Yağma nedir, Yağma ne demek

Yağma; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Yağma" ile ilgili cümle

  • "Yağma ve hırsızlıkla güvenlik ve huzuru bozmaktadır." - F. R. Atay

Yerel Türkçe anlamı:

Kocayemiş.

Tarih'teki anlamı:

[Bakınız: çapul]

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Bolu ilinde, Seben ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Yağma hakkında bilgiler

Yağma (Çince: 样磨/樣磨, pinyin: Yàngmó), Ortaçağ'daki bir Türk boyudur, bu boy günümüz Uygurlar'ın ve Özbekler'in atalarıdır. Bu boy bir kolu olan ve Üç Oğuzlar denilen birlik, Yağma, Karluk ve Çiğil boylarından oluşmuştur. 7. yüzyıldan itibaren Karahanlılar dönemi boyunca Yağma boyu Müslüman Araplar ve Çinliler tarafından kuvvetli ve kudretli siyasi varlıklar olarak Tarım Havzası, Cungarya havzası (kuzeybatı Çin'i ve batı Moğolistanı içine alan bir bölge) ve Yedinehir (Yedisu) bölgesinde göze çarpmışlardır.

Kazak Çin tarihcisi Yury Zuev (Rusça: Юрий Алексеевич Зуев)'e göre, Yağma(yaγgma) eski Türkçe'de, "saldır, yayıl, yağmala" demektir.".

نهبواَ Yağma: "Türklerden bir bölüğün adı. Bunlara " كاَراَ نهبواَ Kara Yağma" da denir. نهبواَ Yağma Taraz yakınında bir köyün adı.". Tartuk, Yağma ilinde bir şehir.

 

Dokuzoğuz ve Yağmalar (khargah: "keçeden yapılma yurt, keçe kulübe") kalırlar.

Yağma ile ilgili Cümleler

  • Bugün yağmur yağma şansı yok.
  • Yarın yağmur yağıp yağmayacağını söyleyebilir misin?
  • Yarın yağmur yağmazsa çimi biçeceğim.
  • Bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı.
  • Ben yürürken, yağmur yağmaya başladı.
  • Yağmaya devam ediyor.
  • Önümüzdeki hafta boyunca her gün yağmur yağması bekleniyor.
  • Yağma vardı.
  • Yağmalandığını Tom'a söyledin mi?
  • Yağmur yağsada yağmasada Fujita piknik yapmayı planlıyor.

Yağma kısaca anlamı, tanımı:

Yağma etmek : Birçok kimse, zor kullanarak bir malı alıp kaçmak. savaş sonunda zafer kazanmış asker insanları tutsak olarak almak ve malı ele geçirmek. kurnazlıkla çarpmak, vurgunculuk etmek.

Yağma gitmek : Bir şey çok alıcı bulmak, çok satılmak.

Yağma yok : "öyle şey olmaz, buna razı olunmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Yağmacı : Yağma eden kimse veya ordu.

Yağmacılık : Yağma etme işi.

Yağmak : Toz, mermi vb. yüksekten çokça düşmek. Üst üste ve çok gelmek. Yağmur, kar, dolu gökten düşmek.

 

Yağmalama : Yağmalamak işi.

Yağmalamak : Yağma etmek.

Yağmalanma : Yağmalanmak işi.

Yağmalanmak : Yağma edilmek.

Yağmasa da gürlemek : Elinden bir şey gelmese de sözle destek vermek.

Bardaktan boşanırcasına yağmak : Yağmur çok şiddetli yağmak.

Çok el ya yağmaya ya yolmaya : "çok kimsenin katılmasıyla her zaman istenilen sonuç elde edilemez" anlamında kullanılan bir söz.

Güvendiği dağlara kar yağmak : Yardım ve yarar beklediği kimse, yer veya şeyden iyilik gelmemek.

Sakalına kar yağmak : Sakalı aklaşmaya başlamak.

Siyem siyem yağmak : Yağmur, kar ince ince yağmak.

Yüreğine kar yağmak : Kıskançlık duyarak üzülmek.

Kişi : Erkek. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs.

Kaçma : Kaçmak işi, firar.

Talan : Yağma.

Akıncılar : Sivas iline bağlı ilçelerden biri.

Düşman : Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.). Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı.

Toprak : Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Memleketli. Arazi, tarla. Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Kara. Ülke.

Baskın : Su basması, sel. Ansızın çıkagelme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Kısa süreli, beklenmedik saldırı. Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme.

Ortaç : Sıfat-fiil.

Yağma salmak : Yağma etmek üzre saldırmak.

Yağmacur : Bir nevi tatlı.

Yağmaçur : Ekmek, yağ, pekmezle yapılan bir yemek.

Yağmalatma : Yağmalatmak işi.

Yağmalatmak : Yağmalama işini yaptırmak.

Yağmalayabilme : Yağmalayabilmek işi.

Yağmalayabilmek : Yağmalama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Yağmanaz : 5. Bir kız ismi olarak anlamı; Gönülleri çalan, yağma eden güzel.

Yağmapınar : Konya şehri, Karapınar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Yağmatı : Cila yaparken fazla yağ kullanma sonucu oluşan mat görüntü.

Diğer dillerde Yağma anlamı nedir?

İngilizce'de Yağma ne demek? : n. booty, despoilment, despoliation, foray, loot, looting, pelf, pillage, plunder, pour, rapine, razzia, sack, sacking, spoil, spoliation, swag

Fransızca'da Yağma : pillage [le], butin [le], brigandage [le], curée [la], déprédation [la], saccage [le]

Almanca'da Yağma : n. Ausplünderung

Rusça'da Yağma : n. выпадение (N), грабеж (M), разграбление (N), раздача (F)