Sara nedir, Sara ne demek
Sara; bir tıp terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi

"Sara" ile ilgili cümle örnekleri
- "Nefesi kulunca, sıtmaya, havaleye, saraya, çarpıntıya birebirmiş." - H. R. Gürpınar
Yerel Türkçe anlamı:
Kuytu, karanlık, güneşsiz yer.
Atlarda nezle hastalığı.
Sarı
Sara isminin anlamı, Sara ne demek:
Kız ismi olarak; Halis, katkısız, temiz.
Sara hakkında bilgiler
[Bakınız: epilepsi]
Sara ile ilgili Cümleler
- Bunu benim için sarar mısınız?
- Bu yeşil yapraklar güz aylarında kızarır veya sararırlar.
- Oval ofis Beyaz Saray'da.
- Saray büyük kraliyet lehinde eğleniyordu.
- Bizim evle karşılaştırıldığında, seninki bir saray.
- Sarah paralarının geri verilmesini talep etti.
- Belediye Sarayı şehrin merkezinde.
- Sara'nın 31 kalemi var.
- Saray sıkı şekilde korunuyordu.
- Saray prenses için yaldızlı bir kafes oldu.
- Sarah'nın genç arkadaşları korkmaya başladı. Sadece o soğukkanlılığını korudu ve arkadaşlarını rahatlattı.
- Rüzgar ağaçları hışırdatıp usulca etrafımı sararken duyduğum hissi seviyorum.
- Sarah ve Marsha - Siz ikinizi hayal edebileceğinizden daha çok seviyorum.
- Bu yeşil yapraklar sonbaharda kızarır veya sararır.
Sara kısaca anlamı, tanımı:
Epilepsi : Sara.
Saraç : Koşum ve eyer takımlarını işleyen ve süsleyen kimse. Deri, muşamba vb.nden bavul, çanta yapan kimse. Koşum ve eyer takımları yapan veya satan kimse.
Saraçhane : At takımları, araba koşumları, meşinden eşya yapılmış olan ve satılan yer.
Saraçlık : Saracın işi veya mesleği.
Sarahat : Belginlik.
Sarahaten : Açıkça, apaçık, açıktan açığa.
Sarak : Yapı yüzeylerinde yatay, enli, az çıkıntılı, süslü veya düz silme.
Saraka : Alay, istihza.
Saraka etmek : Biriyle alay etmek, eğlenmek.
Sarakacı : Alaycı, müstehzi.
Sarakaya almak : Alay etmek, alaya almak.
Saralı : Sara hastalığı olan (kimse).
Sararıp solmak : Giderek daha çok solmak. sağlığı bozulmak.
Sararma : Sararmak işi.
Sararmak : Sarı olmak, rengi sarıya dönmek. Korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak.
Sarartı : Sarı olma durumu.
Sarartma : Cılız ve soluk renkli kimse. Sarartmak işi.
Sarartmak : Rengini sarıya çevirmek, sararmasına yol açmak.
Sarat : Büyük delikli kalbur.
Saray : Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri. Van iline bağlı ilçelerden biri. Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı. Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı. Görkemli ve gösterişli yapı. Devlet başkanı ve çevresi.
Saray çiçeği : Düğün çiçeğigillerden, tarlalarda yetişen, altmış kadar türü bulunan, birkaç türü süs bitkisi olarak çoğunlukla da hekimlikte kullanılan zehirli bir bitki, hezaren (I) (Delphinium).
Saray konut : Kendine ait güvenliği bulunan, içinde yaşayanlara özel hizmetler sunulan, her türlü ihtiyacın karşılandığı özel konut, rezidans.
Saray lokması : Bir çeşit yumurtalı lokma tatlısı.
Saray menekşesi : Gösterişli ve bol çiçekli bir tür menekşe.
Saraydüzü : Sinop iline bağlı ilçelerden biri.
Saraykent : Yozgat iline bağlı ilçelerden biri.
Sarayköy : Denizli iline bağlı ilçelerden biri.
Saraylı : Osmanlı Devleti'nde padişah sarayında bulunmuş olan (kadın).
Sarayönü : Konya iline bağlı ilçelerden biri.
Saraypatı : Güzel çiçekleri için yetiştirilen bir süs bitkisi (Callistephus sinensis).
Adalet sarayı : Mahkemelerin bulunduğu büyük yapı.
Belediye sarayı : Belediyeye ait bütün işlerin yapıldığı ve büroların bir arada bulunduğu büyük yapı.
Benzi sararmak : Yüzünün rengi solmak.
Borçlu ölmez benzi sararır : "borç kişiyi öldürmez ancak hasta edecek kadar üzer" anlamında kullanılan bir söz.
Deli saraylı gibi : Acayip biçimde giyinen, takıp takıştıran (kimse).
Gönül bir sırça saraydır kırılırsa yapılmaz : "kolay kolay onarılamayacağı için bir kimsenin özellikle de dostlarımızın gönlünü kırmamaya özen göstermeliyiz" anlamında kullanılan bir söz.
Kitap sarayı : Halkın yararlanması için kurulmuş büyük kitaplık. Kitap satılan büyük yer.
Kültür sarayı : Kültür merkezi.
Satış sarayı : Satış merkezi.
Yüzü sararmak : Korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak.
Zaman : Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Çağ, mevsim. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.
Düşme : Düşmek işi.
Vücut : Var olma, varlık. İnsan veya hayvan gövdesi, beden.
Şiddetli : Aşırı. Etkisi çok olan, zorlu. Aşırı bir biçimde. Hızlı.
Çırpınma : Çırpınmak işi.
Köpürme : Köpürmek işi.
Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).
Sara hastalığı : Beyinde zaman zaman ortaya çıkan anormal ve aşırı elektriksel deşarjların yol açtığı nöbetlerle belirgin kronik bir hastalık, epilepsi.
Sarabilme : Sarabilmek işi.
Sarabilmek : Sarma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Saracak : Ebegümeci.
Saracalarçiftliği : Ankara kenti, Akyurt ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Saraciye : Deri, muşamba vb.nden yapılan bavul, çanta cüzdan, kemer vb. ürün. Deri, muşamba vb.nden bavul, çanta cüzdan, kemer vb. ürün yapma işi.
Saraççeşme : Şanlıurfa şehrinde, Ceylânpınar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Saraçköy : Ankara şehrinde, Pazar nahiyesine bağlı bir yer. Balıkesir kenti, Kepsut belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Tokat kenti, Zile ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Saraçlamak : Heybe, çanta, torba vb. şeylerin çevresine meşin geçirerek dikmek.
Saraçlar : Aydın şehrinde, Çine belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Balıkesir kenti, Gönen ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Çorum ili, Kargı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kastamonu ili, Çatalzeytin belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Manisa şehri, Kula ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Zonguldak şehrinde, Gökçebey belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Diğer dillerde Sara anlamı nedir?
İngilizce'de Sara ne demek? : [Sara] n. female first name; member of peole of Central African Republic
n. Sara, female first name; member of peole of Central African Republic
v. be, exist; occur, happen; become; there is, there exists; cost
Fransızca'da Sara : épilepsie [la]
Almanca'da Sara : Epilepsie
Rusça'da Sara : n. эпилепсия (F), падучая (F)
adj. эпилептический

Bu kısımda Sara nedir? Sara ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sara tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sara hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.