Yola nedir, Yola ne demek

Yola; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Yola isminin anlamı, Yola ne demek:

Gelenek, örf, âdet. Yola ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Yola ile ilgili Cümleler

  • Yola çıkabilir miyiz?
  • “Rüzgâr, karanlığı karıştırır gibi garip bir ahenk içinde eserken biz de yolumuza koyulduk.”
  • Yola çıkmak için ne zaman hazır olursun?
  • Araba sürerken dikkatini yola vermelisin.
  • Şimdi yola çıkmak zorundayım.
  • Yarın yola çıkıyorum.
  • “Güneş doğarken yola düzüldük.”
  • Yola devam edin.
  • Yola devam edelim.
  • “Ben avukatımla Baba meselesini bir hâle yola sokmaya uğraşırken Hacı Ömer ile Müftü arasında epeyce şiddetli bir kavga çıktı.”
  • “Yâre gidecek günümdür / Düşem yollara yollara”
  • “Her karşısına çıkışta ona nasihat eder, bazen sert söyler, bazen tatlı tatlı yola getirmeye çalışır.”
  • Yola erken çıkabilir miyim?
  • Yola çıkmak istiyor musun?
  • “Artık ok yaydan çıkmış sayılırdı, dönüşü olmayan bir yola girdikleri kesindi.”
  • “Başında bir tavus tuğ gibi çamlar / Yollara dizilmiş tığ gibi çamlar”
  • Ali bana hangi yola gideceğini sordu.
  • Yola çıkmak üzereydim.
  • “Parmak kadar çocuğu kötü yollara saptıranların kökünü kazırım.”
  • “Kız kardeşini kötü yola sürükledi diye babası reddetmişti.”
  • Bir grup insan kar botlarıyla yola koyuldular.
  • Yola devam etmelisin.
 

Yola ile ilgili Atasözü veya Deyim

azıksız yola çıkanın iki gözü el torbasında olur : “ileride gereksinim duyacağı şeyleri zamanında hazırlamayan kişi, hazırlık yapan diğer insanlardan yardım bekler” anlamında kullanılan bir söz.

deli ile çıkma yola, başına getirir bela : “deli, kendisiyle arkadaşlık edenin başına çeşit çeşit dert açar” anlamında kullanılan bir söz.

dönüşü olmayan yola girmek : asla bırakılmayacak, vazgeçilmeyecek bir durumda olmak.

hale yola koymak : iyi bir düzen vermek, tertiplemek.

kötü yola düşmek : kötü kadın olmak.

kötü yola sapmak : doğruluktan ayrılıp istenilmeyen ve yanlış işler yapmak.

kötü yola saptırmak : kötü yola sürüklemek.

kötü yola sürüklemek : yasa dışı, uygunsuz veya hoşa gitmeyen bir yaşayış içine sokmak.

yola çıkmak : Yol kesmek.

yola dizilmek : yol kenarında sıralanmak.

yola düzülmek : gidilecek yere doğru yola çıkmak.

yola gelmek : Direnmeyi bırakmak.

yola getirmek : birinin bir konudaki ters tutumunu düzeltmek.

yola gitmek : âdete riayet etmek, örf ve âdete göre hareket etmek.

yola (veya yollara) düşmek : yola çıkmak, yol almaya başlamak.

yola (veya yoluna) koyulmak : yola düzülmek.

yola yatmak : Yola gelmek, uysallaşmak, alışmak.

Yola tanımı, anlamı

Bulbospinal yolak : Bulbustan omuriliğin ön boynuzuna inen yolak

Elik yolağı : Patika, keçiyolu.

Sıçan yolamağı : Keçi yolu.

Üzü yola : Söz dinler, uysal kişi.

Yol yolah : Yol, iz, geçit. Çözüm yolu. Gelenek, görenek. Düğünde gelinin anne ve babasına erkek evinin yolladığı armağan.

Yola çıkarmak : Uğurlamak.

Yola dakılmak : Yola çıkmak.

 

Yola girmek : Yola çıkmak, yola düşmek, yola koyolmak.

Yola koymak : Uğurlamak.

Yola revan olmak : Yola çıkmak.

Yola vurmak : Yolcu etmek, uğurlamak. yola koyulmak. Uğurlamak.

Yola yatırmak : Uslandırıp uysallaştırmak, inadını kırmak.

Yolaç : Kayalıklardaki dar geçit, delik. Yol gösteren, kılavuz. Diyarbakır kenti, Silvan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Trabzon şehrinde, Arsin ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Yolaça : Nişandan sonra yapılan çağırı. Gelin haftası, düğün ya da nişandan sonra yapılan çağın.

Yolaçan : Amasya ili, Taşova ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kars kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Şırnak kenti, Oyalı bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Yolaçtı : Bingöl ili, Yayla bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Yoladüşmek : Yolmağa başlamak, çok çok yolmak.

Yolaf : Yulaf.

Yolageldi : Edirne kenti, Havsa ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yolagelen : Yemeği yapılan bir ot.

Yolağzı : Ardahan kenti, Posof ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Artvin ilinde, Aşağıırmaklar nahiyesine bağlı bir bölge. Batman ili, Gercüş ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Batman şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Bitlis şehri, Bölükyazı bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Bursa şehrinde, Karacabey ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Çanakkale şehrinde, Eceabat ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Gaziantep ilinde, Karkamış ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Giresun ili, Keşap ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Hatay kenti, Babatorun bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Şırnak ili, Silopi ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Yolah : Keçiyolu, küçük geçit. Suyolu, ark, oluk. Dokuma üstündeki kıyı çizgileri, süsleri. Kağnı ve benzerleri izi. Çözüm yolu. Kapı. Haklı, doğru yolda olan. Ayakkabının üstüne vurulan yama. Göllerde saz ve kamış arasından kayığın geçebileceği yer, kayık yolu. Eski türkçe yolak: yol; töre; keçi izi; keçi yolu.

Yolakçı : Yolcu. yolcu, yola giden.

Yolaklamak : Götürmek, yol göstermek. [Bakınız: yola vurmak]. Saçını yolmak. Uğurlamak. Suyolunun önündeki engelleri gidermek. Sebzeleri gelişi güzel yolmak, koparmak.

Yolaklı : Çizgili, dilimli.

Yolaktar : Boşboğaz.

Yolal : “Mesafe katet, yüksel” anlamında kullanılan bir isim”.

Yolalan : Bitlis kenti, Bölükyazı nahiyesine bağlı bir yer.

Yolaldı : Mardin şehri, Kızıltepe ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yolaltı : Adıyaman şehri, Damlacık nahiyesine bağlı bir yer. Aydın ili, Karacasu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Diyarbakır kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Yolamaç : Keçiyolu, küçük geçit.

Yolamak : Keçiyolu, küçük geçit.

Yolantı : Sonuna varılmayan yol.

Yolapa : Davar, sığır ve benzerleri parçalandıktan sonraki kalıntısı.

Yolarası : Diyarbakır ilinde, Silvan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Yolaşan : Van şehrinde, Gürpınar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Yolatlı : Bayburt şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Yolatmak : Yollamak, göndermek.

Yolazımak : Yorulmak.

Yolazmak : Yolunu şaşırmak, kötü yola gitmek.

Yolcu yolakçı : Gezgin, gezgin durumda olan kimse: Şu dipili günde yolcu yolakçı olanların Allah yardımcısı olsun.

Yollu yolahlı : Eski türkçe yolak: Töreli, gösterişli. “Bizimki yolludur, yolahlıdur.

Yolak : Patika.

Diğer dillerde Yol töre anlamı nedir?

İngilizce'de Yol töre ne demek ? : ethos