Şaplamak nedir, Şaplamak ne demek

  • “Şap” diye ses çıkarmak
  • Bir şeyi şaplı su ile ıslatmak.
  • Bir yapının tabanını ince kum ve çimentoyla hazırlanan karışımla sıvamak.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Sepicilikte deriyi şap ile işlemden geçirmek. 2.Boyanacak yünü önce şapla kaynatmak.

Mıhlamak.

Koyun, keçi derilerini yaşken şap ekerek bekletmek (sepicilikte).

Şaplamak tanımı, anlamı

Şapla : Adaçayı. Tarlalarda biten bir ot. El genişliğinde. Uzun ve düzgün boynuzlu öküz. Tokat. [Bakınız: şabla]

Şaplama : Şaplamak işi. Tokat. 1.Bir şeyi sağlamlaştırmak için iki yandan vurulan destek. 2.Çatılarda, kirişlerle babayı bağlayan kordonlar. Bulgur, soğan, et ve domates salçası karışımından yapılan ızgara köfte. Bir çeşit kumaş. Hayvanlarda görülen şap hastalığı. İri kulaklı keçi. Şap ve tuzla tabaklanmış deri. Bir nesneyi sağlamlaştırmak için iki yanına vurulan destek. Ayakkabıların tarak kısmına eklenen parça. (Ankara).

Sepicilik : Sepicinin işi, tabaklık, debagat.

Kaynatmak : Kaynamasını sağlamak. Belli etmeden almak. Kaynak yaptırmak. Konuşmak, sohbet etmek. Unutturmak.

Bekletmek : Bekleme işini birine yaptırmak. Oyalamak.

İnce kum : Taneleri 0.0125-0.25 mm. çapında olan kum.

Bekletme : Bekletmek işi.

Islatmak : Islak duruma getirmek. Dayak atmak veya ağır hakarette bulunmak. Mutlu bir olayı yeme içme ile kutlamak.

 

Geçirmek : Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

Kaynatma : Kaynatmak işi.

Çıkarmak : Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.

Mıhlamak : Mıhla tutturmak, çakmak, çivilemek. Birini ya da bir şeyi bir yerden ayrılamaz, kıpırdayamaz duruma getirmek. Altın, gümüş vb. taşları metal yuvalara işlemek. Birini silahla yaralamak veya öldürmek.

 

Karışım : Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey. İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut.

Sıvamak : Sıva ile kaplamak, sıva vurmak. Bulaştırmak. Harcı bir yere vurmak. Küfretmek. Okşamak, sıvazlamak. Kolu, paçayı yukarı çekip toplamak veya kıvırmak.

Mıhlama : Mıhlamak işi. Yumurta, un, soğan, ıspanak karışımıyla yağda yapılmış olan bir yemek türü.

Islatma : Islatmak işi. Bağlayıcının pigment taneciklerini tamamen sarması.

Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

Çimento : Killi kalkerleri özel fırınlarda pişirip ezmekle elde edilen, çamuru çarçabuk katılaşıp sertleşen ve yapılarda harç malzemesi olarak kullanılan kül renginde veya beyaz toz.

Geçirme : Geçirmek işi.

Sepici : Sepi işini yapan kimse, tabak, debbağ.

Diğer dillerde Şapkalımantarlar anlamı nedir?

İngilizce'de Şapkalımantarlar ne demek ? : cap fungi