Pesti nedir, Pesti ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bakımsız, gelişmemiş, cılız.

Pesti ile ilgili Atasözü veya Deyim

pestil gibi : kımıldayamayacak kadar güçsüz, bitkin bir biçimde.

pestile çevirmek : çok yormak.

pestili çıkmak : çok yorulmak.

Pesti kısaca anlamı, tanımı

Pest : Pes (II)

Pestikan : Tuzlu ayranın kaynatılıp süzdürülmesiyle elde edilen çökelek.

Pestikel : Besleyici : Pestikel şeyler insanı kuvvetlendirir.

Pestil çullaması : Dut pestilini yumurtaya batırıp yağda kızartarak yapılan bir çeşit yiyecek.

Pestisit : Zararlılarla savaşta kullanılan öldürücülerin genel adı. Bitki ve hayvanları zararlılardan korumak için mücadele amacıyla kullanılan kimyasal ilaçlar, böcek zehri. Pestleri öldürmek amacıyla kullanılan bileşik.

Pestisit kalıntısı : Canlı veya cansız cisimler üzerinde yaşayan veya besin maddelerinin üretimi ve depolanması sırasında besin değerlerini azaltan her türlü böcek, kemirgen, mantar ve toprak kurdu ile yabani ot gibi tarım zararlılarıyla mücadele etmek amacıyla kullanılan kimyasallara bağlı olarak bitkisel veya hayvansal kökenli gıda maddelerinde oluşan maddelerin ortak adı.

Pestivirüsler : Flaviviridae ailesinde yer alan, bünyesinde mukoza hastalığı ve sınır hastalığı virüslerini de bulunduran bir virüs cinsi.

 

Yersinia pestis : Fare, kobay, maymun ve insanlarda veba hastalığına neden olan bakteri.

Erik pestili : Eriğin kaynatılması ve yufka biçiminde kurutulması ile hazırlanan pestil.

Pestil : İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi, bastık. Hasta. Çok yorgun, güçsüz. Tavan ile kömür damarı arasında yer alan ince, yumuşak killi tabaka.

Bakımsız : Özen gösterilmemiş, bakılmamış.

Gelişme : Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Olan biten şey. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.

Geliş : Gelme işi.

Cılız : Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif. Güçsüz bir biçimde. Güçsüz, sönük (ışık). Basit, değersiz, önemsiz. İnce.

Bakım : Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

Geli : Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı.

Cılı : Sıcak. Ilık.

Bakı : Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu. Denetleme. Fal.

Diğer dillerde Peskataryan anlamı nedir?

İngilizce'de Peskataryan ne demek ? : pescatarian