Zara nedir, Zara ne demek

Zara; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır.

Yerel Türkçe anlamı:

Sara.

Kaba, ilkel.

Zara ile ilgili Cümleler

  • Senin arkadaşının mağazası Zara mı?
  • Zarar bize çok paraya mal olacak.
  • İspanya Aragon'daki Zaragoza, Zamboanga City'nin kardeş kentidir.
  • Zarar üç milyon yene ulaştı.
  • Zarar beş milyon yen'i buldu.
  • Zarar nedir?
  • Plastik torbalar çevre için zararlıdır.
  • Zaragoza bir İspanyol kentidir.
  • Ali kendine tekrar zarar vermeyecek.
  • Sürekli oyunlar oynarsan görme yeteneğine zarar vereceksin.
  • Ali zarar ziyan için para ödemek zorunda kaldı.
  • Çocuklarınızla vakit harcamanın zararı olamaz.
  • Zarar görmüş değilim.
  • Zarar verildi.

Zara tanımı, anlamı:

Zarafet : Zariflik.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

Zarar çekmek : Zarara uğramak.

Zarar etmek : Maddi ve manevi bakımdan kayba uğramak.

Zarar gelmek : Kötülük gelmek.

Zarar görmek : Kötü sonuca uğramak.

Zarar vermek : Birinin parasal kayba uğramasına sebep olmak. kötülük etmek.

Zarara sokmak : Zarar vermek.

Zarara uğramak : Parasal kayba uğramak. kötü bir durumla karşılaşmak.

Zararda olmak : Kötü duruma düşmek. alışverişte kâr elde edememek.

Zararı dokunmak : Kötülüğe uğratmak.

 

Zararı olmamak : Kötülüğe yol açmamak.

Zararı yok : Özür dileyenlere karşılık olarak bağışlandığını, olayın pek önemli olmadığını bildirmek için söylenen bir söz.

Zararına : Zarar ederek.

Zararlı : Zarar veren, zararı dokunan, dokuncalı, muzır, tahripkâr.

Zararlı çıkmak : Bir işin sonunda değerli sanılan bazı şeyleri yitirmek. zarar etmek.

Zararlıkıran : Bitkilerin sağlıklı biçimde gelişmelerini engelleyen böcek, kurt vb. canlıları yok eden tarım ilacı.

Zararsız : Oldukça iyi, ziyansız. Zarar vermeyen, zararı dokunmayan, dokuncasız, ziyansız.

Zararsızlık : Zararsız olma durumu.

Ak köpeğin pamuk pazarına zararı vardır : "kötü şey, görünüşte iyi şeye benziyorsa iyi şeyin değeri azalır" anlamında kullanılan bir söz.

Akıllara zarar : Akla zarar.

Akla zarar : Karşılaşılan olumsuz durum üzerine hayret ve şaşkınlık bildiren bir söz, akla ziyan, akıllara seza, akıllara şifa, akıllara zarar, akıllara ziyan.

Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır : "bir kötünün, yalnızca yakın çevresine değil daha geniş çevrelere de zararı dokunur" anlamında kullanılan bir söz.

Çoğu zarar azı karar : "hiçbir zaman aşırıya kaçılmamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Keskin sirke küpüne zarar : "öfkeli, sert kimsenin zararı kendisinedir" anlamında kullanılan bir söz.

Kırlangıcın zararını biberciden sor : "kırlangıç, bibere çok düşkün olduğundan onun ne kadar zararlı bir yaratık olduğunu ancak biberci bilir" anlamında kullanılan bir söz.

Korkak bezirgan ne kar eder ne zarar : "iş yapmaya korkan tüccar, kendisini zarardan korur ancak kazanç da sağlayamaz" anlamında kullanılan bir söz.

 

Maddi zarar : Kişilerin bedenine veya mal varlığına verilen zarar.

Manevi zarar : Manevi yönden uğranılan kayıp.

Sivas : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

İlçe : Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Kapatılmış olan, kapalı. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Sınırlanmış, sınırlı. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.

Biri : Bilinmeyen bir kimse. Bir tanesi.

Zarafetli : Zarif. İlgili cümle: "“Öyle zarafetli ve güzeldi ki bu irkiliş, Naci, oku kendi yemiş gibi oldu.”" N. F. Kısakürek.

Zarağacı : Köy evlerinde, çatının yükünü kaldıran büyük kiriş.

Zarak : Ufak pencere.

Zaraka : Ufak pencere.

Zaral : Zarar, yitik.

Zarallıh : (

Zarallık : Hayvanlar otlamaya yasak olan yere girme.

Zaraman : Bezginlik, sızlanma anlatır eleman.

Zaran : Zil sesi

Zarar enazlaştırması : Bir firmanın olası zararını enaza indirebilmek amacıyla fiyat veya üretim miktarını ayarlama ilkesi.