Yerde nedir, Yerde ne demek
Yerde; Boks alanında kullanılan bir sözcüktür.
Boks terimi anlamı:
Bir yumrukoyuncusunun, yediği yumruk sonucu, ayaklarından başka vücudunun herhangi bir yeri ile yere değmesi, ayakta bitik duruma gelmesi, iplere asılı kalması, yumruklaşma alanı dışına çıkması ya da düşmesi hali.
Yerde ile ilgili Cümleler
- Bir oyunu belli ölçülere göre değil, ne olduğu belli olmayan kendi beğenisine göre yerden yere çalıyor.
- Aklı hep evde, Gülsüm'deydi.
- Yerde çöp var.
- Yerde yatan bir şey vardı.
- Böcekler her yerdeler.
- Dan'a sadece başka yerde bir iş teklif edildi.
- Sen öz babanın öcünü alamadın diye o da dedesinin ahını yerde mi koyacaktı?
- Neden böyle bir yerde uyuyorsun?
- Yerde çok fazla ayak izleri vardı.
- O, kapalı yerde kalma korkusundan muzdarip.
- Polisler her yerde olamazlar.
- Hacı Arif Efendi bu kıyametin içinde yarım saat boşluktan sonra kendini bir bostanın içinde buldu.
- Yerde kan var.
- İnceldiği yerden kopsun; kimsenin eline kalmamalı, kapılara bakmamalı insan.
- Evimde bir yerde çalışamam. Çok gürültülü.
- Bu güvenlik sistemi çalışanların hareketlerini gittikleri yerde izlemelerine izin verir.
- Sen burada ne arıyorsun, haydi çabuk eve!
- Balığı sırtlayınca soluğu ninesinin kulübesinde aldı.
- Oğlum Halil'in kanını yerde koyarsanız bu dünyada da öteki dünyada da ak sütüm size haram olsun.
- Canavarlar her yerdeler.
- Hakkın var imam, hakkın var, yerden göğe kadar hakkın var.
- Tek suçu, kendini yeni devre uyduramayışı, bıraktığım yerde otluyormuş, ne bileyim.
- Affet Kâmuran, aklım başka yerdeydi.
- Merhaba dostum / Seni gökte ararken / Yerde buldum
- Yerde hiç kan yok.
Yerde ile ilgili Atasözü veya Deyim
abacı kebeci (ara yerde) sen neci : seni ilgilendirmeyen işe niçin karışıyorsun? anlamında kullanılan bir söz.
ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz : davranışlarına engel olacak hiçbir takıntısı yok anlamında kullanılan bir söz.
ah yerde kalmaz : kötülük cezasız kalmaz anlamında kullanılan bir söz.
ahını yerde koymamak : öcünü almak.
aklı başka yerde olmak : başka şeyler düşünmek.
aklı bir yerde olmak : bir iş yaparken başka bir şey düşünmek.
alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır : bilgili kimselerin bulunmadığı yerde cahil kişi bilgiçlik taslar anlamında kullanılan bir söz.
alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır : insan kendi durumuna göre bir yaşam tarzı benimsemeli, arkadaşlarını da ona göre seçmelidir anlamında kullanılan bir söz.
altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz : değerli kişi veya nesneler, ne türlü uygunsuz koşullar içinde bulunurlarsa bulunsunlar değerlerini ve niteliklerini yitirmezler anlamında kullanılan bir söz.
ateş olmayan yerden duman çıkmaz : küçük de olsa birtakım belirtilerin önemli olaylara işaret olduğunu anlatan bir söz.
ateşle barut bir yerde durmaz : kızla erkeğin baş başa yalnız kalmaları kötü sonuçlar doğurabilir anlamında kullanılan bir söz.
ayağı yerden kesilmek : ayağı yere değmez olmak bir taşıta binip yaya yürümekten kurtulmak Mecaz anlamı çok mutlu olmak.
ayağının bastığı yerde ot bitmez : uğradığı yere bereketsizlik, uğursuzluk getirir anlamında kullanılan bir söz.
bal olan yerde sinek de olur : güzel şeylerin çevresinde, ondan yararlanmak isteyen asalaklar dolaşır anlamında kullanılan bir söz.
bastığı yerde ot bitmez : gittiği yere uğursuzluk götürür, gittiği yerin bereketini kurutur anlamında kullanılan bir söz.
(birinin) ahı yerde kalmamak : yaptığı ilenme er geç etkisini göstermek.
(birinin) bıraktığı (veya bağladığı) yerde (veya çayırda) otlamak : uzun süredir hiçbir ilerleme veya değişim gösterememek.
(birinin) kanını yerde koymak : birini öldüreni ölümle cezalandırmamak.
diken battığı yerden çıkar : zarar hangi yönden geldiyse ancak o yönden giderilir anlamında kullanılan bir söz.
ekmediği yerden biter : umulmayan ve istenilmeyen yerde karşılaşılan kimseler için kullanılan bir söz.
gökte ararken yerde bulmak : çok güçlükle ele geçirebileceğini sandığı şeyi veya kimseyi birdenbire bulmak.
hak yerini bulur (veya yerde kalmaz) : haksızlık er geç ortaya çıkar anlamında kullanılan bir söz.
(herhangi bir yerde) ne arıyor : neden oraya gitmiş anlamında kullanılan bir söz.
inceldiği yerden kopmak : sonucu neye varırsa varsın.
insan doğduğu yerde değil doyduğu yerde : insan doğduğu yeri değil geçimini sağladığı yeri yurt edinir anlamında kullanılan bir söz.
ip inceldiği yerden kopar : bir durum, en çürük yerinden patlak verir anlamında kullanılan bir söz.
ip koptuğu yerden bağlanır : iki kişi arasındaki kırgınlığın giderilebilmesi için kırgınlık nedeninin ortadan kaldırılması gerekir anlamında kullanılan bir söz.
kaz gelen yerden tavuk esirgenmez : büyük çıkarlar beklenen durumlarda küçük fedakârlıklar yapılmalıdır anlamında kullanılan bir söz.
kazan kaynamayan yerde maymun oynamaz : hiçbir iş karşılıksız yapılmaz anlamında kullanılan bir söz.
kendini bir yerde bulmak : farkında olmadan bir yere ulaşmış olmak.
koyunun bulunmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler : istenilen nitelikteki şey bulunamadığında onun daha düşük nitelikte olanına da razı olunur anlamında kullanılan bir söz.
mantar gibi (yerden) bitmek : birdenbire veya kendiliğinden ortaya çıkmak.
mazlumun ahı yerde kalmaz : zulüm gören kimsenin bedduası tutar anlamında kullanılan bir söz.
minareyi yaptırmayan yerden bitmiş sanır : önemli iş yapmamış olanlar, yapılmış önemli işleri kendiliğinden oluvermiş sanırlar anlamında kullanılan bir söz.
okka her yerde dört yüz dirhem : konuşulan bir gerçeğin açıklığını ve tartışma götürmezliğini anlatmak için söylenen bir söz.
soluğu (bir yerde) almak : bir yere hemen gitmek veya sığınmak.
tabak sevdiği deriyi taştan taşa (veya yerden yere) çalar : birinin yakınlarına gösterdiği sert davranış onun iyiliği içindir anlamında kullanılan bir söz.
tarlayı taşlı, kızı kardeşli yerden almalı : tarlanın taşlısı, evlenilecek kızın kardeşlisi halk arasında daha yeğ tutulur anlamında kullanılan bir söz.
vurduğu yerden ses gelmek : çok kuvvetli vurmak, eli ağır olmak.
yapı taşı yerde kalmaz : değerli kimse boşta kalmaz, kendisine bir iş verilir anlamında kullanılan bir söz.
yaşı yerde (veya toprakta) sayılası : ölsün anlamında kullanılan bir ilenme sözü.
yerde kalmak : saygı görmemek, yüzüne bakılmamak.
yerden göğe kadar : pek çok.
yerden yere çalmak : çok hırpalamak.
yerden yere vurmak : birine türlü yönlerden saldırarak onu çok aşağılayıcı bir duruma düşürmek.
Yerde kısaca anlamı, tanımı
Bağrını yerden kaldırmak : Göğsü kabarmak, kıvanmak. Yardım etmek. [Bakınız: bağrı kalkmak]
Barını yerden galdırmak : Kalkındırmak, yardım etmek.
Durduğu yerde : Hiçbir emek harcamadan. Gereği yokken. Suçsuz yere.
Edimsiz yerdeğişim : Sonsuz küçük bir yerdeğiştirimde, kuvvetin etki noktasının izlediği yolun kuvvet doğrultusu boyunca birleşeni.
El arkası yerde : Pes diyerek, aczini itiraf ederek.
Hemen hemen her yerde : Ölçümü sıfır olan bir kümenin dışında.
Hemen hemen her yerde sağlanan özellik : Bir ölçüm uzayı içinde sıfır ölçümlü bir küme içinde kapsanan bir küme dışında geçerli olan özeüik. hhh.
Hemen hemen her yerde yakınsaklık : Ölçümü sıfır olan bir kümenin dışında yakınsaklık.
Her yerde yoğun küme : Uzayın yoğun alt kümesi.
Hiçbir yerde yoğun olmayan küme : Bir ilingesel uzayda kaplamının içlemi boş olan altküme.
Işımetkin yerdeğişim yasası : Işımetkin öğelerin saldıkları parçacıklar dolayısıyla çekirdeklerinin başka öğeciklerin çekirdeklerine dönüşerek, öğelerin dönemsel çizelgede yerdeğişimlerini niteleyen yasa.
Işımetkin yerdeş : Bir öğeciğin ışımetkinlik gösteren yerdeşi.
Karşıt yerdeğişirlik : Uzbilimsel bir işlemde iki niceliğin yer değiştirmesi sonucu im değişimi.
Koyduğum yerde otluyor : benim öğrettiklerimle kalmış yeni hiçbir şey öğrenmemiş anlamında kullanılan bir söz.
Kuru yerden : Asılsız fasılsız, boş yere, sebepsiz.
Kuşağını iki yerden bağlamak : Güçlüğe karşı iyi hazırlanmak, sıkı durmak.
Odak yerdeğişimi : Odaksamaz bir dizgenin birincil ve ikincil odakları aralığı.
Tek yerden işe alma : Bir işletmede işe alma ve işçi bulma işlemlerinin bir elden yönetimi.
Tek yerden satınalma : Tüm satın alma işlerinin bir merkezce yapılması.
Yerde başlatma : Minder dışına çıkmış güreşçilerin durumuna göre güreşi kuralına uygun bir biçimde yerduruşuna göre başlatma.
Yerde denge alıştırmaları : Dayanak yüzeyi daraltılmış yerde, araç kullanmadan yapılan denge alıştırmaları.
Yerde kurutma : Yeşil ve taze yem bitkilerinin biçildikleri yerde atmosferik koşullarda kurutulması işlemi.
Yerde künde karşılığı : Alta düşüp kündeye gelmekte olan güreşçinin birden sıçrayarak karşısındaki güreşçinin üzerine bir ayağını atıp dönüşe geçmesi.
Yerde yenik : Yumrukoyuncusunun yerde iken 10 saniye içinde kalkıp yeniden yumruklaşmaya başlayamadığı için yenik sayılması hali.
Yerdebrenmesi : Deprem.
Yerdeğişim : Bir özdeğin, konumunu belirleyen sayıların değişimi ile yeni bir konuma geçişi. Aralıklı ölçeğin taşıdığı özelliklerden biri olan ve aşağıdaki sayıltıyı uygulama olanağı veren kural : "a ve b gerçek sayılarsa, a+b = b+a ve ab=ba'dır.".
Yerdeğişimi : Vezir, beylerbeyi, sancakbeyi ve vilayet kadıları ile bütün timar ve zeamet sahiplerinin atanmaları ve yer değiştirmeleri işlemi. Sefere katılmama ya da ölüm nedeniyle boş kalan timar ve zeametlerin başkalarına verilmesi işlemi.
Yerdeğişir izlence : Belleğin herhangi bir bölgesine yerleşip çalışabilecek biçimde göreli adreslerle düğümlenmiş izlence.
Yerdeğişirlik : Bir bilgisayarın donanım yapısında ve işletim dizgesinde yerdeğişir izlencelere olanak veren özellik.
Yerdeğiştirme tepkimesi : Bir moleküldeki atom veya atom grubunun bir başkasıyla yer değiştirdiği tepkime.
Yerdekçi : Yardımcı.
Yerdeki : Koltuk altında çıkan şişkinlik, hıyarcık.
Yerdelen : Adana şehri, Doğankent bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Yerden götürmek : Yükseltmek, zilletten, perişanlıktan kurtarmak.
Yerden kopmak : Tekrar dirilmek, kabirden kalkmak.
Yerden oyun : Topu yerden uzatmalarla geliştiren oyun yöntemi.
Yerden yığma : Bodur, şişman. Cüce; bodur.
Yerdeprenmesi : Deprem.
Yerdepreşmesi : Deprem.
Yerdeş : İldeş, hemşeri. Öğecik sayıları (Z) eş, çekinsel kütleleri değişik çekinlerden her biri. Atom sayıları eş, çekirdek kütleri değişik çekirdeklerin her biri. Hemşeri.
Yerdeş ayırımı : Öğecik sayısı (Z) eş, kütlesi değişik çekinlerin ayrılması işlemi.
Yerdeş ornatımı : Özdeciğin bir öğeciği yerine yerdeşini koyma.
Yerdeşim : Aralıklı ölçeğin taşıdığı özelliklerden biri olan ve aşağıdaki sayıntıyı uygulama olanağı veren kural: "a=b ve a+c=d ise b + c=d'dir. Yine a=b ve ac=d ise bc=d'dir. ".
Yerdeşler : Bir öğenin öğecik numarası özdeş, kütle numaraları değişik ikizleri. Bir öğenin yerdeş öğeciklerinin kimyasal özellikleri birdir, yalnızca kütle ile ilgili özelliklerin de değişiklikler vardır, çünkü yerdeşlerin çekirdeklerindeki ılıncık sayıları değişiktir.
Yerdeşmezlik : Bir rastlantılı örneklemede yerinde bulunamayan ya da başka nedenlerle görüşülmeyen örneklerin yerine bir başkasının konamaması durumu.
Yerdeşsel kayım : Öğecik izge çizgilerinin, eş yerler değiştikçe az öteye gitmeleri olayı.
Yüz yerde baş komak : Yüzükoyun yere kapanmak.
Başı yerde : Utangaç, mahcup (kimse). Suçlu, kabahatli.
Her yerdelik : Tanrı'nın her yerde ve her zaman bulunduğuna inanan din ve fizikötesi görüş.
Yerdegezen : Yılan.
Yerden bitme : Kısa boylu, yerden yapma. Türedi.
Yerden selam : Elin yerlere kadar uzatılmasıyla verilen selam biçimi, yerden temenna.
Yerden temenna : Yerden selam.
Yerden yapma : Yerden bitme.
Yüzü yerde : Alçak gönüllü (kimse).
Diğer dillerde Yerde anlamı nedir?
İngilizce'de Yerde ne demek ? : down

Bu kısımda Yerde nedir? Yerde ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yerde tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yerde hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.