Şapla nedir, Şapla ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Adaçayı.

Tarlalarda biten bir ot.

El genişliğinde.

Uzun ve düzgün boynuzlu öküz.

Tokat.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: şabla].

Şapla ile ilgili Cümleler

  • Ali Mary'nin sırtına şaplak attı.
  • Ali dudaklarını şaplattı.
  • O, kıçıma şaplak vurdu.
  • “Zeynep, bir şaplak indirdi önündeki kil hamuruna ve güldü.”
  • Ali dizine şaplak attı ve güldü.
  • Ben çocukken, kötü bir şey yaptığım zaman, popoma şaplağı yerdim.

Şapla ile ilgili Atasözü veya Deyim

şaplak indirmek : elin içiyle vurmak tokat atmak.

Şapla kısaca anlamı, tanımı

Şapla şamar : Tokat

Şaplah uşağı : Herkesin her fırsatta hıncını aldığı kişi, şamar oğlanı.

Şaplahlamah : El çırpmak, alkışlamak.

Şaplak çalmak : Alkış vurmak, el çırpmak.

Şaplak şeker : Akide şekeri.

Şaplaka : Tokat.

Şaplaklamak : Tokatlamak.

Şaplama : Şaplamak işi. Tokat. 1.Bir şeyi sağlamlaştırmak için iki yandan vurulan destek. 2.Çatılarda, kirişlerle babayı bağlayan kordonlar. Bulgur, soğan, et ve domates salçası karışımından yapılan ızgara köfte. Bir çeşit kumaş. Hayvanlarda görülen şap hastalığı. İri kulaklı keçi. Şap ve tuzla tabaklanmış deri. Bir nesneyi sağlamlaştırmak için iki yanına vurulan destek. Ayakkabıların tarak kısmına eklenen parça. (Ankara).

 

Şaplamak : “Şap” diye ses çıkarmak. Bir şeyi şaplı su ile ıslatmak. Bir yapının tabanını ince kum ve çimentoyla hazırlanan karışımla sıvamak. 1.Sepicilikte deriyi şap ile işlemden geçirmek. 2.Boyanacak yünü önce şapla kaynatmak. Mıhlamak. Koyun, keçi derilerini yaşken şap ekerek bekletmek (sepicilikte).

Şaplar : Genel formülü M2SO42(SO4)3.24H2O veya MM’(SO4)2.12H2O (M = Na, K, Rb, Cs, NH4, Tl, vs., M’ = Al, Ga, In, V, Cr, Mn, Fe, Co, Rh, Ir, vs.) olan çift sülfat tuzlarının kristal hidratları. Yapılarının [M(H2O)6](SO4)2[M(H2O)6] olduğu düşünülür. Tümü kübik kristallere sahip olup izomorfturlar. Isıtıldıklarında sularını kaybederler. Suda iyi çözünürler. Seyreltik sulu çözeltilerinde tamamen iyonlara ayrılırlar; KAl(SO4)2 -> K+ + Al3+ + 2SO42-. Uygun metal sülfatlarının sıcak sulu çözeltilerinin karıştırılması ile elde edilirler. En çok bilinen şaplar; aluminyum şapları K2SO4Al2(SO4)3.24H2O mavi-mor renkli kristallerdir. Demir şapları (NH4)2SO4Fe2(SO4)3.24H2O açık mor renkli kristallerdir. Aluminyum şapları en çok deri ve fotografcılık sanayinde, kumaş boyanmasında, kağıt sanayinde ve tıpta kullanılır.

Şaplak : "Şap" diye ses çıkaran tokat.

Şaplatma : Şaplatmak işi.

Şaplatmak : "Şap" diye ses çıkartmak. Sesli şamar vurmak.

Boynuzlu : Boynuzu olan (hayvan). Karısının veya kadın yakınlarından birinin iffetsizliğine göz yuman (erkek). Troleybüs.

Adaçayı : Yapısında eterli uçucu yağlar, tanenler, triterpenoitler, flavonlar ve östrojenler içeren ve halk arasında kramplar, omurilik rahatsızlıkları, bademcik, boğaz, diş, yutak ve ağız boşluğu enfeksiyonları ve ülserlerinde kullanılan bir bitki.

 

Adaçay : Erzurum şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Düzgün : Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

Boynuz : Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı. Bu organdan yapılmış. Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Tokat : İnsana el içi ile vuruş. Tarla, bahçe ya da mandıra kapısı. Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Hayvan ağılı.

Diğer dillerde Şapkalımantarlar anlamı nedir?

İngilizce'de Şapkalımantarlar ne demek ? : cap fungi