Çıkabilme nedir, Çıkabilme ne demek

Çıkabilme; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Çıkabilmek işi

Çıkabilme ile ilgili Cümleler

    Çıka ile ilgili Cümleler

      Çık ile ilgili Cümleler

      • Çık hayatımdan!
      • Dışarı çık ve biraz daha odun getir.
      • Kocana sahip çık Mary!
      • Öne çık da seni de görelim.
      • Eğer tuvalette işin bittiyse, dışarı çık çünkü bekleyen başka insanlar da var.
      • Sınıftan çık
      • Böyle davranmaya devam edeceksen, çık git bu evden!
      • Sadece sürekli çalışma yerine arada bir dışarı çık ve eğlen.
      • Şimdi yukarı çık ve odanı temizle.
      • Çabuk çık dışarı.
      • Çık bu bedenden Tom!
      • Yukarı çık lütfen.
      • Çık git, hemen şimdi!
    • “Aslan gibidir maşallah, taşı sıksa suyunu çıkarır, diyor.”
    • Çıkarıyoruz.
    • “Nerdee iş nerede. Bizimkinin ağzını bıçak açmıyor. Burnunu tutsan canı çıkacak.”
    • “Benim yerinden dahi kımıldatmaya gücümün yetmediği Afrika seyahatnamesini yere indirtir, kendim de yere uzanır, gözlerim ağrıyıncaya kadar yazıları sökmeye çalışırdım.”
    • “Ancak çoğu sansür görevlisi de rüşvet alabilmek için güçlük çıkarıyordu.”
    • “Memleketine mi dönüyormuş neymiş, bütün eşyasını satılığa çıkarmış.”
    • Çıkarken ışıkları kapattığından emin ol.
    • “Gürültü etmeden, iz bırakmadan, hadise çıkarmadan çalışıyorlar, arılar gibi.”
    • Köpeğimin adı Belysh. Bu yaz ona pençesini çıkarmasını öğrettim. Her sabah erkenden kalkıp onu besliyorum. Sonra yürüyüşe çıkarız. O beni diğer köpeklerden korur. Ben bisiklet sürmeye gittiğimde, o yanımda koşuyor. Onun bir arkadaşı var, adı Chernyshka. O onunla oynamaktan hoşlanıyor. Belysh çok kibar ve zeki bir köpek.
    • “Kırlarda karısı ile birlikte çıkacakları uzun at gezintilerinin, ocak ateşlerinin tadını çıkarırdı.”
    • “Eskilerden bir kısmını yok pahasına elden çıkarmak gerekecek.”
    • “Kızının çocuklarının nüfusunu çıkartacağım.”
    • “Bir tuğla işçisi kerpiç kalıbını kapmış, karısının sırtında model çıkarmış, kadın ciyak ciyak.”
    • “Elverişli durumların kokusunu hemencecik alıyor, sinekten yağ çıkartmasını biliyordu.”
    • “Bir hikâye anlatır, erkekleri yerin dibine batırır çıkarırdı.”
    • “Bir rüyadan böyle abuk sabuk sonuçlar çıkardığım için kendimi suçlayarak bu tuhaf düşünceleri attım kafamdan.”
    • “Tuttuğu odayı, ayda üç bin Frankla başkasına veriyor; arada hiç olmazsa cep harçlığını çıkarıyordu.”
    • “Rica ederim bey, gelir gelmez ayağının tozu ile dırıltı çıkarma.”
    • “Lezzetini çıkara çıkara hikâyesine devam ediyordu.”
    • “Bu cins çocukların da ekmeğini taştan çıkarmak için ölürcesine çalıştıklarını görüyorum.”
    • “Kaynanam olacak o kadın her türlü müşkülatı çıkarıyor.”
    • “Sekiz balya tütününden bir ya da iki balyasını ıskartaya ayırabileceklerini aklından geçirmeye başladı eksperlerin.”
    • “Her kadının takdim edilmek için can attığı böyle büyük bir adamla dansı yarıda bırakıp rezalet çıkarmak için insanın aklı kaçık olmalı.”
    • “Mesela şimdi yorgunluk çıkarmak için yıkanmak istersiniz.”
    • “Sonra peşine herifleri taksın ha! Alimallah pöstekisini çıkarırdım.”
    • “Durup dururken zırıltı mı çıkarmalı?”
    • “Perihan adında bir bayan, bizim güveyi dans arasında ayartıp baştan çıkarmış.”
    • “Fetvayişerife mi çıkarıyorsun be?”
    • “Bu işteki uygunsuzluğu daha iyi ortaya çıkarmak için bir mukayese yapalım.”
    • “Kadın dergileri bizi göklere çıkarıyorlardı, bunu da hak etmemiştik.”
    • “Yirmi beş senedir Beykoz'daki o tekke gibi evde çile dolduruyorum.”
    • “Bunlar yaşama yolunda bir engele çarptılar mı hemen dedelerinin adını verirler ve kendilerini güçlükten sıyırıp çıkarırlardı.”
    • “Sizi kaptan bir filika ile karaya çıkarır.”
    • “Karanlıkta bana çarpıp da gürültü yapmamaya dikkat ederek kapıyı açtım.”
    • Ali çekmeceyi tekrar açtı ve bir not defteri çıkardı.
    • “Lanet kelimesini her anışında istavroz çıkarıyordum.”
    • “İskemlesinde sıkıntıyla kıpırdanarak iç geçirdiğini duydum, sorun çıkarmaya başladığımı düşünüyordu.”
    • “Bırak muamma konuşmayı / Çıkar ağzından baklayı / Bahtımız aydınlanıversin”
    • “Sözlerinin ardında sitem vardı ama daha çok günah çıkarıyordu.”
    • Ali şapkasını çıkardı ve onların önünde eğildi.
    • “Zaten yol boyunca hem lezzetli hem de buzdolabına taş çıkartacak sulardan geçeceğiz.”
    • Ali anahtarını çıkarıp kapıyı açtı.
    • “Şu dünyada her birimiz alnımızın teriyle ekmeğimizi çıkarmak zorundayız.”
    • “Nesi var nesi yoksa toplar, buraya getirir, mezada koyardı.”
    • Çıkabiliyorken çık.
    • “Allah'ın bildiğini kuldan ne saklamalı, ilk önce aklımdan bazı çirkin şüpheler geçer gibi olmuştu. Hastanenin ıcığını cıcığını çıkarmıştım.”
    • “Karşı taraftan konuşanın kolağası Mustafa Kemal oluşu hepsini çileden çıkarır.”
    • “Sen öz babanın öcünü alamadın diye o da dedesinin ahını yerde mi koyacaktı?”
    • Çıkarken kapıyı kapatabilir misin?
    • Çıkabiliyorken buradan çık.
    • “Günün bu son hazzını çıkarmadan ondan niçin vazgeçeriz?”
    • “Yasak oyunum bu rejimde aklandı, Ulvi Uraz onu ramp ışığına çıkardı.”
    • “Beni sırf, Müslüman olmayan bir erkeği sevdim diye hayatından çıkaran babamın evine dönmeyeceğim.”
    • “Çoktandır aramızda tatsızlık çıkardığım yoktu.”
    • “Pazarın keyfini çıkarmak için saat ona doğru villanın ucu deniz kıyısına varan bahçesine çıktı.”
    • “Genzinden çıkardığı seslerle ağlama taklidi yapıyordu.”
    • “Şimdi unutup laf mı çıkarıyorsun?”
    • “Sesini çıkarmadı. Mütevekkil bir hâli vardı.”
    • “Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.”
    • Çıkabiliyorken çıkalım.
    • “Bir şeye ad koymak, satışa çıkarılan malın üzerine yafta asmaya benzetilebilir.”
    • “Çocuklar her atılımını boşa çıkarıyor, onunla alay ediyorlar.”
    • “Bir gün hiç yoktan kavga çıkarıp oğlanın ağzını burnunu bir güzel dağıtıverdiler.”
    • “Sonra kendini büsbütün temize çıkartmak için üstünün ve eşyasının aranmasını istedi.”
    • “Şimdi, artık gözünden ve gönlünden çıkardığı bu adamın her şeyi onun için müsavi idi.”
    • “Aslında bütün mesele, düğün için engel çıkarmakta.”
    • “Sonra tahsisat yoktur, gelecek sene bütçesine para konulacak diye lakırtı çıkardılar.”
    • “Marifetlerini birer birer meydana çıkarıyor.”
    • “Herhangi bir hastada aldığı tedbirlere rağmen beklediği sonucun doğmaması onu zıvanadan çıkarırdı.”
    • “İnsan, emeğini o kadar kolay gözden çıkaramıyor.”
    • “Dünyanın tadını çıkarmaya devam ettik.”
    • “Bunca gecikmişliğe rağmen o günlerin acısını çıkarabilmesine imkân tanımalıydı.”
    • “Yönettiği bütün toplantılarda, batılı bir metotla kısa zamanda verimli iş çıkarmakta üstüne yoktu.”
    • “Bununla beraber muhtar, bu vakadan köyün davası için bir pay çıkarmayı ihmal etmemektedir.”
    • Avustralya'ya bir yolculuğa çıkalım.
    • “Her yazdığımı tutan hocayı mahcup çıkarmamak için yazdıklarımı daha ciddi bir öz eleştiri eleğinden geçirir olmuştum.”
    • “Münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılmaz.”
    • “Siz niçin bundan kendinize hisse çıkarmıyorsunuz?”
    • “Ben senin yengenim, amcanın karısıyım, bunu sakın aklından çıkarma!”
    • “O zaman, diplomatlar bu kıssadan lazım gelen hisseyi çıkarmasını bilmişler miydi? Ne gezer!”
    • “Hıncını çıkarmak için başka vesileler arıyordu.”
    • Çıkarken kapıyı kilitlemeyi unutma.
    • “Evde önüne gelenin öfkesini kendisinden çıkarmasına alışıktı.”
    • “Ustanın kendisini küçük burjuva münevveri diye aşağılık görmesinin acısını çıkarıyor.”
    • Bu banka her zaman kendi çıkarlarını gözetir.
    • Soğanın acısını çıkarmak.
    • “Sanki o, kaçırdığım, elden çıkardığım bir fırsattı.”
    • “İnsanlar bizim bahçeye çağırdığımız arkadaşlarımıza bile ses çıkarmıyorlardı.”
    • “Beraber eski kilise harabesine girdiler, kadın burada haç çıkardı.”
    • “İşte bak, hücre kapısını çıt çıkarmadan araladı, yine bir şey diyecek.”
    • “Size bir fenalık edebilir, sizi işinizden attırır, vekâlet emrine alır, vakitsiz emekliye çıkartabilir.”
     
  • “Böyle bir eşitlik, ehliyeti olan herkesin en yüksek makamlara çıkabilmesi demek.”
  • Tom'la başa çıkabilmeliydim.
  • Tek başıma bununla başa çıkabilmemin imkanı yok.
 

Çıkabilme kısaca anlamı, tanımı

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk

Çıkabilmek : Çıkma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Diğer dillerde Çığırtmalık anlamı nedir?

İngilizce'de Çığırtmalık ne demek ? : brockerage