Öyün nedir, Öyün ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Yemek : Öyün pişti mi?.
Pilav.
Bir kezde yenen yemek.
Sabah ve akşam yemeği.
Yemek vakti.
Vakit.
Kez : Bugün iki öyün ders çalıştık.
Yemek: Ne oyun pişirdin?.
Yemek zamanı.
Öğün (yemek için) kez.
Teknik terim anlamı:
Belli yemek zamanında yenen şey, yemek.
Zaman, vakıt.
Öyün kısaca anlamı, tanımı
Öyün etmek : Yemeği az az, idareli şekilde vermek. Belli yemek zamanında karnını doyurmak
Öyün karmak : Öyünlük yiyecek yapmak, hazırlamak.
Öyün öyün : Yavaş yavaş : Hastalık birden gelir, öyün öyün gider.
Öyünle : (yemek hakkında) muayyen, belli zamanlarda.
Öyünlemek : Yemek yedirmek.
Öyünlendirmek : Bir kimseye az az yemek yedirmek.
Öyünnük : Değirmene öğütülmeye götürülen tahıldan hemen kullanılmak için sırası gelmeden öğütülen azıcık un.
Öyünnük almak : Değirmende bir öğünlük un öğüttürmek için başkasının sırasını almak : Mustafa mısır öğütüyordu, götürdüğüm mısırı öğütmek için bana öyünnük verdi.
Öyünt : Çiftçilerin, bostan bekçilerinin tarlalarda kazdıkları, içine patates, soğan ve benzerleri yiyeceklerini sakladıkları küçük kuyu.
Zamanında : Eskiden. Tam vaktinde.
Vakit : Zaman. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Geçim, para bakımından elverişli durum. Çağ. Belirlenmiş olan zaman.
Belli : Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.
Pişti : Bir tür iskambil oyunu, pastra.
Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.
Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.
Vakıt : Güç: Hiç vakti yok ayağa bile gahamıyo. Varlık, varsıllık: Eskiden eyi vakti varidi, son zamanlarda züğürtledi. Vakit.
Akşam : Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri, akşam vakti, akşamleyin. Gece. Akşam ezanı. Akşam namazı. Akşam (bk. âşam). Gün batması ile tam karanlık olması arasındaki zaman.
Pilav : Pirinçten, bulgurdan veya kuskustan yapılmış olan bir yemek.
Yenen : Karşılaşmalarda kazanan güreşçi. Yarışmayı kazanan kişi, takım. Üstün gelen, kazanan.
Sabah : Sabah ezanı. Sabah namazı. Sabahleyin. Güneşin doğduğu andan öğleye kadar geçen zaman.
Diğer dillerde Öyriyök anlamı nedir?
Almanca'da Öyriyök ne demek ? : euryök

Bu kısımda Öyün nedir? Öyün ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Öyün tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Öyün hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.