Mıhlama nedir, Mıhlama ne demek

  • Mıhlamak işi.
  • Yumurta, un, soğan, ıspanak karışımıyla yağda yapılmış olan bir yemek türü

Yerel Türkçe anlamı:

Soğanlı kıyma, pastırma üstüne yumurta kırılarak yapılmış olan yemek.

Kıymalı, soğanlı pazı ya da ıspanak üstüne yumurta kırılarak yapılmış olan yemek.

Tereyağla pişirilen mısır ununa çökelek ya da peynir konularak yapılmış olan yemek.

Nallanan hayvanlarda yanlış vurulan çivi nedeniyle olan topallık.

İşi pekiştirme, sağlama bağlama.

Kıymalı yumurta yemeği

[Bakınız: mıhla]

Yatak, yastıkta sağlam iplikle çiviliyor gibi yapılmış olan dikiş.

Taze fasulyeden yapılmış katıca yemek

Üstü sırma işli kadifeden yapılmış gelin elbisesi, bindallı.

Yumurta ve unla yapılmış olan omlet.

Mısır unundan yapılmış olan bir yemek. || muhlama

Pancar sapları, pastırma ve yoğurtla yapılmış olan yemek.

Ispanak, pastırma ve yumurtayla yapılmış olan yemek.

Mıhlama hakkında bilgiler

[Bakınız: kuymak]

Mıhlama kısaca anlamı, tanımı:

Mıhlamak : Birini veya bir şeyi bir yerden ayrılamaz, kıpırdayamaz duruma getirmek. Birini silahla yaralamak veya öldürmek. Mıhla tutturmak, çakmak, çivilemek. Altın, gümüş vb. taşları metal yuvalara işlemek.

Yumurta : Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Tavuk yumurtası. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi. Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Er bezi.

 

Soğan : Çiğdem, lale, zambak, sarımsak vb. bitkilerin toprak altındaki yumru kökü. Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki (Allium cepa).

Ispanak : Ispanakgillerden, yapraklarından sebze olarak yararlanılan bir bitki (Spinacia oleracea).

Karışım : Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey. İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut.

Yemek : Isırmak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Kandırmak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Başkasının parasını harcamak. Ağızda çiğneyerek yutmak. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Yasal yoldan cezalandırılmak. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin.