Önce nedir, Önce ne demek

Önce; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zarf olarak kullanılır.

"Önce" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Önce hep birlikte basın suçunu tarif edelim." - B. Felek

Önce kısaca anlamı, tanımı:

Bir an önce : Hemen, olabildiği kadar ivedi, bir an evvel, bir gün evvel, bir gün önce, bir ayak önce, bir ayak evvel.

Bir ayak önce : Bir an önce.

Bir gün önce : Bir an önce.

İlk önce : Önce, en önce, en başta.

Milattan önce : Miladi zaman başlangıcından geriye doğru sayılan yıllara göre belirtilen tarih.

Kambriyen öncesi : Yeryüzü tarihinde Birinci Çağdan daha eski, dağların ve magma olaylarının oluştuğu uzun bir zaman süresi, prekambriyen.

Mantık öncesi : Mantıksal düşüncesinin henüz oluşmadığı dönem.

Okul öncesi : Çocuğun okul çağına girmesinden önceki çağı. Bu çağla ilgili, bu çağa özgü.

Tarih öncesi : Yazının bulunmasından önceki çağlar. Yazının bulunmasından önceki insan topluluklarının gelişimini inceleyen bilim, prehistorya.

Önce can sonra canan : "insanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler" anlamında kullanılan bir söz.

Önceden : Başlarken, başlangıçta, daha önce, evvelce.

Önceden satış : Ürün daha tarladayken, yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden pey verilerek yapılmış olan satış, alivre.

 

Önceki : Önce olan, evvelki, mukaddem, sabık.

Öncel : Sonucun çıkarıldığı önerme veya önermeler. Önceden yaşamış olanlar. Bir görevde, meslekte kendinden önce yerini tutmuş olan kimse, selef, eslaf, ardıl karşıtı.

Öncel belirleme : Tanrı'nın her şeyi önceden bildiği dogmasına dayanılarak her şeyin önceden Tanrı tarafından düzenlenmiş olduğunu anlatan terim.

Öncel düzen : Ruhla beden arasındaki ilişkinin Tanrı tarafından önceden düzenlendiğini ileri süren öğreti.

Önceleme : Öncelemek işi, lanse.

Öncelemek : Tanıtmak, yönlendirmek amacıyla överek öne çıkarmak, lanse etmek. Bir şeyi önceden yapmak, geri bırakmamak, öne almak, takdim etmek.

Önceleri : Önceki zamanda, başlangıçta.

Öncelik : Bir şeyin öbüründen önce olması durumu, takaddüm.

Öncelikle : Öne alınarak, daha önce olarak.

Öncelikli : Önceliği olan.

Öncesiz : Zamanda başlangıcı olmayan, ezelî.

Öncesiz sonrasız : Başlangıcı ve sonu olmayan.

Öncesizlik : Ezel. Öncesi olmama durumu.

Etten önce çömleğe düşmek : Bir işte bilgisiz veya yetkisiz olmasına rağmen herkesten önce ortaya atılmak.

Geçiş önceliği : Geçiş üstünlüğü.

Başlangıç : Ön söz, giriş, mukaddime. Bir iş, bir dönem, bir hayat vb.nin ilk bölümü.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

İlk : Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni. Birinci olarak, en başta. Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı.

Sonra : Daha uzak ve ileri bir yerde. Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz. Yoksa, aksi hâlde. Arkadan gelen bölüm veya zaman.

 

Önce can, sonra canan : “insanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler” anlamında kullanılan bir söz.

Önce dinleme : C. Savcısınca gösterilen tanıklarla bilirkişilerin ötekilerden daha önce dinleme hakkının savcıya ilişkin olması.

Önce ve sonra ölçümler : Eşleşmiş çiftler tekniğinde aynı bireye ait olan, bir etkenin uygulanmadan önceki durumdaki ölçümüyle etken uygulandıktan sonraki ölçümü.

Önce-düzenli dizinleme : Bilgi erişimde, derlemdeki belgelerin, önceden saptanmış bir sınıflama dizgesine göre düğümlendiği ya da dizinlendiği, kullanıcının da aramalarını bu sınıflama dizgesinde yer alan anahtar-sözcüklere bağlı kalarak yapmak durumunda bulunduğu dizinleme türü.

Önceci : Bir şeyi başkalarından önce yapan kimse. Önde gelen kimse.

Öncecilik : Bir şeyi başkalarından önce yapma işi, inisiyatif. Önde gelme işi.

Önceçorbası : Bir çeşit hamur çorbası.

Önceden bilme : Bulgunun, belge için başvurulduğu tarihten önce bilinmesi.

Önceden dışalım : Dâhilde işleme rejimine göre, işlem görmüş ürünlerin dışsatımından önce bu ürünlerin üretiminde kullanılacak eşyanın dışalımı.

Önceden dışsatım : Dâhilde işleme rejimine göre, dışalım eşyasının serbest dolaşıma girmesinden önce eşdeğer eşyadan elde edilmiş ürünlerin dışsatımı.

Önce ile ilgili Cümleler

  • Önce arkamdan konuşmamayı, arkamdan küfretmemeyi öğrenmeniz gerekecek.
  • Önce bana saygı duymayı öğrenmeniz gerekecek.
  • Önce ateşi söndüreceğim sonra güvenli bir yere koşacağım.
  • Önce bana danışmalıydın.
  • Önce aranmalıydım.
  • Önce Adem sonra Havva yaratılmış, değil mi?
  • Önce annene sorman gerektiğini sana daha önce söyledim.
  • Galileo ilk önce Ay'da Dünya'daki gibi dağlar bulunduğunu keşfetti.
  • Annem benden önce uyumaya gitti.
  • Milattan önce 384 ve 322 yılları arasında yaşamış olan Aristo, Dünya'nın yuvarlak olduğuna inanıyordu. Dünya'nın evrenin merkezi olduğu; Güneş'in, Ay'ın ve bütün sabit yıldızların da onun çevresinde döndüğü görüşündeydi.
  • Ben müşteri hizmetleri temsilcisine ulaşmadan önce telefonda 20 dakika beklemek zorunda kaldım.
  • Ali ve Mary üç hafta önce bir çocuk sahibi oldu.
  • Ben sadece önceki öğrencilerimden biriyle karşılaştım.
  • Bu önceden tasarlanmış bir suçtu.

Diğer dillerde Önce anlamı nedir?

İngilizce'de Önce ne demek? : [once] adv. one time; at one point in time; in the past

conj. at the moment that, if ever

n. one time, single occurrence

Fransızca'da Önce : d'abord, antérieur/e, au départ, antécédemment, antérieurement, auparavant

Almanca'da Önce : adv. vorher, zuerst

prep. vor

Rusça'da Önce : adv. сначала, вначале, прежде, раньше, назад

prep. до, п`еред, за