Islatmak nedir, Islatmak ne demek

  • Islak duruma getirmek
  • Dayak atmak veya ağır hakarette bulunmak.
  • Mutlu bir olayı yeme içme ile kutlamak.

"Islatmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Müfettiş, gazete sahibini iyice ıslattıktan sonra bastonunu, şapkasını aldı, küfrederek kapıdan çıktı." - R. N. Güntekin

Yerel Türkçe anlamı:

Bir kimseyi ağır sözlerle aşağılamak, onurunu kırmak.

Islatmak tanımı, anlamı:

Ahmakıslatan : Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur, çisenti.

Islatma : Islatmak işi. Bağlayıcının pigment taneciklerini tamamen sarması.

Altını ıslatmak : Altına etmek.

Islak : Herhangi bir nedenle yaşarmış, sulanmış. Suya batırılmış, üzerine su dökülmüş veya yağmurdan ıslanmış olan.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Getirmek : İletmek, bildirmek. İleri sürmek. Sağlamak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Bir makama atamak veya seçmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Gelmesini sağlamak. Erişmek veya eriştiğini sanmak.

Dayak : Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü. Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek. Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek, payanda.

 

Atmak : Bir şeyi yere doğru bırakmak. Çıkarmak, dışarıya vermek. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Geri bırakmak, ertelemek. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Örtmek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Götürmek. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Göndermek, yollamak. Uzatmak. Çatlamak. Yırtılmak. Söylemek. Değerini eksiltmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. İçki içmek. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Sille, tokat vurmak. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Terk etmek. Yalan veya abartmalı söz söylemek.

Hakaret : Küçültücü söz veya davranış. Onur kırma, onura dokunma.

Bulunmak : Bir yerde olmak. Bulma işine konu olmak. Herhangi bir durumda olmak.

Diğer dillerde Islatmak anlamı nedir?

İngilizce'de Islatmak ne demek? : n. douse

v. wet, soak, dampen, damp, moisten, water, moisturize, dowse, drench, imbrue, saturate, sop, souse, sprinkle, steep, swim

Fransızca'da Islatmak : mouiller, tremper, imbiber, humecter, arroser, baigner, délaver, détremper, humidifier

 

Almanca'da Islatmak : v. anfeuchten, befeuchten, begießen, benetzen, berieseln, besprengen, eintränken, nässen, nass machen, netzen, überrieseln, wässern

Rusça'da Islatmak : v. мочить, смачивать, увлажнять, намачивать, замачивать, вымачивать, размачивать, промачивать, вс`ыпать, обмывать, обливать, смочить, увлажнить, намочить, замочить, вымочить, обмыть, облить