Zarı nedir, Zarı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Evet, olasılıkla.

Her halde, evet öyle.

Zarı ile ilgili Cümleler

  • Kulak zarım patlak sizin de patlaktır bu problem değil artık.
  • Kulak yolu ses dalgalarını kulak zarına iletir.
  • Ben bir pamuklu çubukla kulak zarımı patlattım.
  • Zarı at.
  • Çoğu bakirenin sağlam bir kızlık zarı vardır.
  • Oyun zarının kaç yüzü vardır?
  • Zarı yuvarla.
  • Ali zarı yuvarladı.
  • Kulak kanalı, kulak zarına ses dalgaları gönderir.
  • Ali zarı attı.

Zarı ile ilgili Atasözü veya Deyim

zarını bozmak : tavla oyununda oyuncu, yenilmesini yanına oturan kimseden bilmek atılan zarı karşıdaki oyuncu, eliyle karıştırmak.

Zarı kısaca anlamı, tanımı

Basaç zarı : Kimi basaçlarda, git gel devinimiyle oylum değişimini sağlayan esnek metal ya da lastik zar

Çekirdek zarı : Çekirdeğin etrafında bulunan ve çekirdek kılıfını oluşturan iki zarın her biri. Nükleus zarı. Çekirdeğin etrafında bulunan ve çekirdek kılıfını oluşturan iki zardan her biri, nükleus zarı. Çekirdekte bulunan oluşumları sitoplazmadan ayıran ve iç içe yerleşen belirgin zar, nükleus zarı, nükleolema. Zarın içte olanı gerçek anlamda çekirdek zarını oluşturur. Dıştaki zarın dış yüzeyinde ribozomlar bulunur ve granüllü endoplazma retikulumuyla ilişkilidir. (karşılık: nukleus zarı),Sitopiâzmadan yapılmış ve iyi gelişmiş bir zar olup çekirdeği sitopiâzmadan ayırır.

 

Damak ak zarı : Damak kemiğinin serbest kenarında bulunan ve m. Palatinus’a origo veren zar, aponörozis palatina.

Descemet zarı : Gözün saydam tabakasını (kornea) oluşturan kısımlardan biri. Çeşitli yönlerde uzanan ince kollagen teller içeren, 5-10 um kalınlığında, homojen bir tabaka. Böbrekteki glomerulus yumağı, erkek eşey organındaki seminifer tüpçükleri ve kılcal damar endotelinde benzer yapıdaki tabaka.

Döllenme zarı : Bir spermin yumurtaya girmesinden sonra meydana gelen ve başka spermlerin girmesini engelleyen örtü. Fertilizasyon zarı. Bir spermin yumurtaya girmesinden sonra meydana gelen ve başka spermlerin girmesini engelleyen örtü, fertilizasyon zarı. Yumurtaya bir spermatozoon girdikten sonra meydana gelen ve başka spermatozoonların girmesini önleyen bir zar.

Embriyo zarı : Amniyon dahil, gelişen embriyoyu saran çeşitli zarlar.

Ense ak zarı : Fascia cervicalis'in devamı olan ve ense kaslarını örten ak zar, fasya nuke.

Fertilizasyon zarı : [Bakınız: döllenme zarı]. Döllenme zarı.

Göğüs zarı : [Bakınız: plöra]. Göğüs boşluğunu ve içindeki organları saran seröz zar, plöra. (karşılık: plöra), Göğüs boşluğunu astarlayan ve akciğeri örten seroza zarı.

Göze zarı doygunluğu : Göze zarının, alabileceği en yüksek nem niceliğini almış olması hali.

Hücre zarı : Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 A° kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbohidratlardan oluşan, lipitlerin genellikle fosfolipitler hâlinde çift tabaka oluşturdukları, sıvı mozaik zar modeline göre proteinlerin lipitlere birleşik ya da az veya çok gömülü oldukları, karbohidratların oligosakkarit zincirleri hâlinde bazı lipit ve bazı proteinlere bağlı bulundukları, hücrenin alt, üst ya da yan kısımlarında çeşitli özelleşmeler gösteren, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı. Organellerin etrafını çevreleyen zar ise mitokondri zarı, Golgi zarı gibi organellerin adıyla anılır. Plâzma zarı, sitoplâzmik zar, membran, biyomembran, biyolojik zar, plazmalemma. Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 ºA kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbonhidratlardan oluşan, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı, plazma zarı, plazmalemma. Hücreleri dıştan kesintisiz çevreleyen, metabolik olaylarda görev alan ve elektron mikroskobunda üç katman hâlinde gözlenen birim zar yapısında organellerden biri, plazma zarı, sitoplazmik zar, plazmalemma, birim zar.

 

İç yürek zarı : (karşılık: endokard), Yüreğin iç yüzeyini astarlayan zar.

İğil zarıl etmek : Ahlamak, oflamak: İğil zarıl hasta yatıyordu.

Kaide zarı : Yassı, kübik ya da süindirik hücrelerin alt kısmındaki zar. Bazı hücrelerde emme yüzeyini genişletmek maksadıyla derin girintiler yapan, bağ dokusuna komşu olan hücrelerde ise yarım dezmozomlar içeren, ışık mikroskobuyla altındaki bazal lamina ile birleşik hâlde kalın bir şekilde görülen, elektron mikroskobuyla bazal laminadan ayırt edilen plazma zarı. Bazal membran, bazal zar. Bazal lamina. Herhangi bir dokuda örtü dokusunu alttan çevreleyen yassı gözelerden yapılmış tek katlı ince bir zar.

Kalıcı gözbebeği zarı : Gözbebeğinde tunica vasculosa lentis’in damar içermeyen, kısa, iplik benzeri kalıntılarından oluşan zar, persiste pupiller zar.

Kalıcı kızlık zarı : Beyaz düve hastalığı.

Kanat zarı : Yarasalarda ikinci ve beşinci parmaklar arasında uzanan zar.

Kapalı kızlık zarı : Beyaz düve hastalığı.

Kas zarı : Kas telciklerinin etrafını çeviren plazma zarı. Sarkolemma. Demetler biçiminde bulunan kas tellerini dıştan örten ince bir zar, sarkolemma. Uyarının kasılabilir elementlere iletilmesini sağlayan, kas lifinin etrafını saran zar, sarkolemma, sarkolem. [Bakınız: sarkolemma].

Kemik örtüsü zarı : Kemiği saran yoğun bağ doku tabakası, periost, periosteum. Osteoprogenitör hücreler içerir.

Kloaka zarı : Embriyoda arka bağırsağın son kısmındaki zar. Kloakayla proktodeum arasındaki bu zarın delinmesiylele ilk bağırsak kanalı dışarıya açılır.

Kulak zarı atalektazisi : Kulak zarının büzüşmesi, orta kulaktaki yapılara yapışması ve orta kulakta yapışkan bir sıvı birikimiyle belirgin değişim, atalektatik orta kulak yangısı, timpanik zar atalektazisi, yapışkan orta kulak yangısı. Kronik seröz karakterli orta kulak yangısını takiben biçimlenir ve sesin iletisinde de bozukluklara neden olur.

Leğen ak zarı : Pelvis boşluğunun iç yüzünü örten ak zar, fasya pelvis.

Mukoza zarı : Örtü dokusunda, mukus gözelerini kapsayan ve öz kat ile desteklenip alt mukoza katı üzerine oturan bir kat.

Nükleus zarı : [Bakınız: çekirdek zarı]. Çekirdek zarı.

Ovum hücre zarı : Yumurtanın plazma zarını saran kalın saydam tabaka, oolemma, vitellüs zarı.

Plazma zarı : [Bakınız: hücre zarı]. Hücre zarı.

Sağrı ak zarı : Gluteal kasları saran ak zar, fasya glutea.

Seroza zarı : Vücudun bazı kapalı boşluklarını astarlayan ince bağ dokusu zarı. Vücut boşluğunda bazı organları örten ve mezenteryum boyunca uzanan ince bir bağ dokusu katı.

Sinaps zarı : Sinaps öncesi ve sinaps sonrası zarların ikisine verilen ad.

Vitellus zarı : Hayvanlarda yumurtanın plazma zarını saran kalın saydam tabaka. Oolemma.

Vitellüs zarı : Ovum hücre zarı.

Yavru zarı bağlantılarının yetersiz involüsyonu : Köpeklerde, doğum sonrası dönemde, yavru zarlarının döl yatağına bağlandığı alanlarda, döl yatağının küçülmesinde ve eski normal görünümüne ulaşmasındaki yetersizlik.

Yavru zarı molaları : Mola.

Yer fıstığı zarı : Yer fıstığı işlemesinde elde edilen, kırık iç fıstık içerebilen, iç yer fıstığının dışını örten zardan oluşan bir ürün.

Zarı geçmek : Çürümek, işe yarama dönemi geçmek.

Zarı zehti kesilmek : Çok yorulmak, bitkin düşmek.

Zarıl zarıl : Ağır ağır, yavaş yavaş (akmak, damlamak için).

Zarılanma : Zarılanmak işi.

Zarılanmak : İçli içli ağlamak.

Zarıldak : Fırıldak.

Zarılık : Yoksulluk, yoksunluk, güçsüzlük. Dalkavukluk. Düşkünlük, yoksulluk.

Zarılık getirmek : Usançla sızlanmak.

Zarılık kılmak : Ağlayıp sızlamak.

Zarımak : Yalvarmak.

Zarıncamak : Sızlanarak baş ağrıtmak, tedirgin etmek. Acıdan inlemek, ah vah ederek yaşamak.

Zarıncı : Yatalak hasta. Yanık türkü. Feryat edip inleyen.

Zarıncı olmak : Sıkıntı ve yokluktan acınacak duruma düşmek.

Zarıncımak : Acıdan inlemek, ah vah ederek yaşamak. Zarı zarı ağlayıp inlemek, feryad ü figan etmek, ağlayıp sızlamak, yana yakıla ağlamak.

Zarıncıtmak : Yalvartmak, ağlatıp sızlatmak.

Akciğer zarı : Göğüs boşluğunun içini ve bu boşluğun içinde bulunan akciğerin dışını kaplayan ince zar, plevra.

Beyin zarı : Beyni üst üste saran zar, korteks.

Göz zarı yangısı : Kornea hariç göz kapaklarının iç yüzü ile göz küresinin ön yüzünü örten zarda oluşan iltihap, konjonktivit.

Göze zarı : Hücreyi saran zar.

Karın zarı : Karın boşluğunun içini, bu boşluğun içinde bulunan bağırsakları, öbür organları kaplayan ve tutan zar, periton.

Karın zarı iltihabı : Karın zarı yangısı.

Karın zarı yangısı : Karın zarının çabuk ilerleyen veya kronik iltihabı, karın zarı iltihabı, peritonit.

Kemik zarı : Kemikleri kapsayan beyazımsı ve sedef renginde zar.

Kızlık zarı : Cinsel ilişkide bulunmamış kızların döl yolunu kısmen kapayan zar, himen.

Kulak zarı : Dış kulakla orta kulağı birbirine bağlayan zar, kulakdavulu.

Tohum zarı : Tohumu dıştan sararak onu koruma altına alan zar.

Yumurta zarı : Yumurtanın kabuğuyla akını birbirinden ayıran ince zar.

Diğer dillerde Zarfsız virüs anlamı nedir?

İngilizce'de Zarfsız virüs ne demek ? : non-enveloped virus