Göğüs zarı nedir, Göğüs zarı ne demek

Göğüs zarı; Biyoloji, Anatomi, Veteriner, Zooloji alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: plöra].

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Göğüs boşluğunu ve içindeki organları saran seröz zar, plöra.

Zooloji'deki anlamı:

(karşılık: plöra), Göğüs boşluğunu astarlayan ve akciğeri örten seroza zarı.

Göğüs zarı kısaca anlamı, tanımı

Zarı : Evet, olasılıkla. Her halde, evet öyle

Göğüs : Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine. Bu bölümün içindeki organlar. Meme. Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı.

Göğüs boşluğu : Akciğerlerle kalbi içine alan akciğer zarının çevrelediği boşluk, göğüs kovuğu, göğüs çukuru.

Seroza zarı : Vücudun bazı kapalı boşluklarını astarlayan ince bağ dokusu zarı. Vücut boşluğunda bazı organları örten ve mezenteryum boyunca uzanan ince bir bağ dokusu katı.

Seröz zar : Vücut boşluklarının duvarlarını ve içindeki organları örten zar. Bağ dokusu tabakası üstündeki mezotelden oluşan, vücut boşluklarının duvarlarını ve içindeki organları örten zar, seroza.

Karşılık : Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Cevap, yanıt. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.

 

Akciğer : Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Seroza : Seröz zar.

Plöra : Göğüs boşluğunu astarlayan ve akciğeri saran seroza zarı. Göğüs zarı. Plevra. Göğüs zarı. [Bakınız: göğüs zarı].

Örten : Orman, çayır ve benzerleri geniş yerleri saran yangın.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Astar : Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.

Seröz : Serumlu, sulu seruma ait, normalde vücudun seröz katlarında bulunan, yangı anında miktarı artan protein yapısında duru sıvı. Seruma ait, serum gibi ince ve sulu. Serum üreten veya içeren. Serum ya da sulu sıvı.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Saran : Pamuk ipliğinden yapılmış kilim, çul. Kuşatan, çeviren. Hasis, cimri.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

 

Sara : Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi.

Diğer dillerde Göğüs zarı anlamı nedir?

İngilizce'de Göğüs zarı ne demek ? : pleura