Şabbıldamak nedir, Şabbıldamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Şaplamak; şapır şapır ses çıkarmak.

Şabbıldamak anlamı, tanımı

Şapır şapır : Acele ile yemek yeme veya üst üste öpme sırasında “şap şap” sesi çıkararak

Çıkarmak : Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.

Şaplamak : “Şap” diye ses çıkarmak. Bir şeyi şaplı su ile ıslatmak. Bir yapının tabanını ince kum ve çimentoyla hazırlanan karışımla sıvamak. 1.Sepicilikte deriyi şap ile işlemden geçirmek. 2.Boyanacak yünü önce şapla kaynatmak. Mıhlamak. Koyun, keçi derilerini yaşken şap ekerek bekletmek (sepicilikte).

Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

 

Şaplama : Şaplamak işi. Tokat. 1.Bir şeyi sağlamlaştırmak için iki yandan vurulan destek. 2.Çatılarda, kirişlerle babayı bağlayan kordonlar. Bulgur, soğan, et ve domates salçası karışımından yapılan ızgara köfte. Bir çeşit kumaş. Hayvanlarda görülen şap hastalığı. İri kulaklı keçi. Şap ve tuzla tabaklanmış deri. Bir nesneyi sağlamlaştırmak için iki yanına vurulan destek. Ayakkabıların tarak kısmına eklenen parça. (Ankara).

Şapla : Adaçayı. Tarlalarda biten bir ot. El genişliğinde. Uzun ve düzgün boynuzlu öküz. Tokat. [Bakınız: şabla].

Şapır : Geveze. Ahmak. İvecenlik, tezlik. Çok konuşan, geveze. Çabuk.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk.

Ses : Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün. Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim. Duygu ve düşünce. Aralarında uyum bulunan titreşimler.

Diğer dillerde Szondi ölçeri anlamı nedir?

İngilizce'de Szondi ölçeri ne demek ? : szondi test