Yacc türkçesi Yacc nedir

  • Unix sistemlerinde standart derleyici üreticisi olarak kullanılan bir bilgisayar yazılımı.
  • Yet another compiler compiler (bir başka derleyici).

Yacc ingilizcede ne demek, Yacc nerede nasıl kullanılır?

Yacht : Yat ile yolculuk etmek. Yatmak. Yat. Eğlence amaçlı küçük yelkenli.

Yacht anchorage : Yat demirleme yeri. Yat limanı.

Yacht chair : Hafif iskemle.

Yacht club : Yat kulübü. Yat klubü.

Yacht race : Yat yarışı.

Yachted : Yatmak. Yat. Yat ile gitmek. Yat ile yolculuk etmek. Eğlence amaçlı küçük yelkenli.

Yachting : Yatçılık. Kotracılık. Yatla seyahat. Yat yarışı.

Yachter : Yat sahibi. Yatçı. Yatla seyahat eden.

Yachtsman : Yat kaptanı. Yatçı. Yat sahibi.

Yachters : Yatla seyahat eden. Yat sahibi. Yatçı.

İngilizce Yacc Türkçe anlamı, Yacc eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Yacc ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mouth : Dudaklarını kıpırdatmak. Ağız. Zırlamak. Kesici aletlerin keskin yanı. Akarsuyun göle döküldüğü yer. Dudak bükmek. Söylemek. Sürekli aynı şeyleri söylemek. Tane tane söylemek. Dudaklarını oynatarak konuşur gibi yapmak.

Blether : Saçma sapan konuşmak. Abuk sabuk konuşmak. Saçmalamak. Saçmalık. Zırva. Gereksiz konuşma. Saçma.

Yak : Tibet’te ve orta asya’nın himalaya bölgesinde bulunan, uzun kaba tüylü, vahşi tipleri kahverengi veya siyah, evcil tipleri beyaz da olabilen boynuzlu sığır. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tibet öküzü. Çift parmaklılar (artiodactyla) takımından, kuzey tibet çöllerinde 5000 m yükseklikteki alanlarda yaşayan, 90 cm kadar boynuzu olan, vücutları kıllı bir memeli türü. Saçma sapan konuşmak. Havadan sudan konuşmak. Çift parmaklılar (aruodactyla) takımının, boynuzlugiller (bovidae) familyasından, orta asya'da yaşayan, 4 m kadar uzunlukta, 190 cm kadar yükseklikte, 750 kg kadar ağırlıkta, rengi kara, tüyleri sırtta kısa, yanlarda çok uzun ve dalgalı, binek ve çekim hayvanı olarak kullanılan, süt, et ve derisinden faydalanılan bir tür. Yak yünü. Çenesi düşmek. Laklak etmek.

 

Utter : Telaffuz etmek. Buyurmak. Açığa vurmak. Dile getirmek. Basmak. Mutlak. Basmak (çığlık). Tam. Kesin. Ses çıkarmak.

Talk : Laf etmek. Konuşma biçimi. Hakkında konuşmak. Söylemek. Konuşmak. Söyleşi. Konuşma. Boş laf. Görüşme. Sohbet etmek.

Prattle : Gereksiz konuşma. Çene çalma. Laflamak. Çene çalmak. Çocukça konuşmak. Saf saf konuşmak. Çocuk gibi konuşmak. Saçma sapan konuşmak. Çocukça konuşma. Önemsiz konuşma.

Chatter : Gevezelik yapmak. Gevezelik etmek. Cır cır ötmek. Konuşup durmak. Çenesi durmamak. Çenesi düşmek. Çatırdamak (dişler). Aptalca ve çok konuşmak. Laklak etmek (argo terim). Gıcırdamak.

Talking : İkaz. Sesli (film). Sesli film. Konuşma. Konuşuyor. Konuşkan. Konuşan.

Verbalize : Dile getirmek. Sözlü ifade edilmek. Sözle anlatmak. Açıklamak. Sözcüklere dökmek. Söze dökmek. Sözcüklerle ifade etmek. Fiile çevirmek. İfade etmek. Sözle ifade etmek.

 

Cackle : Gürültülü bir şekilde konuşmak. Gıdıklamak. Gevezelik etmek. Kıkırdamak. (tavuk) gıdaklamak. Gıdaklamak. Kıkır kıkır gülmek. Çenesi durmamak. Çenesi düşmek. Laflamak.

Yacc synonyms : yap away, yack away, chin music, prate, yakety yak, idle talk, speak, rattle on, jaw, verbalise.