Yumuş nedir, Yumuş ne demek

Yumuş; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İş, hizmet buyruğu: Bu çocuk hiç yumuş tutmuyor, ne yapacağız?.

Toplantı, topluluk.

İş, hizmet buyruğu.

Vazife, hizmet, buyrulan iş, söz.

Görev, vazife (Çayağzı).

Ödünç alınan şey.

Yumuş isminin anlamı, Yumuş ne demek:

İş, güç, çalışma. Yumuş ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Teknik terim anlamı:

İş, hizmet, ödev, vazife.

Yumuş ile ilgili Cümleler

  • Onun yumuşatıcısı zaman.
  • Zaman bazı şeyleri yumuşatmaz, unutursun, boğazda düğüm kalır.
  • Yumuşak ellerin var.
  • Cildim yumuşaktır.
  • Yumuşak başlıyım.
  • Yumuşatıcı koysaydın bari.
  • Hava ılık ve yumuşaktı.
  • Sadece güzel yumuşak bir yatakta uyumak istiyorum.
  • İkinci yılında biraz yumuşamış.
  • Ama daha çok yumuşamalı.
  • Yumuşatıcı konulmadığını nerden biliyorsun?
  • Toprak yumuşaktı.
  • Kızın yumuşak bir kalbi var.

Yumuş anlamı, kısaca tanımı

Dikenli yumuşakçalar : Yumuşakçalar (Mollusca) şubesinden, boyları 3,5 cm olabilen, başları belirsiz, mantoları dikenli bir kütikula ile örtülü, denizlerde yaşayan bir sınıf

İlkel yumuşakçalar : Çok hücrelilerden (Metazoa), birincil ağızlılar (Protostomia) filumunun, yumuşakçalar (Mollusca) dalından, sinir sistemleri iki çift sinir şeridinden meydana gelen, ilkel yapılı türleri olan bir sınıf. Kiton (Chiton) cinsi iyi bilinir. (Amphineura), Çokgözeli hayvanlardan birincil-ağızlılar (Protostomia) filumunun yumuşakçalar (Mollusca) dalına giren bir sınıfı. Sinir sistemleri 2 çift sinir şeritinden meydana gelir. Yapıları ilkeldir. Kiton (Chiton) iyi bilinen cinsidir.

 

Kemik yumuşaması : Osteomalasi.

Parlak yumuşak tel : Parlak sert tel elde etmede uygulanana benzer ve ayrıca yumuşaklık sağlayıcı yöntemle elde edilen tel.

Pendilöz yumuşak fibrom : Akrokordon.

Su yumuşatıcı : Suya sertlik veren iyonları gideren madde, sodyum karbonat (soda) gibi.

Üzü yumuşah : Söz dinler, uysal kişi.

Yumuş ağzından akmak : Çok iş buyurmak.

Yumuş bitirmek : Buyurulan bir işi yapmak: O, yumuşu pek sever de kendisi yumuş bitirmez.

Yumuş buyurmak : İş buyurmak.

Yumuş dutmah : Buyruğu yerine getirmek, verilen işi yapmak.

Yumuş dutmak : Söz dinlemek.

Yumuş ehli : Söz dinleyen, her istenileni yapan.

Yumuş istemek : Bir iş, bir görev istemek.

Yumuş oğlanı : Hizmetkâr, hizmet eden oğlan.

Yumuş tutmak : Söz dinlemek.

Yumuşak aydınlatma : Sinema salonunda gösterim sırasındaki aydınlatma. Televizyon izlenirken göz sağlığı için gerekli oda aydınlatması.

Yumuşak böbrek hastalığı : Geviş getirenlerin ince bağırsaklarındaki Clostridium perfiringes tip D’nin salgıladığı bağırsak zehirlerince oluşturulan, özellikle karbonhidrattan zengin yemlerin aşırı miktarlarda tüketilmesi sonucu biçimlenen, çabuk oluşan otoliz nedeniyle böbreklerin yumuşaması ve yarı sıvı görünümüyle belirgin perakut ve yüksek oranda ölümlerle seyreden toksemik bir hastalık, aşırı yeme hastalığı.

 

Yumuşak civciv hastalığı : Sarı kese enfeksiyonu.

Yumuşak çelik : Az karbon içeren, kaba, kırılabilen bir çelik türü. Bileşiminde, en çok % 0,25 karbon bulunan çelik.

Yumuşak deri : Kalıtsal kollajen displazisi.

Yumuşak doğum kanalı : Doğum sırasında yavrunun içinden geçmek zorunda olduğu uterus, serviks, vajina ve vulvadan oluşan genital kanal.

Yumuşak eğitim : Hayvanların eğitiminde gereken durumlarda uygulanan yumuşak eğitim biçimi.

Yumuşak fibrom : Akrokordon.

Yumuşak ışık : Konunun dağınık ışık kaynaklarıyla aydınlatılmasından dolayı gölge ile ışığın birbirine karıştığı durum. Çiğ ışık karşıtı.

Yumuşak kaplumbağalar : Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, kaplumbağalar (Testudinata) takımından, boyunlarını dikey bir düzlem üzerinde S biçiminde kıvırarak içeri çeken, kuyrukları kısa ve ayakları perdeli, suda uzun zaman kalabilen türleri içine alan bir alt takım. Kaplumbağalar (Testudinata) takımından, boyunlarını dikey bir düzlem üzerinde “S” biçiminde kıvırarak içeri çeken, kuyrukları kısa ve ayakları perdeli, suda uzun süre kalabilen türleri içine alan bir alt takım. (Trionychoidea) Omurgalı hayvanlardan sürüngenler (Reptilia) sınıfının kaplumbağalar (Testudinata) takımının bir alt-takımı. Boyunlarını dikey bir düzlem üzerinde S biçiminde kıvırarak içeri çekerler. Kuyrukları kısa ve ayakları perdelidir. Suda uzun zaman kalabilirler. Dudaklı-kaplumbağagiller (Trionychidae) familyası vardır.

Yumuşak kaya fosfatı : Kaya fosfatı madenciliğinin yıkama ve hidrolik presle elde edilen çok ince zerreli; en az % 9 fosfor ve % 15 kalsiyum bulunan en fazla % 30 kül ve % 1.5 flor içerebilen bir yan ürün.

Yumuşak keneler : Acari alt sınıfında ve Ixodoidea üst ailesinde bulunan, Argas, Ornithodoros, Antricola ve Otobius cinslerini içeren kene ailesi. Bu ailedeki türlerin üstten bakıldığında kapitulumu görülmemekte (larvalar hariç) ve solunum sistemi delikleri (stigma) 3 üncü ve 4 üncü çift bacaklar arasında bulunmaktadır, ahır keneleri, mesken keneleri, Argasidae.

Yumuşak koşnil : Turunçgiller, defne, incir, çay ve birçok süs bitkisinden özsu emerek gelişen, yumuşak, mumsu bir kabukla örtülü bitki biti.

Yumuşak kredi : Piyasa faiz oranın altında veya faizsiz ya da uzun vadeli olarak verilen kredi. karşılığı dış yardım. Takasbank veya diğer ticari kuruluşlar tarafından normal teminatlar istenmeden verilen kredi.

Yumuşak lehim : Erime sıcaklığı düşük, kalayı çok olan lehim.

Yumuşak odak : Merceği belli belirsiz odak dışına kaydırarak görüntüde tatlı bir bulanıklık sağlama.

Yumuşak odaklı mercek : Yumuşak odağı sağlayabilen özel mercek.

Yumuşak pelet : Acele olarak soğumayı sağlayan ve tozlanmayı önleyen melas ve/veya yağ gibi sıvı içeren peletler, melaslı pelet.

Yumuşak tavlama : Yumuşaklık kazandırmak için, dönüşül sıcaklıklar altında yapılan tavlama işlemi.

Yumuşak ton : Frekansları dengeli ve yalın olan, tizleri baskın olmayan gitar tonu.

Yumuşak vernik : (Resim) Oymabaskıda maden plağın üzerine sürülen, asitin etkileyemediği asfalt, balmumu, reçine ile donyağı ya da vazelin karışımı bir vernik çeşidi. a. bk. asitli kazı.

Yumuşak yercik : Su verme işlemi sırasında, metal yüzeye takılan subuğusu kabarcıklarının, martensite dönüşümü önleyerek, metal yüzeyde yarattığı sertleşmemiş yercik.

Yumuşak yüzgeçliler : Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımından, yüzgeçleri dikensiz olduğu için yumuşak olan bir alt takım. (Malacopterygii), büyük-ağızlıgiller (Stomiatidae) familyalarını içine alır.

Yumuşak zar : Merkezi sinir sistemini çevreleyen beyin zarlarından en içteki, kan damarlarından zengin ve gevşek bağ dokuyapısındaki zar, piya mater.

Yumuşakça kabuk unu : Kalsiyum karbonatın beğenilen ve geçerli bir kaynağı olan yumuşakçalar kabuklarından elde edilen kalsiyum oranı % 30 dan az olmaması gereken bir ürün.

Yumuşakçalar bilimi : Yumuşakçaları inceleyen bilim dalı. Malakoloji. Yumuşakçaları inceleyen bilim dalı, malakoloji. (karşılık: Malakoloji), Zoolojinin, yumuşakçalar ile uğraşan bir dalı.

Yumuşakçamsılar : Çok hücrelilerin (Metazoa), birincil ağızlılar (Protostomia) filumunun, vücutları boru, evcik ya da iki parçalı bir kabukla çevrili, ön uçlarında bir dokunaç çengeli taşıyan, gelişmelerinde başkalaşım gösteren, yosun hayvanları (Bryozoa) ve kolsu ayaklılar (Brachiopoda) olmak üzere iki büyük sınıfı bulunan bir dal. Çok hücrelilerin (Metazoa), birincil ağızlılar (Protostomia) filumunun, vücutları boru, evcik veya iki parçalı bir kabukla çevrili, ön uçlarında bir dokunaç çengeli taşıyan, gelişmelerinde başkalaşım gösteren, yosun hayvanları (Bryozoa) ve kolsu ayaklılar (Brachiopoda) olmak üzere iki büyük sınıfı bulunan bir dal. (Molluscoidea),olmak üzere 2 büyük sınıfı. vardır.

Yumuşaltmak : Yumşatmak.

Yumuşama gecikmesi : Yalın karbonlu çeliklerin menevişlemelerinde oluşan yumuşamanın, karbür yapıcıların eklenmesiyle gecikmesi olayı.

Yumuşamah : Yola gelmek.

Yumuşatabilme : Yumuşatabilmek işi.

Yumuşatabilmek : Yumuşatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Yumuşatıcı laksatifler : İshal oluşturmaksızın yalnızca dışkıyı yumuşatmak amacıyla kullanılan sıvı vazelin türü ilaç.

Yumuşatma alıştırmaları : Kasları yumuşatarak onların iş gücünü artırmak için uygulanan ve vücudun türlü bölümlerinin etkin katkısı, itici ve sallayıcı tepkisiyle sürdürülen alıştırmalar.

Yumuşatma işlemi : Yumuşatmak için yapılan ısıl işlem.

Yumuşayabilme : Yumuşayabilmek işi.

Yumuşayabilmek : Yumuşama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Yumuşcu : Uysal.

Yumuşçu : Hizmetçi.

Yumuşmak : Saklambaç oyununda ebe gözlerini kapamak. Toplaşmak, üşüşmek. Ezilmek. Üşüyüp büzülmek: Yumu-şup oturuyordu.

Yumuşturmak : Bir yere toplamak. Sindirmek, yıkmak, hakkından gelmek. Çabuk çabuk, istekle yemek, atıştırmak.

Yur yumuş : İşler, hizmetler.

Başı yumuşak : Uysal, söz dinler (kimse).

Başı yumuşaklık : Başı yumuşak olma durumu.

Yumuşacık : Hoşa giden, istenilen yumuşaklıkta olan, çok yumuşak olan.

Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.

Yumuşak ağızlı : Kolay gem alan (hayvan).

Yumuşak başlı : Uysal, kolay yola gelen (kimse).

Yumuşak buğday : Kırma ve öğütmeye karşı direnci daha az olan, öğütüldüğünde genel olarak daha ince un meydana getiren ve tane kesiti unsu yapıda, beyaz renkte ve mat görünüşlü olan buğday.

Yumuşak damak : Damağın boğaza yakın bölümü.

Yumuşak iniş : Uzay araçlarının ve uçakların ustalıkla, yolcuları rahatsız olmayacak bir biçimde yere inişi.

Yumuşak karın : Kişilerin, kurumların, ülkelerin konuşulmasından, gündeme getirilmesinden rahatsız olduğu durumlar, konular. Bir kimsenin veya bir ülkenin saldırıya en uygun yeri.

Yumuşak su : Az kireçli su.

Yumuşak ünsüz : Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan, titreşimli ses veren ünsüz, titreşimli ünsüz, sürekli ünsüz, ötümlü ünsüz, tonlu ünsüz, sedalı ünsüz: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, v, y, z.

Yumuşak yüzlü : Kendisinden istenilen bir şeyi geri çeviremeyen, hayır diyemeyen (kimse).

Yumuşak yüzlülük : Yumuşak yüzlü olma durumu.

Yumuşakça : Yumuşak vücutlu, omurgasız hayvan. (yumuşa'kça) Yumuşak bir biçimde. Biraz yumuşak.

Yumuşakçalar : Çoğu suda yaşayan, omurgasız, yumuşak olan vücutları kabuk denilen sert, kalkerli bir örtü ile kaplı hayvanlar dalı.

Yumuşaklaşma : Yumuşaklaşmak durumu.

Yumuşaklaşmak : Yumuşak bir duruma gelmek, yumuşamak.

Yumuşaklık : Yumuşak olma durumu, mülayemet.

Yumuşama : Yumuşamak işi. Sert ünsüzlerin yumuşak ünsüz veya sızıcı ünsüz oluşu, ötümlüleşme. Dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silahların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti, detant.

Yumuşamak : Sertliği kalmamak, yumuşak duruma gelmek. Öfkesi, kızgınlığı, inadı geçmek.

Yumuşatıcı : Yumuşamayı sağlayan kimyasal madde. Teskin edici.

Yumuşatıcılık : Yumuşatıcı olma durumu.

Yumuşatılma : Yumuşatılmak işi.

Yumuşatılmak : Sertliği giderilmek, yumuşak duruma getirilmek.

Yumuşatış : Yumuşatma işi.

Yumuşatma : Yumuşatmak işi ya da durumu. Yoğun alıştırmalardan sonra bir kası hiçbir gerginlik veya kasılma bırakmadan dinlendirme.

Yumuşatmak : Sertliğini gidermek, yumuşak duruma getirmek. Kabalığını, katılığını, sertliğini veya acımasızlığını ortadan kaldıracak duruma getirmek.

Yumuşatmalık : Amortisör.

Yüzü yumuşak : Kendisinden istenilenleri geri çeviremeyen (kimse).

Yüzü yumuşaklık : Yüzü yumuşak olma durumu.

Diğer dillerde Yumurtlayıcı anlamı nedir?

İngilizce'de Yumurtlayıcı ne demek ? : oviparous