Çir basta nedir, Çir basta ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yaş zerdalinin ezilerek kurutulmasıyla yapılan pestil.

Çir basta anlamı, kısaca tanımı

Basta : Dur anlamında kullanılan buyruk sözü. Pilav, ince öğütülmüş bulgurdan yapılan yemek. Duvar örülürken konulan harç. Elbiseye yapılan pens: Bele iki basta yaparsan entarin iyi olur. Elbisedeki kırma, pile. Dükkân tezgâhı, seyyar tezgâh, tabla, işporta, içinde ufak tefek eşyanın satıldığı seyyar küçük vitrin, pazar yerlerinde meyve, eşya satılan sergi, muvakkat satış yeri. Yünün keçe yapılmak üzere dövülüp sıkıştırılmış hali

Çir : Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu.

Kurutulma : Kurutulmak işi.

Zerdali : Kayısı ağacının Akdeniz ülkelerinde yetiştirilen küçük meyveli bir türü (Armeniaca vulgaris). Bu ağacın sarı, etli ve tadı acı, çekirdekli meyvesi.

Pestil : İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi, bastık. Hasta. Çok yorgun, güçsüz. Tavan ile kömür damarı arasında yer alan ince, yumuşak killi tabaka.

Kurutu : Cimri.

Eziler : Denizli şehri, Güney ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kurut : Kurutulmuş süt ürünü.

Pesti : Bakımsız, gelişmemiş, cılız.

Zerd : Sarı.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

 

Kuru : Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

Pest : Pes (II).

Yaş : Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman, sin (II). Hayatın çeşitli evrelerinden her biri, çağ. Bir kurum, bir kuruluş, düzen vb.nin kurulduğundan bu yana geçen zaman. Bir gök cisminin oluşmaya başladığı günden bugüne kadar geçirdiği zaman süresi. Nemli, ıslak, kuru karşıtı. Kendi suyunu, canlılığını yitirmemiş, kurumamış, kurutulmamış, taze. Gözyaşı. Kötü. Zor. Akşamla yatsı arası. Çok çevik, sağlam. Çürük, güvenilmez. Göz yaşı. Yaş, ıslak. Yaş, ömür. Yıl. Islak - goz yaşi: göz yaşı. Yağış. Bir varlığın doğumundan başlayarak ömrü boyunca tekrarlanan belirli zaman aralıklarının toplamı. Kişinin doğumundan beri geçen tam yıl süre. Bir gökcisminin oluşmaya başladığı günden bugüne dek geçirdiği zaman süresi. Taze. Deniz.

Diğer dillerde Çipura iridoviral hastalığı anlamı nedir?

İngilizce'de Çipura iridoviral hastalığı ne demek ? : red sea bream iridoviral disease