Namaz nedir, Namaz ne demek
Namaz; bir din b. terimidir. kökeni farsça dilinden gelmektedir.
- İslamın beş şartından biri olan ve Müslümanların günde beş vakit, dinî kurallara göre yapmak zorunda oldukları ibadet, salat

"Namaz" ile ilgili cümle
- "Bu namaz, alelade bir ibadet değildi." - R. E. Ünaydın
Yerel Türkçe anlamı:
Namaz. // namaz kilmek: namazı eda etmek
Namaz anlamı, kısaca tanımı:
Namaz kılmak : Namaz ibadetini yerine getirmek.
Namaza durmak : Namaza başlamak.
Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz : "kişi yapmak istemediği işin ayrıntılarıyla ilgilenmez" anlamında kullanılan bir söz.
Namazı kılınmak : Müslüman birinin cenaze namazı kılınmak.
Namaz bezi : Namaz örtüsü. Başa örtülen bir örtü türü.
Namazbozan : Bir tür eğrelti otu.
Namaz niyaz : İbadet.
Namaz örtüsü : Namaz kılarken kadınların başlarına örttükleri tülbent vb. kumaştan yapılmış olan örtü, namaz bezi.
Namaz vakti : Namazın kılınacağı zaman.
Nafile namaz : Sevap kazanmak amacıyla farz ve vacip namazları dışında kılınan namaz.
Akşam namazı : Akşam vakti kılınan namaz.
Bayram namazı : Dinî bayramların ilk gününde sabah namazından sonra kılınan namaz.
Cenaze namazı : Cenaze gömülmeden önce musalla taşının üstüne konulan tabutun önünde kılınan namaz.
Cuma namazı : Cuma günü öğle vaktinde cemaatle kılınan namaz, cuma.
İkindi namazı : İkindi vakti kılınan namaz.
Kuşluk namazı : Kuşluk vaktinde kılınan namaz.
Öğle namazı : Öğle vakti kılınan namaz.
Sabah namazı : Sabah vakti kılınan namaz.
Teravih namazı : Teravih.
Vitir namazı : Yatsı namazından sonra kılınan üç rekât namaz, vitir.
Yatsı namazı : Yatsı vakti kılınan namaz.
Namazcı : Namazını düzenli kılan kimse.
Namazında niyazında : İslam dininin gerekliliklerini tam anlamıyla yapan.
Namazlağı : Üstünde namaz kılınan seccade.
Namazlık : Seccade. Namazda okunan kısa sureler. Namaz süresi kadar olan.
Namazsız : Aybaşı durumunda olan (kadın). Namaz kılmayan.
Abdestinde namazında olmak : Dindar olmak.
Art eteğinde namaz kılmak : Çok temiz huylu olmak.
Bu abdestle daha çok namaz kılınır : "bir tutum veya davranışın etkisi sürekli olur" anlamında kullanılan bir söz.
Buyurun cenaze namazına : Beklenmedik kötü bir durum karşısında üzüntü anlatan bir söz.
Cemaatle namaz kılmak : İmama uyarak namaz kılmak.
Eteğinde namaz kılınmak : İçi dışı çok temiz kişi olmak.
Gönülsüz namaz göğe ağmaz : "isteksiz yapılmış olan bir işten hayır gelmez" anlamında kullanılan bir söz.
İslam : Müslümanlık.
Şart : Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul. Temel kural belgesi.
Müslüman : Doğru, haktan ayrılmaz kimse. İslam dininden olan kimse, Muhammedî, Müslim, Müselman, mümin. İslam dininin kurallarını yerine getiren kimse.
Vakit : Geçim, para bakımından elverişli durum. Belirlenmiş olan zaman. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Zaman. Çağ.
Kural : Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke.
Yapmak : Yol almak. Dışkı çıkarmak. Bir durum yaratmak. Olmasına yol açmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Düzenli bir duruma getirmek. Edinmek, sahip olmak. Gerçekleştirmek. Evlendirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Onarmak, tamir etmek. Salgılamak, çıkarmak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak.
İbadet : Bir dinin buyruklarını yerine getirme.
Namaz bürgüsü : Kadınların namaz kılarken başlarına örttükleri ince tülbent.
Namaz etmek : Namaz kılmak
Namaz gılmah : ( Namazbur : Abdestbozan Namazcıl : Sürekli namaz kılan. Namazdıh : Üstünde namaz kılınan kilim, post vb. şeylerden yapılmış seccade. Namazgah : Açıkta namaz kılmak için hazırlanmış olan ve kıble yönüne doğru dikili bir taşı bulunan yer, musalla. İlgili cümle: "Yanımdaki kırık taşa bakılırsa burası bir eski namazgâhtı." R. N. Güntekin. Çanakkale ilinde, Yenice ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Zonguldak kenti, Gökçebey belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Namazla : Üstünde namaz kılınan kilim, post vb. şeylerden yapılmış seccade. Üstünde namaz kılınan örtü, halı, kilim. Namazlık, seccade Namazlaa : Üstünde namaz kılınan kilim, post vb. şeylerden yapılmış seccade.. Namazlacı : Üstünde namaz kılınan kilim, post vb. şeylerden yapılmış seccade. İngilizce'de Namaz ne demek? : [Salat] n. prayers, prayer Fransızca'da Namaz : prière [la] (selon le rite musulman) Almanca'da Namaz : rituelles GebetNamaz ile ilgili Cümleler
Diğer dillerde Namaz anlamı nedir?

Bu kısımda Namaz nedir? Namaz ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Namaz tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Namaz hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.