Sabah nedir, Sabah ne demek

Sabah; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Sabah" ile ilgili cümle

  • "Sabahı kıldım."
  • "Her sabah, şimdi limanda demirli duran bu gemide uyanacaklardı." - Halikarnas Balıkçısı
  • "Bütün ev işlerini sabah bitirdim."

Yerel Türkçe anlamı:

Yarın

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Gün ağarmasından sonraki kısa zaman. Bu zaman gün ortasına dek de alınabilir.

Sabah isminin anlamı, Sabah ne demek:

Erkek ismi olarak; Gündüzün ilk saatleri, günün başlangıcı. Kız ismi olarak; Gündüzün ilk saatleri, günün başlangıcı.

İngilizce'de Sabah ne demek? Sabah ingilizcesi nedir?:

morning

Sabah hakkında bilgiler

Sabah, güneş doğumundan öğlene kadar olan zaman dilimi.

Sabah ile ilgili Cümleler

  • Ali her sabah yürüyüşe gider.
  • Sabah 10.00'dan öğleden sonra 2.00'ye kadar perşembe günleri hariç, arabayı evin önüne park edebilirsin.
  • O her sabah annesinin mutfakta kahvaltı hazırlamasına yardım eder.
  • Ali bütün sabahı sorgulama odasında geçirdi.
  • Ali her sabah 2.30'da yataktan kalktı.
  • Sabah 7.00'den sonrasına kadar bu havuzda yüzmene izin verilmez.
  • Sabah 08:00.
  • Sabah 4:00'te beni uyandırmak için zahmet etmeyin. Yarın balık tutmaya gitmeyi planlamıyorum.
  • Ali bu sabah bize Mary'yle Boston'a taşındığını söyledi.
  • Bu sabah uyandığımda, kendimi biraz rahatsız hissettim.
  • Sabah 6:30 da uyanırım.
  • Yarın sabah yedide beni uyandırabilir misin?
  • Sabah 7:00'de Narita Havaalanına ineceğiz.
  • Sabah 6'da yola çıkmak istiyorum.
 

Sabah anlamı, kısaca tanımı:

Güneş : Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi. Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam.

Zaman : Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Dönem, devir. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Çağ, mevsim. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit.

Hayrola : "Ne var, ne oluyor" anlamında kullanılan bir söz.

Sabaha çıkmamak : Sabaha kadar yaşayamamak, sabahtan önce ölmek.

Sabaha kadar : Bütün gece boyunca.

Sabahı bulmak : Bir şey sabaha kadar sürmek. sabahlamak.

Sabahı sabah etmek : Sabahın olmasını uyumadan sabırsızlıkla beklemek.

Sabahı zor etmek : Bir türlü sabah olmamak.

Sabahlar hayrolsun : İş işten geçtikten, olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenen bir söz. günaydın!.

Sabahtan akşama kadar : Bütün gün boyunca.

Sabah akşam : Her vakit, daima, sürekli, devamlı.

Sabah ezanı : Sabah namazının vaktinin geldiğini bildirmek için okunan ezan.

 

Sabah kahvaltısı : Sabah vakti yenilen yemek.

Sabah keyfi : Sabahleyin geç kalkma, yatak keyfi yapma.

Sabah koşusu : Sabahleyin spor amacıyla yapılmış olan koşu.

Sabah namazı : Sabah vakti kılınan namaz.

Sabah sabah : Sabahın uygunsuz bir zamanında.

Sabah vakti : Sabahleyin.

Sabah yeli : Sabahleyin gün doğusundan esen hafif ve yumuşak yel, esin, saba, saba rüzgârı.

Sabahyıldızı : Afrika'da yetişen sert ve kaba dokulu, turuncu sarı renkli ağaç (Nauclea didemichii).

Sabaha doğru : Sabaha karşı.

Sabaha karşı : Gecenin sabaha yakın zamanında, sabaha doğru.

Sabahın körü : Sabahın erken saati.

Çınsabah : Sabahleyin, çok erken.

Selam sabah : Selamlaşıp hatır sorma.

Ertesi sabah hapı : Ertesi gün hapı.

Akşama sabaha : Neredeyse, pek yakında, kısa bir süre içinde.

Akşamlı sabahlı : Her akşam ve her sabah.

Sabah ola hayrola : "sabah olsun, o vakte kadar iş belki düzelir" anlamında kullanılan bir söz.

Sabaha : Yarın sabah.

Sabahçı : İkili öğretim yapan okullarda öğleden önce ders gören öğrenci, öğlenci karşıtı. Uyumadan sabahı bulan kimse. Nöbeti sabaha doğru olan veya sabaha rastlayan kimse.

Sabahçı kahvesi : Sabaha kadar açık kalan kahve. Sabaha karşı açılan kahve.

Sabahçılık : Sabahçı olma durumu.

Sabahki : Sabah olan, sabah yapılan.

Sabahlama : Sabahlamak işi.

Sabahlamak : Bir yerde sabaha kadar kalmak. Herhangi bir sebeple bütün geceyi uyumadan geçirmek.

Sabahları : Sabah vaktinde. Her sabah.

Sabahlatma : Sabahlatmak işi.

Sabahlatmak : Sabahlama işini yaptırmak.

Sabahleyin : Günün başlangıcı, günün ilk saatleri, sabah, sabah vakti, horoz vakti.

Sabahlık : Sabahla ilgili, sabaha özgü. Sabahları yataktan kalkınca geçici olarak giyilen üstlük.

Sabahtan : Sabahleyin.

Akşamdan kavur sabaha savur : Söylediği sözü tutmayan kişiler için kullanılan bir söz. kazandığını günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanılan bir söz.

Akşamlık sabahlık : Nerede ise, kaçınılmaz sonuç pek yakında.

Horozu çok olan köyde sabah geç olur : "karışanı çok olan işlerden sonuç güç alınır" anlamında kullanılan bir söz.

Kısmetsiz köpek sabaha karşı uyuyakalır : "Tanrı kendisine kısmet vermemiş olan yaratık, yararlanılacak şeyi elde etmek kolaylaştığı zaman, başka bir işle uğraştığı için bundan yoksun kalır" anlamında kullanılan bir söz.

Nerede akşam orada sabah : "kimselerin yeri yurdu belli olmaz, düzenli bir hayatları olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Selamı sabahı kesmek : Her türlü ilişkisine son vermek.

Ezan : Müslümanlıkta namaz vaktini bildirmek için müezzinin yüksek sesle yaptığı çağrı.

Namaz : İslamın beş şartından biri olan ve Müslümanların günde beş vakit, dinî kurallara göre yapmak zorunda oldukları ibadet, salat.

Öğle : Gün ortası, öğlen, öğle vakti. Öğle namazı. Öğle ezanı.

Doğum : Bir kimsenin doğduğu yıl. Doğma işi, tevellüt, veladet.

Öğlen : Meridyen düzlemi, nısfınnehar. Öğle.

Dilim : Belli ölçülere göre oluşmuş bölüm. Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, epizot. Radyatör parçalarından her biri. Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça.

Sabah : Güneşin doğduğu andan öğleye kadar geçen zaman. Sabah namazı. Sabah ezanı. Sabahleyin.

Ezanı : Ezanla ilgili.

Sabah cimnastiği : Vücudu, gecenin uyuşukluğundan kurtarıp günlük yaşama taze güçle başlatmak için süresi, ölçü ve temposu ılımlı alıştırmalardan oluşan cimnastik.

Sabah kızıllığı : Güneş'in doğmasına yakın doğu gözerimi üstünde görülen kızıllık.

Sabah ola, hayrola : “sabah olsun, o vakte kadar iş belki düzelir” anlamında kullanılan bir söz. İlgili cümle: "“Bu koskoca şehirde açlıktan ölecek değilim ya? Sabah ola, hayrola. Bir çaresini bulurum elbet.”" O. Hançerlioğlu.

Sabah yıldızı : Gün doğmadan önce doğu gözeriminde görülen parlak yıldız. Venüs'ün başka adı.

Sabaha çıkmamak : sabaha kadar yaşayamamak, sabahtan önce ölmek. İlgili cümle: "“Zavallı sabaha çıkmazsa eğer, bil ki benim yüzümden.”" E. Şafak.

Sabahat : 5. Bir kız ismi olarak anlamı; Güzellik, yüz güzelliği.

Sabahattin : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Dinin güzelliği.

Sabahayn : sabahleyin

Sabahdan : Sabahleyin Sabahleyin; ertesi gün || sebahdan || zebahdan

Sabahı bulmak : sabahlamak. İlgili cümle: "“Hiç uyuyamadım. Her dakika gelip kaldıracaklar sanıyorum. Ama işte sabahı ettik.”" S. F. Abasıyanık.

Diğer dillerde Sabah anlamı nedir?

İngilizce'de Sabah ne demek? : [Sabah] adj. morning, matutinal

adv. in the morning

n. morning, ante meridiem, morrow, morn

Fransızca'da Sabah : matin [le]

Almanca'da Sabah : n. Morgen

Rusça'da Sabah : n. утро (N)

adj. утренний

adv. утром