste birikmiş.

Yığışım : Molozların çimento durumuna dönüşmesiyle oluşan kütle, konglomera.

Yığışma : Yığışmak işi.

Yığışmak : Bir araya gelip toplanmak, birikmek.

Diğer dillerde Yığı anlamı nedir?

İngilizce'de Yığı ne demek ? : stock